Ana içeriğe geç
Sözlük

işittim ile cümle

işittim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Rabbin gününde Ruhun etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.Я був в дусї в день Господень, і чув ізза себе великий голос, наче труби, що глаголав:
Rabbin gününde Ruhun etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.ואהי ברוח ביום האדון ואשמע אחרי קול גדול כקול שופר׃
Rabbin gününde Ruhun etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.كنت في الروح في يوم الرب وسمعت ورائي صوتا عظيما كصوت بوق
Rabbin gününde Ruhun etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.當 主 日 我 被 聖 靈 感 動 、 聽 見 在 我 後 面 有 大 聲 音 如 吹 號 說
Rabbin gününde Ruhun etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.當 主日 我 被 聖靈 感動 、 聽見 在 我 後 面 有 大 聲音 如 吹號說
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.A počul som i hlas, ktorý mi hovoril: Vstaň, Petre, bi a jedz!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.E sentii una voce che mi diceva: Pietro, àlzati, uccidi e mangia
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Et j`entendis une voix qui me disait: Lève-toi, Pierre, tue et mange.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Ich hörte aber eine Stimme, die sprach zu mir: Stehe auf, Petrus, schlachte und iß!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.I usłyszałem głos mówiący do mnie: Wstań, Piotrze; rzeż, a jedz.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Jag hörde ock en röst säga till mig: 'Stå upp, Petrus, slakta och ät.'
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Ja minä kuulin myös äänen, joka sanoi minulle: `Nouse, Pietari, teurasta ja syö`.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Jeg hørte også en røst som sa til mig: Stå op, Peter! slakt og et!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.또 들으니 소리 있어 내게 이르되 베드로야 일어나 잡아 먹으라 하거늘
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Lalu saya mendengar suatu suara berkata kepada saya, 'Ayo bangun, Petrus! Sembelihlah itu dan makan!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.llék pedig szót [is], mely ezt mondja vala nékem: Kelj fel Péter, öljed és egyél!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Luego oí también una voz que me decía: "Levántate, Pedro; mata y come.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Og jeg hørte også en Røst, som sagde til mig: Stå op, Peter, slagt og spis!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Ouvi também uma voz que me dizia: Levanta-te, Pedro, mata e come.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Şi am auzit un glas, care mi -a zis: ,Petre, scoală-te, taie şi mănînîncă.`
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Slyšel jsem také i hlas ke mně řkoucí: Vstaň, Petře, bij a jez.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Ta lại nghe có tiếng phán rằng: Hỡi Phi -e-rơ, hãy chờ dậy, giết thịt và ăn.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Ta lại nghe có_tiếng phán rằng : Hỡi_Phi - e-rơ , hãy chờ dậy , giết_thịt và ăn .
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Zaslišim pa tudi glas, da mi pravi: Vstani, Peter, kolji in jej!
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Και ηκουσα φωνην λεγουσαν προς εμε Σηκωθεις, Πετρε, σφαξον και φαγε.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.И услышал я голос, говорящий мне: встань, Петр, заколи и ешь.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.І чув я голос, що глаголав до мене: Встань, Петре, заколи та й їж.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.Обаче, втори глас от небето продума, Което е Бог очистил, ти за мръсно го не считай.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.ואשמע גם קול האמר אלי קום פטרוס זבח ואכל׃
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.‎وسمعت صوتا قائلا لي قم يا بطرس اذبح وكل‎.
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.我 且 聽 見 有 聲 音 向 我 說 、 彼 得 、 起 來 、 宰 了 喫
Sonra bir sesin bana, ‹Kalk, Petrus, kes ve ye!› dediğini işittim.我 且 聽見 有 聲音 向 我 說 、 彼得 、 起來 、 宰了喫
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.Da hørte jeg Herrens røst: Hvem skal jeg sende, og hvem vil gå for oss? Da sa jeg: Se, her er jeg, send mig!
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.내가 또 주의 목소리를 들은즉 이르시되 내가 누구를 보내며 누가 우리를 위하여 갈꼬 그 때에 내가 가로되 내가 여기 있나이다 나를 보내소서
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.Potemem słyszał głos Pana mówiącego: Kogoż poślę? a kto nam pójdzie? Tedym rzekł: Otom ja, poślij mię.
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.Potom slyšel jsem hlas Pána řkoucího: Koho pošli? A kdo nám půjde? I řekl jsem: Aj já, pošli mne.
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.Så hørte jeg Herren sige: "Hvem skal jeg sende, hvem vil gå Bud for os?" Og jeg sagde: "Her er jeg, send mig!"
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.И услышал я голос Господа, говорящего: кого Мне послать? и кто пойдет для Нас? И я сказал: вот я, пошли меня.
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.ואשמע את קול אדני אמר את מי אשלח ומי ילך לנו ואמר הנני שלחני׃
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.ثم سمعت صوت السيد قائلا من ارسل ومن يذهب من اجلنا. فقلت هانذا ارسلني.
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.我 又 聽 見 主 的 聲 音 說 、 我 可 以 差 遣 誰 呢 、 誰 肯 為 我 們 去 呢 . 我 說 、 我 在 這 裡 、 請 差 遣 我
Sonra Rabbin sesini işittim: ‹‹Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?›› diyordu. ‹‹Ben! Beni gönder›› dedim.我 又 聽見主 的 聲音說 、 我 可以 差遣 誰 呢 、 誰肯為 我 們去 呢 . 我說 、 我 在 這裡 、 請 差遣 我
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Albowiem jest postanowienie w Izraelu, prawo Boga Jakóbowego.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Dat is een voorschrift in Israël; de God van Jakob heeft deze regel ingesteld.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:En José lo instituyó por testimonio, cuando salió contra la tierra de Egipto. Escuché un idioma que no conocía
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:For det er en lov for Israel, en rett for Jakobs Gud.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:han gjorde det til en Vedtægt i Josef, da han drog ud fra Ægypten, hvor han hørte et Sprog, han ikke kendte.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:ki je to za pričevanje postavil v Jožefu, ko je šel proti deželi Egiptovski, kjer sem slišal govor neznan.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:하나님이 애굽 땅을 치러 나가시던 때에 요셉의 족속 중에 이를 증거로 세우셨도다 거기서 내가 알지 못하던 말씀을 들었나니
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Lebo je to ustanovením Izraelovi, poriadkom Boha Jakobovho.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Mert végzett dolog ez Izráelnél, a Jákób Istenének rendelése.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Nebo toť jest ustavení v Izraeli, řád Boha Jákobova.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Ordenou-o por decreto em José, quando saiu contra a terra do Egito. Ouvi uma voz que não conhecia, dizendo:
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Questa è una legge per Israele, un decreto del Dio di Giacobbe
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Sillä tämä on käsky Israelille, Jaakobin Jumalan säädös.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Solche hat er zum Zeugnis gesetzt unter Joseph, da sie aus Ägyptenland zogen und fremde Sprache gehört hatten,
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:Ty detta är en stadga för Israel, en Jakobs Guds rätt.
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:עדות ביהוסף שמו בצאתו על ארץ מצרים שפת לא ידעתי אשמע׃
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:‎جعله شهادة في يوسف عند خروجه على ارض مصر. سمعت لسانا لم اعرفه
Tanrı Mısıra karşı yürüdüğünde, Yusuf soyuna koydu bu koşulu. Orada tanımadığım bir ses işittim:他 去 攻 擊 埃 及 地 的 時 候 、 在 約 瑟 中 間 立 此 為 證 . 我 在 那 裡 聽 見 我 所 不 明 白 的 言 語
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod