Tom içer ama o, bu sabah sarhoş değil.Tom drinks, but he's not drunk this morning.
Daha demin birisi içeri gelip Tom'u sordu.Someone just came in asking for Tom.
Kapı açık, içeri gir.Come in, it's open.
Bu içeri girdiğin yer.That's where you come in.
Sadece biri içeri girebildi.Anyone could just walk in.
Her an birisi içeri girebilirdi.Anyone could just walk in.
Sadece Tom'un içeri girmesine izin ver.Just let Tom in.
İçeri girmemi istiyorlar.They want me to go in.
Bizi içeri alabilirim.I can get us in.
Tom'un içeri girme yöntemi bu.That's how Tom got in.
Seni içeri alabilirim.I can get you in.
Tom sadece bira o marka içer.Tom only drinks that brand of beer.
Tom içince, herkes içer.When Tom drinks, everybody drinks.
Şimdi sorgulamak için onu içeri getiriyorlar.They're bringing him in for questioning now.
Tom günde üç paket içer.Tom smokes three packs a day.
Bir günde kaç tane aspirin içersin?How many aspirin do you take a day?
Polis dedektifi tüm kapıların ve pencerelerin içeriden kilitli olduğunu söyledi.The police detective said that all of the doors and windows were locked from the inside.
Lütfen içeriye geri gidin.Please go back inside.
Sanırım içeride kalsak iyi olur.I think we'd better stay inside.
İçeride yer boştu.The place was empty inside.
Tom pencereyi açmamı istiyor, bu yüzden o içeriye tırmanabilir.Tom wants me to open the window, so he can climb in.
Bir sürü insan şekerli koyu kahve içer.A lot of people drink coffee black with sugar.
Birçok insan kahvelerini şekerli siyah içer.Many people drink their coffee black with sugar.
Çikolata bile vitaminler içerir.Even chocolate contains vitamins.
Çikolata bile vitamin içerir.Even chocolate contains vitamins.
İçeriye gidelim.Let's go indoors.
Tom çok içerdi.Tom used to drink a lot.
Ne tür bira içersin?What kind of beer do you have?
İçeri girmene kim izin verdi?Who let you come in?
Süt yerine kahve içerim.I drink coffee instead of milk.
Sen bununla içeri giremezsin.You can't come in with this.
Eve git ve kapıyı içeriden kilitle.Go home and lock the door from the inside.
İçeri girmeden önce ayakkabılarını çıkarmak zorundasın.You have to take off your shoes before you can come in.
Tom, onu, o içeri girdiğinde yapacak.Tom will do it when he comes in.
Bütün tahminler belirli bir ölçüde belirsizlik içerirler.All forecasts have a certain degree of uncertainty.
Birinin içeri girdiğini görmedin, değil mi?You didn't see anyone come in, did you?
Tom çok su içer.Tom drinks a lot of water.
Hangisini daha çok içersin, kahveyi mi yoksa çayı mı?Which do you drink more, coffee or tea?
İçeri geri gelir misin?Would you come back inside?
Neden bizi içeri almıyorsun?Why won't you let us in?
Kapıyı üç kez çalarsan, Tom içeri girmene izin verecektir.If you knock three times, Tom will let you in.
Dün öğleden sonra seni görmek için durdum, fakat sen içerde değildin.I stopped by to see you yesterday afternoon, but you weren't in.
Biz içeri girmeden önce herkes dışarı çıkıncaya kadar bekleyelim.Let's wait until everyone comes out before we go in.
Tom'u içeri almamalısın.You shouldn't let Tom in.
Tom senin içeri girdiğini görmüş olabilir.Tom may have seen you come in.
Tom senin içeri girdiğini görmemiş olabilir.Tom may not have seen you come in.
Mağaranın içerisindeki bütün bu insanları alın.Get all these people inside the cave.
Arabanın anahtarı içeride kilitli kaldı.I've locked myself out of my car.
Güvenlik görevlin içeri girmeme izin vermedi.Your security guard wouldn't let me in.
Sekreterin içeri girmemi söyledi.Your secretary said to come in.
Asistanınız içeri girmeme izin vermedi.Your assistant wouldn't let me in.
Eğer onları içeri alırsanız sizi kendim öldürürüm.If you let them in, I'll kill you myself.
Basın içeriye giremez.The press is not allowed inside.
Kahvaltı için ne içersin? Çay mı yoksa kahve mi?What do you drink for breakfast? Tea or coffee?
Kutu bir Mezepotamya heykeli içermektedir.The box contains a Mesopotamian statue.
Tom iş başında içki içerken bulundu.Tom was found out drinking on the job.
İçeri gireyim ve onlarla konuşayım.Let me go in and talk to them.
İçeri gireyim ve onunla konuşayım.Let me go in and talk to him.
Onlara köpeğin içeri girmesine izin vermelerini söyle.Tell them to let the dog in.
Ona köpeğin içeri girmesine izin vermesini söyle.Tell him to let the dog in.