Günlük kaydı tutma işlevi etkinleştirildi.نشط تسجيل الاستخدام.
Günlük kaydı tutma işlevi etkinleştirildi.使用ログの記録を開始しました。
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.A identidade Han tem sido o cimento que tem unido este país.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Chanská identita je oním cementem, který drží tuto zemi pohromadě.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.China nooit samengebleven kon zijn. De Han-identiteit is het cement dat dit land samenhield.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Chiny są zjednoczone. Świadomość przynależności do rodu Han spaja kraj.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Die Han-Identität ist der Zement, der das Land zusammen gehalten hat.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Han-identiteetti on sementoinut tämän maan kokonaisuudeksi.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Han-identiteten har været cementen, der har holdt dette land sammen.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Identitas Han telah menjadi semen yang telah menjaga negara ini menjadi satu.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Identitatea Han a fost fundaţia care a ţinut unită această ţară.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.한족의 정체성은 중국이 하나의 국가로 유지할 수 있었던 결속력이었습니다.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.la Chine ne serait jamais restée unie. L'identité Han a été le ciment qui a maintenu ce pays uni.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.L'identità degli Han è stata il cemento che ha tenuto insieme questo paese.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.lòng tự tôn của người Hán được bồi đắp giúp cho quốc gia này gắn chặt một khối.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Η ταυτότητα των Χαν υπήρξε το τσιμέντο που κράτησε τη χώρα ενωμένη.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Идентичность хань стала цементом, обеспечивающим единство страны.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Ідентичність ханьців стала цементом який тримав цю державу єдиною.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Китай никога нямаше да остане цял. Идентичността за Хан беше цимента, който задържал тази страна цяла.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.זהות ההאן הייתה המלט אשר החזיק את הארץ הזו מאוחדת.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.ان الشخصية - شخصية سلالة الهان - كانت الرابط الذي ربط هذه الدولة معاً
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.この国を一つにするセメントとなってきたのです デメリットはというと
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirBy był jeszcze zdolny do powielenia, musi być rozpleciony po to aby mógł działać.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirDan bahkan agar ia dapat bereplikasi, ia harus terurai seperti ini agair ia dapat berfungsi.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekir심지어 이것은 복제를 할수있게 하기위해서, DNA는 기능을 하기 위해서는 이 모양처럼 풀려야 합니다.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirDokonce i pro svou vlastní replikaci musí být takto rozmotaná, aby mohla správně fungovat.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirE anche per potersi replicare, deve essere srotolato così.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirEn zelfs wanneer het gerepliceerd wordt, moet het zo ontvouwen zijn, om dit mogelijk te maken.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirY aun para que puedadn replicarse, tiene que desenrrollarse así para que funcione.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirو له لتتمكن من التضاعف , يجب ان تكون مفككة مثل ذلك لتكون قارة على عمل وظائفها.
Hatta çoğalabilirlik(kopyalama) işlevine sahip olmaları için sarılmamış olmaları gerekirこんなふうに、ほどけてないとね あとで、固くねじれることになる
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.A práve vďaka svojmu tvaru sa môže tak ľahko vo vzduchu vznášať. Dobre. Pozrite na ten tvar.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.A szerkezete kölcsönzi neki azt a funkciót, hogy annyira könnyen tud szállni a levegőben.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.Bentuknya memberikan fungsi untuk mampu bergerak bebas di udara dengan mudah. Lihat bentuknya.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.De vorm geeft het de mogelijkheid om zo gemakkelijk door de lucht te dwarrelen. Kijk naar die vorm.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.É a sua forma que lhe dá a funcionalidade de flutuar pelo ar tão facilmente,
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.Et sa forme est ce qui lui donne la capacité de planer si facilement, OK. Regardez cette forme.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.Jego kształt umożliwia mu wirowanie w powietrzu z łatwością. Spójrzcie na ten kształt.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.제라늄이 형체는 그것이 공기속으로 잘 뚫고 들어갈 수 있게끔 만들어졌습니다. 저기 저 형체를 한 번 보세요.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.Y la forma es lo que le da la capacidad de... flotar por el aire fácilmente, ok. Miren la forma.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.Και το σχήμα που έχει της παρέχει την ικανότητα να αιωρείται στον αέρα τόσο εύκολα. Δείτε το σχήμα αυτό.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.В её форме заложена способность парить в воздухе. Взгляните на эту форму внимательнее.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.И формата е тази, която дава капацитета да може да лети, да се носи лесно по въздуха, ок. Вижте формата.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.והצורה שלו היא זו שנותנת לו את היכולת להינשא באויר כל כך בקלות, בסדר? תסתכלו על הצורה שלו.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.وشكلها هو الذي يمنحها مهمة القدرة على الاندفاع في الهواء بسهولة، حسناً. أنظروا إلى الشكل.
Havada kolayca yuvarlanabilme işlevini ona veren şekli; tamam, şekline bakın.この形を見てください 生物は物質に情報を足します
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Fiecare agenţie este unică şi îndeplineşte o funcţie separată.
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Každá agentúra je jedinečná a plní samostatnú funkciu.
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Každá z nich je jedinečná a plní individuální funkce.
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Każda z nich jest unikalna i pełni indywidualną funkcję.
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Minden egyes ügynökség egyedi, és egyéni küldetést teljesít.
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Ogni agenzia è unica nel suo genere e svolge una funzione specifi ca.
Her ajans benzersiz olup bağımsız bir işlevi yerine getirir.Κάθε οργανισµός είναι µοναδικός και εκpiληρώνει συγκεκριµένη λειτουργία.
Her düğme tuş takımı sol tarafındaki tam aynı işlevi aynı şekilde gerçekleştirir. [F3] dışında [F4]Все кнопки на левой стороне клавиатуры выполняет точно же функцию в точно так же за исключением [F3] и [F4]
Her düğme tuş takımı sol tarafındaki tam aynı işlevi aynı şekilde gerçekleştirir.[F3] を除いて、[F4]
Her düğme tuş takımı sol tarafındaki tam aynı işlevi aynı şekilde gerçekleştirir.모든 버튼 키패드 왼쪽에 정확한 같은 방법으로 정확한 동일한 기능을 수행
Her düğme tuş takımı sol tarafındaki tam aynı işlevi aynı şekilde gerçekleştirir.كل زر على الجانب الأيسر من لوحة المفاتيح يؤدي وظيفة نفس الدقيق في الضبط بنفس الطريقة
Her şeyin kalitesi iyi olsa, satıcıların bir işlevi kalmazdı.Jika semuanya berkualitas terbaik, penjual tidak akan ada gunanya.
Her şeyin kalitesi iyi olsa, satıcıların bir işlevi kalmazdı.Jos kaikki on hyvää laatua, myyjillä ei olisi tarkoitusta.
Her şeyin kalitesi iyi olsa, satıcıların bir işlevi kalmazdı.Se tutto fosse di buona qualità, i venditori non avrebbero uno scopo.