Komedi her zaman biraz trajedi içerir. Üzgün palyaçolar olmasının nedeni bu.Comedy always includes a little tragedy. That's why there are sad clowns.
Buradan içeri giren umudunu geride bıraksın.Abandon hope, all ye who enter here.
Paella çoğunlukla salyangoz içerir.Paella often includes snails.
İki dakika içerisinde arabamızın benzini biter.Our car will run out of petrol in 2 minutes.
Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.A leading specialist was brought in to authenticate the painting.
Bu kutu çeşitli çikolatalar içerir.This box contains assorted chocolates.
Kız kardeşler birbirleriyle ahenk içerisinde yaşadı.The sisters lived in harmony with each other.
Birkaç gün içerisinde, Japonya, Amerikan Guam adasını ele geçirdi.Within days, Japan captured the American island of Guam.
Gazete muhabirlerine içeri girmesine izin verilmedi.Newspaper reporters were not permitted inside.
DVD'nin kesilmemiş versiyonu sadece bir tane ekstra sahne içeriyordu.The uncut version of the DVD only included one extra scene.
Ben içeri girdiğimde onlar çıplaktılar.They were undressed when I came in.
Kusura bakmayın, tanımadığım insanların içeri girmesine izin vermem.I'm sorry, I don't let in people I don't know.
Genellikle çok süt içerim.I usually drink a lot of milk.
Eğlenceli faktörün bir sonucu olarak, Tatoeba rastgele gerçek bilgi bitleri içeriyor.As a consequence of its fun factor, Tatoeba contains random bits of factual information.
Genellikle sabah kahve, akşam çay içerim.In the morning I usually drink coffee, in the evening I drink tea.
Onlar içeride.They're inside.
Bir fincan kahve için onu içeriye davet etti.She invited him in for a cup of coffee.
Onu içeri davet ettiShe invited him in.
O, kapıdan içeri girdiğinde o, onu aramak üzereydi.She was about to call him up when he walked in the door.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Polis seni içeriye atacak.The police will put you in prison.
Yağmur yağmadan önce onu içeriye geri getirdiğinden emin ol.Make sure to bring that back inside before it rains.
Perdeler hiçbir ışığın içeri girmesine izin vermiyor.The curtains don't let any light in.
Her zaman kahvaltımla süt içerim.I always drink milk with my breakfast.
Birileri beni aramaya gelirse, lütfen onlara içeride olmadığımı söyler misiniz?If someone comes looking for me, would you please tell them that I'm not in?
Görünüşe göre, biz iki ay içerisinde bir artış alacağız.Apparently, we'll be getting a raise within two months.
Sabahları her zaman bir fincan kahve içerim.I always drink a cup of coffee every morning.
Birkaç dakika içerisinde hazır olacağım.I'll be ready in a few moments.
Çatı içeriye yağmur sızdırıyor.The roof lets in rain.
Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.This drink clearly has the same flavor as tea.
Lütfen içeri gir ve otur.Please, come in and sit down.
Kahve içerim.I drink coffee.
Ubuntu birçok yazılım içeriyor.Ubuntu includes lots of software.
Fedai onun içeri girmesine izin vermedi.The bouncer wouldn't let him in.
Tom'un yağmurdan dolayı içeri gelmeye niyeti yoktu.Tom didn't have the sense to come in out of the rain.
Tom içeriye arka kapıdan geldi.Tom came in through the back door.
Tom arka kapıdan içeri girdi.Tom came in through the back door.
Tom arka gapydan içeri girdi.Tom came in through the back door.
Tom Mary'nin içeri girmesine izin vermezdi.Tom wouldn't let Mary in.
Tom kapıdan içeriye girer girmez Mary şikayet etmeye başladı.Tom had no sooner walked in the door than Mary started to complain.
Tom'un küçük bir kutu içerisinde Mary'ye bir şey verdiğini gördüm.I saw Tom give Mary something in a small box.
O içeri girdiğinde, o iki saattir ders anlatıyordu.He had already spent two hours lecturing when she came in.
Bu cümle bir hata içeriyor.This sentence contains an error.
Bizim hücrelerde kromozomlar genetik materyalimizin bütününü içerir.The chromosomes in our cells contain the whole of our genetic material.
Katolik İncil, Protestan İncil'deki her şeyi ve diğer birkaç kitabı içerir.The Catholic Bible contains everything in the Protestant Bible plus several other books.
Tom bir kano içerisinde nehrin aşağısına gitti.Tom went down the river in a canoe.
Tom altı ay içerisinde yatırımını üçe katladı.Tom tripled his investment in six months.
Tom tamir edilmesi için bilgisayarını içeri götürdü.Tom took his computer in to be repaired.
Tom Mary'nin maviler içerisinde muhteşem göründüğünü düşünüyor.Tom thinks Mary looks great in blue.
Tom on beş dakika içerisinde burada olmalı.Tom should be here within fifteen minutes.
Tom içeriye temiz hava girdirmek için pencereyi birazcık açtı.Tom opened the window a crack to let in a bit of fresh air.
Tom az önce içeriye gelen adama baktı.Tom looked at the man who had just come in.
Tom odasının anahtarını içeride unuttu.Tom locked himself out of his room.
Tom sahip olduğu her şeyi küçük bir valiz içerisinde taşıdı.Tom carried everything he owned in a small suitcase.
Onlar Tom'u bir sedyenin üstünde içeri getirdiler.They brought Tom in on a stretcher.
Telefon aramasından sonra üç dakika içerisinde polisler Tom'un kapısındaydılar.The police were at Tom's door within three minutes after the phone call.
Bu kasaba son on yıl içerisinde çok fazla değişmedi.This town hasn't changed much in the last ten years.
Sabah kahvaltısı tabakları hâlâ lavabonun içerisindeydi.The breakfast dishes were still in the sink.
Belki bir aylık zaman içerisinde akıcı şekilde konuşabileceğim.Maybe I'll be able to speak fluently in a month's time.
Onun içeri girmesine kim izin verdi?Who allowed him in?