BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.Функція ABS () повертає модуль числа з плаваючою комою x.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.Функція BIN2OCT () повертає значення, форматоване як вісімкове число.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.Функція RANDPOISSON () повертає псевдовипадкові числа, розподілені з функцією розподілу Пуассона.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.הפונקציה () ABS מחזירה את הערך המוחלט של מספר מטיפוס נקודה צפה.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.הפונקציה () BIN2OCT מחזירה את הערך בתור מספר אוקטלי.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.הפונקציה () RANDPOISSON מחזירה מספר פסידו־ אקראי שמתפלג התפלגות פואסון.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.الدالة ABS () ترجع القيمة المطلقة للعدد الكسري الحقيقي س.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.الدالة BIN2OCT () ترجع القيمة مهيأة كعدد بالنظام الثماني.
BIN2OCT () işlevi, verilen sayıyı sekizlik düzende gönderir.الدالة RANDPOISSON () ترجع عددا شبه عشوائي بتوزيع بواسون.
Birçok yerde kullanıldı, ama ben sıvı kristal ekranların özelikle bu kabinlerdeki işlevini seviyorum.Het wordt op vele plaatsen gebruikt. Ik hou speciaal van het gebruik van LCD-schermen in de paskamer.
Birçok yerde kullanıldı, ama ben sıvı kristal ekranların özelikle bu kabinlerdeki işlevini seviyorum.많은 곳에서 사용이 되었는데, 전 이곳에서의 쓰임이 마음에 듭니다 탈의실 안에서의 액정 화면의 쓰임 말입니다.
Birçok yerde kullanıldı, ama ben sıvı kristal ekranların özelikle bu kabinlerdeki işlevini seviyorum.Използва се на много места, но особено ми харесва употребата тук на дисплеи с течни кристали в пробната.
Birçok yerde kullanıldı, ama ben sıvı kristal ekranların özelikle bu kabinlerdeki işlevini seviyorum.זה נמצא בשימוש במקומות רבים, אך אני במיוחד אוהב את השימוש כאן בצגי LCD בחדר המדידה.
Birçok yerde kullanıldı, ama ben sıvı kristal ekranların özelikle bu kabinlerdeki işlevini seviyorum.私は特にこの試着室での使い方が気に入っています 前回 私が店を見に行ったときには
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.Es ist sehr schwierig, die Funktion all dieser Hausteile zu verbessern.
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.Je veľmi zložité zlepšiť funkciu všetkých častí domu.
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.주택의 모든부분을 개선하는 것은 아주 어려운 일입니다.
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.Trudniej jest polepszyć funkcjonowanie tych wszystkich aspektów domu i zastosować 9 zasad zdrowego życia.
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.И очень нелегко улучшать функционирование всех этих элементов жилья.
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.זה מאד קשה לשפר את התפקוד של כל החלקים הללו בבית,
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.كل أجزاء المنزل و كامل المنزل, و الممارسات المعيشية التسعة
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.改善するのは困難を極めます 1軒ごとに "9つの原則" に基づいた250ヶ所を
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.A jedna věc mě pořád hryzala, a to, že když penis plní svoji funkci, tak se nekroutí.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Dan satu hal yang terus mengganggu saya, adalah saat otot ini bekerja penis itu tidak bergoyang.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Điều khiến tôi bức rức đó là, khi đang thực hiện chức năng, thì dương vật không ngọ nguậy.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Iets anders wat me dwars zat, was dat wanneer ze functioneren, penissen niet wiebelen.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.그리고 계속 신경쓰이는 것이 있었는데요, 그건 성기가 기능을 발휘할 때는 상하좌우로 씰룩씰룩 움직이지 않는다는 것입니다.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Mais une chose continuait à me tracasser, et c'était le fait que, en activité, les pénis ne s'agitent pas.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Mă tot preocupa ceva: când funcţionează, penisurile nu se clatină.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Und eine Sache störte mich immer weiter, und zwar, wenn sie funktionieren, dann wackeln Penisse nicht.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.Едно нещо ме притесняваше, и това е, че когато те функционират, пенисите не се клатят.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.И одна вещь меня продолжала беспокоить: когда пенисы функционируют, они не ёрзают.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.ודבר אחד המשיך להטריד אותי, וזה, כשהם פועלים, פינים לא מתפתלים.
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.وكان شيئاً واحداً يزعجني, وهو انه عندما تقوم بالعمل الاعضاء التناسلية الذكرية لا تتذبذب
Bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu, o da şuydu ki; penis işlevini yerine getiriyorken bükülmüyor.ペニスは勃起している最中に 動き回ったり しないということです (笑)
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Also können wir schauen, wie gut sie etwas verkaufen, in ihrer Funktion als Teammitglied.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.KIta dapat melihat seberapa baik mereka dalam menjual sebagai tugas dari anggota sebuah tim.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.따라서 저희는 그 팀의 일원으로 역할하면서 얼마나 잘 팔았는지 측정할 수 있습니다.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Lahko pogledamo in vidimo, kako dobro prodajajo, ker so del skupine.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Meg tudjuk nézni, hogy milyen jól adnak el, annak a függvényében, hogy egy csapat tagjai.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Możemy zbadać, jak dobrze idzie im sprzedaż, jako funkcja członkostwa w zespole.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Ne uităm să vedem cât de bine vând în funcţie de echipa de care aparțin.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Nous pouvons regarder et voir comment ils vendent des choses dans leur rôle de membre d'une équipe.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Podemos observar como se saem, a vender coisas enquanto membros de uma equipa.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Podemos ver lo bien que venden en función del equipo al que pertenecen.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Possiamo guardare e vedere come vendono in funzione del fatto di essere membri di una squadra.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Så vi kan se hvor godt de sælger ting som en funktion af at være et medlem af teamet.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Takže se můžeme podívat na úspěšnost prodeje léků, jako na funkci jejich příslušnosti v týmu.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Voimme siis tarkastella kuinka hyvin he myyvät tiimin jäseninä.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.We kunnen kijken hoe goed ze dingen verkopen als lid van een team.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Επομένως μπορούμε να δούμε πόσο καλά πουλάνε πράγματα όντας μέλη μιας ομάδας.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Ми простежили за успіхами з продажу, коли вони працюють у команді.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Мы можем наблюдать, насколько хорошо идут продажи, когда работа выполняется командой.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.Така че можем да погледнем и видим колко добре те продават като функция на това да си член на екипа.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.אז אנו יכולים לראות כמה מוצלחים הם במכירה כפונקציה של היות כל אחד מהם חלק מקבוצה.
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.إذن يمكننا أن ننظر و نرى كيف يبيعون هذه الأشياء كعمل لكونهم عضو في الفريق
Bir takımın üyesi olmanın işlevi olarak, ne kadar iyi sattıklarını, bakınca görebiliyoruz.どれだけ販売しているのかを観察しました カナダの学生と同様 あるチームには
Bir UUIM’nin üç temel işlevi aşağıdaki gibidir:Les trois fonctions opérationnelles d’un OND sont les suivantes:
Bir UUIM’nin üç temel işlevi aşağıdaki gibidir:Межорганизационные границы.
Böyle bir şeyin işlevi ne olur diye düşünmek için, mürekkebin kullanıldığı bütün alanları bir düşünün.Acum, pentru a ne gândi la pontețialul acesteia, gândiți-vă la locurile unde cerneala este aplicată.