içti ile cümle
içti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İlluminati üyeleri gizli bir yemin ettiler ve üstlerine itaat edeceklerine dair ant içtiler.ウィンダミア卿夫人はこれに従い、秘密を守ると誓う。
Kur'an-ı Kerim Meali İctihat Nedir?カレーのルー どうかける?
Bununla beraber bazı önemli Fransız soyluları bu sefere katılacaklarına ant içtiler.しかし、当時の全仏選手権はフランス人選手のみに出場資格が限定されていた。
Şişeleri tokuşturup içtiklerini ve kahkahalar atarak güldüklerini gördüm.彼女と飲み会を開き酒を飲んだ際には笑い上戸になった。
Çay içtikleri yere götürdüler.お茶の入ったドリンクバーを背負っている。
Biftek yedik ve şarap içtik.私たちはステーキを食べてワインを飲んだ。
Bu akşam restoranda Nicholas'la birlikte bedava nane çayı içtim.今日夕方ニコラと一緒にレストランで無料のミントティーを飲んだ。
Tom çok içti.トムさんは飲みすぎた。
Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler.其人嗜酒,冬夏食生菜。
Bazen sigara içtiği görülür.有時候他也會抽煙。
Ne yeyip - içtikleri kesinlikle tespit edilememiştir.至於他與茶和布底的關係如何,則不得而知。
Yediğimizde ve içtiğimizde dahi.吃時,有時會喝酒。
İctihâd, (Arapça: اِجْتِهاد) İslam hukuku terimi.陈知其罪,授手于我。
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.他曾在采访中提到,他很少喝酒,只会偶尔饮用香槟,并已经戒断了香烟和大麻。
Kral da suyu içtikten sonra bardağı Raynald'a uzattı ve o da susuzluğunu geçirdi.国王喝了,把剩下的递给了雷纳德,雷纳德也喝下去缓解口渴。
Kendi matbaası İçtihad Evi’ni kurdu.會裝飾自己的房間。
İkincil kaynak ise birincil kaynağı yorumlayan (ictihad) fıkıhçıların sözlerinden oluşur.以"高"字开头的两个字的复姓,后有改单姓"高"为氏。
İmamların içtihadı değil.不得言離色是我。
Kitabı resmen içtim ve diğerine tamamen hazırım.我本是当头捧喝,促其醒悟。
O tulumdan içti, sarhoş oldu.她為他喝酒,為他哭泣。
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.你们每逢喝的时候,要如此行,为的是记念我。
İçtihatlara dayanmaktadır.誣其有異志。
Osmanlılıktan başka hiçbir içtimai zümreye mensup değilim' demeye mecbur edilmişti. (s.上曰:我光王也,不悟至此,方困且渴;若为我求水。
Fıkıh usûlü olarak kıyas yerine aklı kabul ederek içtihadı önemserler.會因一點點小感動而哭泣,反而被安慰。
Bumbumu içtikten 10 dakikaya kadar başka bir içki içmemeniz önerilir.您应当要注意,在任何公众场所,千万不可喝你已离开过的饮料,即使只有一分钟。
Bazen sigara içtiği görülür.자주 담배를 피운다.
Şirket Haziran 2009'da kurulmuştur ve internet sitesi 21 Haziran 2010 tarihinde içtimaya açılmıştır.이 기업은 2009년 6월 설립되었으며 대중들이 웹사이트를 이용할 수 있게 된 시기는 2010년 6월 21일이다.
İçki içtiğinde kendisine hakim olamıyordu.그녀가 그 마술의 물을 주었을 때 그는 마시려 하지 않는다.
"Ben bu oyunu bitirmeye ant içtim, Dünyanızı başınıza yıkacağım." diyerek sahalara geri dönmüştür.소동이 들어간 곳에 다시 지상에 내려서다 세계 정복을 끝내다」라고 하는 것이었다.
İctihâd, (Arapça: اِجْتِهاد) İslam hukuku terimi.또한 "수고하고 무거운 짐진 자들아 다 내게로 오라.
İçtiği içkisini arabaya koyup arabadan çıkar.꽃을 그늘에 말려 차로 마시기도 한다.
Bir Anayasa Mahkemesi içtihadı 10 yıl içinde değiştirilemez.(헌법 제104조) 대법원장의 임기는 6년으로 하며, 중임할 수 없다.
Bumbumu içtikten 10 dakikaya kadar başka bir içki içmemeniz önerilir.관우가 나서기 전 조조가 따라준 술이 채 식지도 않았다는 묘사를 더하였다.
