Tom bir huzurevinde yaşıyor.Tom lives in a nursing home.
Tom artık bir huzurevinde yaşıyor.Tom now lives in a retirement home.
Tom huzurevindeki büyükannesini ziyaret etmek için gitti.Tom went to visit his grandmother at the retirement home.
Yaşlı adam huzurevinden kaçtı.The old man escaped from the nursing home.
Bugün bir huzurevinde şarkı söylemek zorundayım.We have to sing at an old folks home today.
Kaynanam bir huzurevinde yaşıyor.My mother-in-law lives in an old people's home.
Tek başıma yaşamak istiyordum, bir huzurevinde değil.I wanted to live alone, not in a retirement home.
Elias babasını bir huzurevine gönderdi.Elias sent his dad to a nursing home.
Avukatlar David A. Jones, Sr. ve Wendell Cherry, 1961'de bir huzurevi şirketi kurdu.Lawyers David A. Jones, Sr. and Wendell Cherry founded a nursing home company in 1961.
Zehra Bilir, 28 Haziran 2007’de yaşadığı huzurevinde 94 yaşında yaşında vefat etti.Zehra Bilir died on June 28, 2007 at the age 94 years in a nursing home.
Sağdaki ise bir huzurevinde.This person on the right is actually living in an assisted living facility.
Benito son yıllarını Madrid'deki bir huzurevinde geçirdi.Benito spent his final years in a nursing home in Madrid, suffering from Alzheimer's disease.
Madrid'de kaldığı huzurevinde felç geçirerek hayatını kaybetmiştir.She died of a stroke in Madrid in a retirement home.
Ağustos ayında bir huzurevinde COVID-19'a yakalandıktan sonra 18 Eylül 2020'de 84 yaşında öldü.[1]He died on September 18, 2020, after contracting COVID-19 in a nursing home in August. He was 84.[1]
Annem huzurevinde çalışıyordu.Ma mère travaillait dans une maison de retraite.
Medya, onu Almanya'daki bir huzurevinde buldu.El Alma lo localizó en un castillo abandonado en Alemania.
1965’te bir huzurevine yerleşti.1965 Nos lleva la tristeza.
Bebeğin annesi doğumdan kısa bir süre sonra ölür ve babası, Thomas Button, bebeği huzurevinin önüne bırakır.A mãe do bebê morreu após o parto, e o pai, Thomas Button, abandona o bebê no alpendre de um lar de idosos.
Fiziksel durumuna ve komplikasyonlarına rağmen, kendisini bir huzurevinde dış dünya'dan izole etti.Deprimido em suas complicações familiares e físicas, ele se isolou em uma casa de repouso.
Öldüğü zaman Kaliforniya'da, Santa Monica'da ki bir huzurevinde yaşıyordu.Hij overleed 's avonds in een ziekenhuis in Santa Monica.
Medya, onu Almanya'daki bir huzurevinde buldu.Zijn genezing zocht hij in een Duits kuuroord.
Medya, onu Almanya'daki bir huzurevinde buldu.Dylan svarade då att det låg någonstans i Mexiko.
Öldüğü zaman Kaliforniya'da, Santa Monica'da ki bir huzurevinde yaşıyordu.Halálakor a Kaliforniai Santa Monica-ban fekvő idősek otthonában élt.
Huzurevinde çalışan Afrikalı-Amerikan çift Queenie (Henson) ve Tizzy (Ali) bebeği bulurlar.Barnet bliver fundet af parret Queenie (Taraji P. Henson) og Tizzy (Mahershalalhashbaz Ali), der leder stedet.
1930'da hâla yetmişlerinde görünürken, büyükannesi huzurevinde yaşayan Daisy (Fanning) ile tanışır.Tại lễ Tạ ơn năm 1930, Benjamin gặp một bé gái 6 tuổi tên là Daisy, bà của Daisy sống trong viện dưỡng lão.
Huzurevine giden Bart, büyükbabasının da yaşlı bir zorbanın tacizine maruz kaldığını görür.性の目覚めは、祖父がAVを見ていたのを見て。
Bir huzurevine terkedilmiş yaşlı ve hasta insanların dramını konu alır.Отговорността за старите, болни и бедстващи хора също се пада на него.
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.미미의 경우가 바로 그랬는데 가족들이 낙상을 우려해서 노인보호주택으로 가게 했지요.
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.קלאסי. שבר בירך מוביל רבות לאשפוז של מבוגרים. זה מה שקרה למימי; המשפחה היתה מודאגת מזה,
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.وهذا ما حدث مع ميمي, عائلتها كانت قلقة لشأنها, و قاموا بنقلها من منزلها إلى أحد منازل الرعاية.
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.彼女を自宅から介護施設に移すことにしました そこで彼女は酸素吸入器につまづきました
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikDaarom begonnen we een onderzoek.
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikDeshalb begannen ein paar von uns mit einer Studie.
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikÍgy hát néhányan belevágtunk egy felmérésbe, és felkerestünk 4500 gondozóotthonban élő személyt
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittik그래서 저희는 설문 조사를 시작했고 뉴캐슬 지역에 있는
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikPreto skupinka z nás začala pracovať na prieskume.
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikTakže několik z nás začalo s průzkumem.
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikМи почали проводити дослідження.
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikМы начали проводить исследование.
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikאז קבוצה מאיתנו החלה לערוך סקרים, סקרנו 4,500 דיירים במוסדות סיעודיים בניוקאסל,
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikلذا بدأت مجموعة منا بعمل دراسات، ونظرنا إلى أربعة ونصف ألف سكان تمريض منزلي
Bu yüzden bir grup doktor bir araştırma yürüttük, dört bin beş yüz huzurevine gittikニューカッスル周辺の 養護施設に住む 4,500人に当たりました
Sağdaki ise bir huzurevinde.De persoon rechts woont in een voorziening voor begeleid wonen.
Sağdaki ise bir huzurevinde.Die Person rechts ist in einer Einrichtung für betreutes Wohnen.
Sağdaki ise bir huzurevinde.우측의 이 사람은 보조주거 시설에서 살지요.
Sağdaki ise bir huzurevinde.La persona de la derecha, en cambio, vive en un centro de asistencia.
Sağdaki ise bir huzurevinde.La personne sur la droite vit dans une infrastructure où la vie est assistée.
Sağdaki ise bir huzurevinde.Osoba z prawej mieszka w domu ze stałą pomocą.
Sağdaki ise bir huzurevinde.Persoana din stânga trăieşte într-o instituţie de îngrijire.
Sağdaki ise bir huzurevinde.Questa persona sulla destra vive in una struttura di assistenza.
Sağdaki ise bir huzurevinde.Αυτό το άτομο στα δεξιά μένει σε ένα ίδρυμα ηλικιωμένων.
Sağdaki ise bir huzurevinde.Лицето вдясно всъщност живее в учреждение за подпомагане.
Sağdaki ise bir huzurevinde.האיש הזה משמאל חי בבית שלו.
Sağdaki ise bir huzurevinde.أما الشخص على اليمين يعيش في بيت رعاية.
Sağdaki ise bir huzurevinde.なぜ分かるかというと 食事の時間 つまりそれぞれの
Soldaki kişi kendi evinde yaşıyor. Sağdaki ise bir huzurevinde.Человек слева живёт у себя в доме, а человек справа — в комплексе с медицинским и бытовым уходом.