i hali ile cümle

i hali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sami şok halindeydi.Sami was in a state of shock.
Halınız perdelerinizle uyuşuyor mu?Does your carpet match your drapes?
Tom antik halılar alır ve satar.Tom buys and sells antique rugs.
Tom Mary ile temas halindeydi.Tom has been in contact with Mary.
Tom bugün onu yapacak ruh halinde olmadığını söyledi.Tom said he wasn't in the mood to do that today.
Sami ve Leyla bir süre boyunca temas halinde kaldılar.Sami and Layla stayed in touch for a while.
Bu sorunlar halının altına süpürülmemelidir.This problem must not be swept under the carpet.
Ödünç alınmış altın geri talep ettikleri zaman kurşun haline gelir.Borrowed gold becomes lead when they demand it back.
Tom arkadaşlarını etkilemek istedi, ancak kendisi aptal haline geldi.Tom wanted to impress his friends, but he just made a fool of himself.
Hali vakti yerinde doktor hoşnut değildir.The doctor, who is well-to-do, is not content.
Bugün iyi bir ruh hali içinde görünmüyorsun.You don't seem to be in a good mood today.
Odanda halı var mı?Does your room have a carpet?
Yeni halıyı beğeniyorum.I like the new carpet.
Tom'un kötü bir ruh halinde olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is in a bad mood.
Tom bugün iyi bir ruh hali içinde görünüyordu.Tom seemed to be in a good mood today.
Tom bunu yapacak ruh halinde değildi.Tom wasn't in the mood to do that.
Tom yoruldu ve kötü bir ruh halinde.Tom is tired and in a bad mood.
Daha fazla bekleyecek hâlim yok gerçekten.I can't really wait any longer.
Bu eski haline getirdiğim arabanın bir resmi.This is a picture of the car that I restored.
Tom bir halı aldı.Tom bought a rug.
Tom Türk halısı aldı.Tom bought a Turkish rug.
Bana eski hâlimi hatırlatıyorsun.You remind me of how I used to be.
Sende eski hâlimi görüyorum.You remind me of how I used to be.
Doğada canlı varlıklar sürekli bir savaş halindedir.In nature, living beings are in a perpetual state of war.
Shag halıları 1960'ların başlarında popülerdi.Shag carpets were popular in the early 1960s.
Avrupa Birliği yeni bir halifelik midir?The European Union is a new caliphate?
Yumurtalar Amerika'da genellikle düzineler halinde satılıyor.Eggs are usually sold by the dozen in America.
Sami ve Leyla iletişim halinde kaldılar.Sami and Layla stayed in touch.
Sami ve Leyla temas halinde kaldılar.Sami and Layla stayed in touch.
Sami kumar bağımlısı haline geldi.Sami became addicted to gambling.
Okyanus sürekli hareket halinde olan büyük bir su kütlesidir.The ocean is a huge body of water that is constantly in motion.
Sami'nin malikânesi bir dehşet evi haline geldi.Sami's mansion became a house of horrors.
Sami'nin yatak odası bir suç mahalli haline geldi.Sami's bedroom became a crime scene.
Sami, Leyla için bir endişe haline geldi.Sami became a concern for Layla.
Sami önemli bir tanık haline geldi.Sami became a key witness.
Tom bugün garip bir ruh halinde.Tom is in a strange mood today.
Bugün tuhaf bir ruh halindeyim.I'm in a strange mood today.
Tom her zaman iyi bir ruh halinde görünüyor.Tom always seems to be in a good mood.
Uykudan sonra Tom eminim daha iyi bir ruh hali içinde olacaktır.After sleeping, Tom will surely be in a better mood.
Esperantonun Avrupa Birliği'nin resmi dili haline gelmesi gerekir mi?Should Esperanto become an official language of the European Union?
Tom dün bütün gün kötü bir ruh halindeydi.Tom was in a bad mood all day yesterday.
Tom kötü bir ruh halinde, değil mi?Tom is in a bad mood, isn't he?
Şu hâlinle de yeterince şişmansın.You're fat enough as it is.
Şu hâlinle yeterince şişmansın zaten.You're fat enough as it is.
Şu hâlinle de yeterince kilolusun.You're fat enough as it is.
Onun en büyük kuvveti en büyük zayıflığı hâline geldi.His greatest strength became his greatest weakness.
Tom halinden oldukça memnundu.Tom was quite pleased with himself.
Bunu alışkanlık hâline getirme.Don't make that a habit.
Halıda kan vardı.There was blood on the carpet.
Evlilik ya da boşanma medenî hâli değiştirir.Marriage or divorce change the marital status.
Bu akşam dışarıda yiyelim. Yemek pişirecek hâlim yok hiç.Let's eat out tonight. I'm too tired to cook.
Haline acıyorum seni zavallı kadın!I feel pity for you, you poor woman.
O gün her zamanki hâlinde değildin.You weren't your normal self that day.
Senin yaşındaki hâlime çok benziyorsun.You're a lot like I was when I was your age.
Bu alışkanlık hâline gelmesin.Don't let this become a habit.
Tom seninle iletişim hâlinde miydi?Has Tom been in touch with you?
Bu mağazadaki insanlar çok cana yakınlar, haliyle de çok sayıda müşteri çekiyorlar.The people at this store are very friendly, and get very many customers as a result.
Tom patatesleri püre hâline getirdi.Tom mashed the potatoes.
İhtiyaç duymanız halinde arayabileceğiniz birileri var mı?Do you have anyone who you can call if you need to talk?
Ruh hâlinizin kısa aralıklarla sık sık değiştiğini gözlemliyor musunuz?Do you find that your mood changes frequently in short periods of time?

İlgili Sayfalar