O, içeriğe bağlıdır.It depends on the context.
O, ne içeriyor?What does it involve?
Eğer bir şeyi anlamıyorsanız, onun içeriğinin farkında olmamanızdandır.If you don't understand something, it's because you aren't aware of its context.
İçeri girmeyi başardım.I managed to get in.
İçeri girmemelisin.You must not come in.
İçeri geldiğin zaman beni uyandırmasan iyi olur.You had better not wake me up when you come in.
Süt yerine şarap içer misin?Will you drink wine instead of milk?
Sen çay içersin.You drink tea.
Pencereleriniz hava geçirmez değilse nem içeri sızar.If your windows are not airtight, moisture will seep in.
Okul evimin yürüme mesafesi içerisindedir.The school is within walking distance of my house.
Dışarıda hava soğuk olduğu için içeri gel.Come inside because it's cold outside.
Pastaları ve şekerlemeleri alkole tercih ederim ama ben içerim.I prefer cakes or candies to alcohol, but I do drink.
İçeride kalamayacak kadar çok güzel bir gündü.It was too nice a day to stay inside.
Onlar İngiltere'de çok çay içerler.They drink a good deal of tea in England.
İngilizce dilinde birçok kelime telaffuz edilmeyen harfleri içerir.In the English language many words contain letters which are not pronounced.
Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Yağmur yağdığı için Catherine içerde kaldı.Catherine stayed indoors because it was raining.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
Aşırı içerek sağlığını riske atma.Don't risk your health by over drinking.
İçerken bana eşlik eder misin?Would you join me in a drink?
İçerken bana katılır mısın?Will you join me for a drink?
Neden bir fincan kahve ve bir sohbet için içeri girmiyorsun?Why don't you come in for a cup of coffee and a chat?
Bir hafta içerisinde teslim edebiliriz.We are able to deliver within a week.
Sigara içerdin, değil mi?You used to smoke, didn't you?
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Eve gitmeden önce, rahatlamak için birkaç içki içerim.Before going home, I have a few drinks to relax.
Eğer çocuğunuz zehir içerse, derhal hastaneye götürün.If your child drinks poison, rush him to the hospital.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.You will be able to speak fluent English in another few months.
Bir bardak şarap daha içer misin?Will you have another glass of wine?
Ablam sık sık sütlü çay içer.My older sister often drinks tea with milk.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
Ne içki içerim ne de sigara içerim.I neither drink nor smoke.
Bir top uçarak pencereden içeri girdi.A ball flew in through the window.
Bir web sitenin gördüğü ilgi onun içeriğine bağlıdır.The popularity of a web site depends on its content.
Mavi elbise içerisinde çok iyi görünüyorsunYou look very good in blue.
Bill gerçekten çok fazla içer.Bill really drinks like a fish.
Peter şimdi içeride değil.Peter is not in now.
Pat elbiselerini çıkardı ve içeri daldıPat stripped off his clothes and dived in.
Ne tür biralar içersin?What kinds of beers do you have?
İki lise öğrecisi Tom'u döğüp çürükler içerisinde bıraktılar.Two high school boys beat Tom black and blue.
Tom kapıda, lütfen onu içeri davet et.Tom is at the door. Please ask him in.
Bütün konular içerisinde en çok İngilizceyi severim.I like English best of all subjects.
İçeride kalmak için çok güneşli.It's too sunny to stay inside.
İçeri girmeden önce kapıyı çal lütfen.Please knock before you come in.
Lütfen içeri girin.Please step inside.
Niçin içeriye gelmiyorsun?Why don't you come in?
İçeri girsene.Why don't you come in?
Kapıyı kapattıktan sonra anahtarımı içeride bıraktığımı hatırladım.After I shut the door, I remembered I had left my key behind.
Kapıyı aç ve içeri girmem izin ver, lütfen.Open the door and let me in, please.
Kapı içeriden kilitli kaldığı için, o, eve giremedi.The door remaining locked up from inside, he could not enter the house.
Kapı kilitliydi, bu yüzden içeriye giremedim.The door was locked, so I couldn't get in.
Kapı kilitliydi ve içeri giremedik.The door was locked and we couldn't get in.
Tam dışarı çıkıyorken, o içeri geldi.He came in just as I was going out.
Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.Lots of leftovers remained inside.
Kahvaltıda genellikle bir bardak süt içerim.I usually have a glass of milk for breakfast.
Çoğu Japon, suyu musluktan içer.Most Japanese drink water from the tap.
Zararlı kimyasallar içeriyordu.It contained harmful chemicals.
Bu birkaç aylık zaman içerisinde unutulacak.It'll be forgotten in a few months' time.
Bu kahvaltı içeriyor mu?Does that include breakfast?