içkiye ile cümle

içkiye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İçkiye son çare olarak başvurmamalısın.You should not resort to drinking.
Bir içkiye ne dersin?How about a drink?
İçkiye teslim olmamalısın.You must not indulge in drinking.
Şimdi gerçekten bir içkiye ihtiyacım var.I really need a drink now.
Oyundan sonra bir içkiye ne dersin?How about a drink after the game?
Son zamanlarda kendini içkiye verdi.He has taken to drinking recently.
Barmen, benim bir içkiye ihtiyacım var.Barman, I need a drink.
Bir içkiye ihtiyacım var.I need a drink.
Lütfen bana içkiye son vermemi söyleme lütfen.Please don't tell me to stop drinking.
Bir içkiye gerçekten ihtiyacım var.I really need a drink.
Sanırım bir içkiye ihtiyacım var.I think I need a drink.
Bir içkiye ihtiyacın var.You need a drink.
Muhtemelen bir içkiye ihtiyacın var.You probably need a drink.
Kimin bir içkiye ihtiyacı var?Who needs a drink?
Önce bir içkiye ihtiyacım var.I need a drink first.
Tom içkiye yeniden başladı.Tom fell off the wagon.
Herkesin bir içkiye ihtiyacı var.Everybody needs a drink.
Tom içkiye tövbe etti.Tom signed a pledge.
Tom depresyondayken kendini içkiye verip ilaç manyağı olmuştu.Tom popped pills and drank heavily during his depression.
Bu içkiye ne diyorsunuz?What do you call this drink?
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.Various writers were very concerned about Bart getting drunk.
Bir içkiye ihtiyacım varI need a drink.
Bekle, bir içkiye ihtiyacım var Burada bekle.Wait, I need a drink. Wait here.
Partideki birisi yemeğe ya da içkiye zehir katmış olmalı.Somebody had to have poisoned either the food or the drinks at the party.
Efendi! bir içkiye ne dersiniz? tabii !Master! How about a drink? Yes!
Bir içkiye ne dersin?Wanna grab a drink?
Bölümümde içkiye en dayanıklı kişi bendim.And in our faculty, I can drink the most.
Para her halükarda içkiye gidecek.Se fecharmos as fábricas...
Aynı etkiyi yapması için daha fazla içkiye gereksinim duyulur.Sie sollten so stark wie möglich trinken.
Issız bir yerde içkiye devam ederek geceyi geçirmek istiyorlarmış.Au soir, ils sont toujours en train de boire, assis dehors.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.El embajador mostraba que estaba bajo la influencia del licor.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.По словам очевидцев, депутат был пьян.
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.Часто выпивает на рабочем месте, как и её сын.
Tüm umutları boşa çıkan Devdas evden gider ve kendisini içkiye verir.Кидди, во всём винящий брата, впадает в отчаяние и уходит в запой.
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.ويصنع منه شراب كحولي باسمه.
Aynı etkiyi yapması için daha fazla içkiye gereksinim duyulur.Quando é necessário aumentar a dose para obter-se o mesmo efeito.
Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi.Was te zien in Vrouw Zijn (EO) en Koffietijd.
Arapçada içkiye hamr isminin verilmesi de aklı örtmesi ve gizlemesi ile bağlantılanır.De naam is afgeleid van het Arabische Nihal, نهال, hetgeen 'drinkende kamelen' zou betekenen.
İsolade Brangane'ye dolabında bulunan bir ufak şişeyi çıkarıp bunu bir bardak içkiye katmasını söyler.Adams zabrał z jej pokoju butelkę brandy oraz zegar.
Onun yemek yeme adabı, içkiye düşkünlüğü ve yaşam şekli de aşırı tepki görüyordu.Її любов до розваг, їжі та вина була заразлива.
Ancak bu dönemde de kumar ve içkiye yönelen hayatıyla dikkatleri çekti.Dintr-o dată, mi-a aruncat paharul și conținutul în față.
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.A kocsmában is a testvérének adja ki magát.
Fakat bu ziyaret sırasında Lucy Poly'ye sunduğu içkiye bir zehir koyarak Poly'yi öldürmeye yeltenir.Under en krangel slår Ali Yeter til døde i fylla.
Daryl, Beth'e gülümser ve bunun için daha çok kaçak içkiye ihtiyaçları olacağını dile getirir.Daryl mỉm cười và nói với cô rằng họ sẽ cần thêm rượu.
Aynı etkiyi yapması için daha fazla içkiye gereksinim duyulur.同じ酩酊を感じるのに要する飲酒量が増大する。
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.天明自身は酒がかなり好きだったといわれる。
Issız bir yerde içkiye devam ederek geceyi geçirmek istiyorlarmış.泥酔の末、放浪の旅に出た。
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.그는 자신의 아버지가 술에 취해질 때까지 잠시 집을 떠나기로 결정했다.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.영조가 술을 마셨다고 의심했을 때였다.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.מקורות טוענים כי במהלך הטקס וסט היה שיכור.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.Küsis ka, mis napse ta tahaks juua.
Bekle, bir içkiye ihtiyacım var Burada bekle.Combien de strip-teaseuses faut-il pour soulever une valise ? J'ai le mal du pays. Moi, mon homme me manque.
Bekle, bir içkiye ihtiyacım var Burada bekle.Espera, necesito un trago. Espera aquí. ¡No, no en el lobby!
Bilhassa, cinsel saldırıyı kolaylaştırmak amacıyla içkiye gizlice GHB eklendiğine dair endişeler doğmuştur.Oferowane party pills mogą zawierać materiał roślinny lub substancje półsyntetyczne bądź syntetyczne.
Bir içkiye ihtiyacım varNecesito un trago.
Bir içkiye ne dersin?술 한 잔 할래?
Bir içkiye ne dersin?Mau pergi minum ?
Bir içkiye ne dersin?Vamos beber algo?
Bir içkiye ne dersin?¿vamos por un trago?
Bir içkiye ne dersin?Випити не хочеш?
İlgili Sayfalar