Tom, Mary'nin onu sigara içerken görmesini istemedi.Tom didn't want Mary to see him smoking.
Bu tür hava benim içeride kalmayı istememe sebep olur.This kind of weather makes me want to stay inside.
Oo sen. Gir içeri.Oh, it's you. Come in.
İçeri girmekten mutlu olurum.I'd be happy to come in.
Köpeğini bütün gün içeride bırakma.Don't leave your dog inside all day.
Bu kutunun içerisinde bir şey var.There's something inside this box.
Kimse içeri giremez.No one can get in.
İçeride birini görmüyorum.I don't see anybody inside.
Tom içer.Tom drinks.
O hâlâ içer ama sadece arada bir.He still drinks, but only once in a while.
Biz içerideyiz.We're inside.
Biz içeride kahvaltı yiyoruz.We are eating breakfast inside.
Kapı açılıyor ve arkadaşım içeri giriyor.The door opens and in walks my friend.
Onun gömleğinden içeri bir buz küpü kaçırdım.I slipped an ice cube down her shirt.
Eğer içki içersen ve araba sürersen sen lanet olası bir salaksın.If you drink and drive, you're a bloody idiot.
Enerji içeriden gelir.Energy comes from inside.
Anne babam beni sigara içerken yakaladı.My parents caught me smoking.
Tom içeridedir.Tom is inside.
Tom bir puro içerken verandada tek başına oturdu.Tom sat alone on the porch smoking a cigar.
Mary ve John içeri girdiğinde Tom yalnızdı.Tom was alone when Mary and John walked in.
Mary içeri girdiğinde Tom mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at the kitchen table when Mary walked in.
Neden içeri gelmiyorsun ve bir fincan kahve içmiyorsun?Why don't you come in and have a cup of coffee?
Neden içeri gelmiyorsun ve bunun hakkında konuşacağız.Why don't you come in and we'll talk about this?
Neden içeri girmiyorsunuz ve beklemiyorsunuz?Why don't you come inside and wait?
Neden içeri gelmiyorsun? O konuda konuşabiliriz.Why don't you come inside and we can talk about it?
Neden içeri girmiyorsun?Why don't you come on in?
Tom içeriyi dolduracak.Tom will fill in.
İçeriye geri git.Go back inside.
İçeri geri dön.Go back inside.
İçeriye git.Go on inside.
Tom'u içeri getir.Bring Tom in.
Tom'u içeride tut.Keep Tom inside.
Tom'un içeri girmesine izin ver.Let Tom in.
Tom'u içeriye gönder.Send Tom in.
Tom'a içeri al.Show Tom in.
Tom'u içeri götür.Take Tom inside.
Tom içeri girdi.Tom came in.
Tom içeriye geldi.Tom came inside.
Tom şarap içer.Tom drinks wine.
Tom içeride.Tom is in.
Tom içeride değil.Tom isn't in.
Tom içeriye baktı.Tom looked inside.
Tom gergin biçimde içeri girdi.Tom nervously entered.
Tom içeriye dikkatle baktı.Tom peered inside.
Tom içeriye koştu.Tom rushed in.
Tom içeride sendeledi.Tom staggered in.
Tom içeride bekledi.Tom waited inside.
Tom içeride yürüdü.Tom walked in.
Tom içeriye girdi.Tom went inside.
Bizi içeri almadılar.We're not welcome.
İçeri giriyoruz.We're going inside.
İçeri geliyoruz.We're coming inside.
Biz içeriye geliyoruz.We're coming in.
İçeride kaldık.We stayed inside.
İçeriye girdik.We went inside.
Onlar içerideler.They're in.
Onlar içeriye geldiler.They came in.
İçeriye dikkatle baktılar.They peered inside.
Onlar içeride yürüdüler.They walked inside.
İçeri girdiler.They went in.