Onlar işi bitirmemizi istiyor.They need us to finish the job.
O, işi oğullarıyla yürütüyor.He runs the business with his sons.
Saçma konuşma, işim çok sıkıcı!Do not talk nonsense, My job is very boring!
Bugün yapacak bir sürü işim var.I have a ton of work to do today.
Bırak da işimizi yapalım.Let us do our job.
Bırak da Tom işini yapsın.Let Tom do his job.
Bırak da Mary işini yapsın.Let Mary do her job.
Sadece işini yap.Just do your job.
"Tom'un işini kaybettiğini söylediğini düşündüm." "Belki yanılıyordum.""I thought you said Tom lost his job." "Maybe I was wrong."
"Tom'un yeni işinin başarılı olacağını düşünüyor musun?" "Bunu söylemek için çok erken.""Do you think Tom's new business will be successful?" "It's too soon to tell."
Sadece işine odaklan.Just keep your mind on your work.
Tom'un işi hakkında öğrenebildiğin her şeyi öğren.Find out all you can about Tom's business.
Bu onun ilk işiydi.This was his first job.
O onun ilk işiydi.It was her first job.
O benim ilk işimdi.It was my first job.
Tom işinde çok iyi.Tom is very good at his job.
Tom'un hiç işi olmadı.Tom has never had a job.
O, işin bir parçası.It's part of the job.
Onun ikinci bir işi var.He has a second job.
Kendi işini yapmayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to run your own business?
Biz ona yardım etmezsek Tom işi bitiremeyecek.Tom won't be able to finish the job unless we help him.
Artık işini sevmiyor musun?Don't you like your job anymore?
Tom sana onun işinden neden çıktığını anlattı mı?Did Tom tell you why he quit his job?
Hala işinden ayrılmayı düşünüyor musun?Are you still planning to quit your job?
Burada işimiz bitti mi?Are we done here?
Zaten bir işim var.I already have a job.
Nasıl bir işin içine girdiğimden haberim yoktu.I didn't know what I was getting into.
Bu işi severim.I love this job.
Sanırım onun son işini neden bıraktığını Tom'a sormamız gerekiyor?I think we should ask Tom why he left his last job.
Tom'a, Mary'nin önerdiği işi almayı düşünmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should consider taking the job Mary offered him.
Sadece işimi yapmaya çalışıyorum.I'm just trying to do my job.
Yapacak işimiz var.We have work to do.
Tartışacak bir işim var.We have some business to discuss.
Tartışacak işimiz var.We have business to discuss.
Eve dönmeden önce yapacak daha çok işimiz var.We have a lot more work to do before we can go home.
Yapacak çok işimiz var, bu yüzden mola verecek zamanımız yok.We have a lot more to do, so we don't have time to take a break.
Bu işi zamanında bitirmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to finish this job on time.
Bu işin üstesinden gelemeyeceksin.You won't be able to handle this job.
Sen kendi işini önemsemelisin.You need to mind your own business.
Tom işi almazsa, ben size söylerim.If Tom doesn't get the job, I'll tell you.
Tom yeni işini seviyor gibi görünüyor.It looks like Tom likes his new job.
O senin işin değildi.That wasn't your job.
O benim işim.That's my job.
Bu senin işin.That's your job.
Bir işim çıktı, bu yüzden bugünkü toplantıya katılamam.Something's come up, so I can't attend today's meeting.
O, sorumsuzluğundan dolayı işini kaybetti.He lost his job through his irresponsibility.
Onun yeni bir işi ve yeni bir erkek arkadaşı var.She has a new job and a new boyfriend.
Bu işi bitirmek için bir testereye ihtiyacım var.I need a hacksaw to finish this job.
Burnumu başkalarının işine sokmam.I don't poke my nose into other people's business.
Seninle daha fazla vakit geçirmek isterim, ama işime geri dönmeliyim.I'd love to be able to spend more time with you, but I have to get back to work.
Sana işini geri önermek istiyorum.I'd like to offer you your job back.
Tom'un işi yapmayı kabul ettiğini düşündüm.I thought Tom had agreed to do the job.
Tom'un önce Mary ile görüşmeden işini bıraktığına inanamıyorum.I can't believe Tom quit his job without talking it over with Mary first.
Artık senin işine bakamam.I can't cover for you anymore.
Bu işi yalnız yapamam.I can't do this job alone.
Sen olmadan bu işi yapamam.I can't do this job without you.
Tom yardım olmadan basit bir işi bitiremez bile.Tom can't even finish a simple job without help.
Sana işini geri veremeyiz.We can't give you your job back.
Gelecek pazartesiye kadar işi yaptırabileceğimizi garanti edemiyorum.I can't guarantee we'll be able to get the job done by next Monday.
Sadece işini yapamazsın.You can't just not do your job.