Lisede, her hafta 100 kutu kola içtikten sonra 3 kez kalp krizi geçirdi.그의 심산정자(深山亭子)에서는 이후 3대에 걸쳐서 수학하며 100여 명의 문하생을 길러냈다 한다.
Böylece, “Bâtınîler” bütün dinî kayitleri ve hattâ içtimaî yükümlülükleri dahi istinasız kaldırıp atmışlardır.공덕(功德, 산스크리트어: guṇa, puṇya: 덕)과 과실(過失: 잘못, 허물)은 각각 선(善)과 불선(不善)을 뜻한다.
Karaoke barda soju içtik.우리들은 노래방에서 소주를 마셨어요.
Şirket Haziran 2009'da kurulmuştur ve internet sitesi 21 Haziran 2010 tarihinde içtimaya açılmıştır.החברה נוסדה ביוני 2009, והאתר הושק ב-21 ביוני 2010.
Sonra yerime gelerek bir kahve içtim.ישבתי ושתיתי קפה...
O tulumdan içti, sarhoş oldu.הוא מתנצל באומרו שהוא שיכור והתבלבל.
İçtimalar, bütün Dünya'dan insanları bir araya getirir.בהיותה הבירה, משכה אליה העיר מהגרים רבים מכל רחבי העולם.
Bu yürüyüş dünyanın en büyük yıllık dini ictimaı dır .החג' הוא העלייה לרגל השנתית הגדולה ביותר בעולם כיום.
27 yaşındayken ictihat derecesine erişti.מותו, בגיל 27 לערך, היה מפתיע.
Öğleden sonraki Führerbunker'de Hitler kendini vurdu ve Eva Braun siyanür (zehir) içti.למחרת התאבדה אשתו הטרייה של היטלר, אווה בראון אף היא בבליעת ציאניד.
Babam birkaç içki içtikten sonra beni arardı ve ben ne diyeceğimi bilemezdim.אבי נהג לקרוא לי אחרי שהיה שותה משקאות אלכוהול משכרים ואני הייתי דוממת, לא היה לי מה להגיד.
Tom yanlışlıkla biraz fare zehiri içti.טום בלע בטעות מעט רעל עכברים.
Tom yanlışlıkla biraz fare zehiri içti.טום בלע בטעות קצת רעל עכברים.
Her ikisi de Arsenik içti ve eşi daha sonra kendini astı.И двамата пият арсен, след което тя се обесва.
Azerbaycan'ın maçları şu anda İctimai TV'den yayınlanmaktadır.В момента се състезава за азербайджанския Телеком Баку.
"Meşrutiyet'in Evrimci Dergisi: Ulûm-ı İktisadiye ve İçtimaiye Mecmuası" (PDF).Поетическото мечтание – форма на себеизразяване и трансцендиране“, сп.
John birçok şişe şarap içti.Джон изпи много шишета вино.
İçtihadîlik sonucu kural tüm mahkemelerde uygulanır.Opća pravna shvaćanja priopćuju se sudovima.
Peter bunun üzerine son bir bira daha içmeye karar verir ve içtiği biranın içinden ödül çıkar.Pričekajte petnaestak sekundi i ponovo pokušajte odrediti okus piva nakon gutljaja.
İçtihat (1904).Ein Glück (1904.)
Prana, soluduğumuz havada, yediğimiz besinde, içtiğimiz suda, güneş ışınlarında bulunur.Svaki dan mi unosimo u svoje tijelo nuklide putem zraka kojeg dišemo, hrane koju jedemo, vode koju pijemo.
Daha sonra kasıtlı olarak kin duyduğu Holloway'ın içtiği içkisinin içine bu sıvıdan damlatır.Nakon toga stavlja jednu kap u alkoholno piće koje daje Hollowayu.
Ahbârî: Peygamber ve İmamlar'ın haberlerine (söz) önem verir ve İçtihad kullanılmasını kabul etmez.U poslanici je naglašeno opravdanje, spasenje i život pomoću vjere, ali to ne isključuje djela općenito.
İçtihat (1904).Ordinovaný (1903).
O tulumdan içti, sarhoş oldu.Nakoniec prišla, tiež ožratá.
Çünkü bütün uluslar Azgın fuhşunun şarabından içtiler.Chudobní pili pivo z krígľov bez poklopu.
Ancak, Anayasa Mahkemesi içtihatları zamanla değişebilir.To sa však môže zmeniť, keď sa opije.
İlgili Sayfalar