Bir hobi olarak pulları toplarım.I collect stamps as a hobby.
Nehirde yüzmekten hoşlandım.I enjoyed swimming in the river.
Ben fakir bir denizciyim, bu yüzden tekneyle gezmekten hoşlanmıyorum.I am a poor sailor, so I don't like to travel by boat.
Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.I don't like visiting big cities.
Ben Japon pirinç yastıklarından hoşlanıyorum; onlar boynum için yararlı.I like Japanese rice pillows; they are good for my neck.
Benden alışverişe gitmemin rica edilmesinden hoşlanmam.I don't like being asked to go shopping.
Korkaklara hiçbir hoşgörüm yok.I have no tolerance of cowards.
Ondan çok hoşlanmıyorum, ben aslında ondan nefret ediyorum,I don't like him much, in fact I hate him.
Ondan hoşlanmıyorum.I do not care for him.
Onun söylediğinden hoşlanmıyorum.I don't like what he said.
Onun bu kadar sık olarak evime gelmesinden hoşlanmıyorum.I don't like him coming to my house so often.
Onun evime bu kadar sık gelmesinden hoşlanmıyorum.I don't like him coming to my house so often.
O dürüst olduğu için ondan hoşlanıyorum.I like him because he is honest.
Ondan hoşlanıyorum fakat aynı zamanda ona gerçekten inanmıyorum.I like him, but at the same time I don't really trust him.
Onun kaba tavrından hoşlanmıyorum.I don't like his rude manner.
Ona saygı duymayı bırak, ondan hoşlanmıyorum.Far from respecting him, I dislike him.
Onunla hoş bir sohbet yaptım.I had a nice chat with her.
Babamın toplantıya katılmasından hoşlanmıyorum.I don't like my father's attending the meeting.
En çok üzüm jölesinden hoşlanırım.I like grape jelly best.
İnsanları askıda bırakmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to leave people hanging.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Gerçekten bir hortlak gördüm.I actually saw a ghost.
Her gece yatmadan önce sıcak bir banyo yapmaktan hoşlanırım.I like to take a hot bath every night before bed.
Yarın Hokkaido'ya gideceğim.I will go to Hokkaido tomorrow.
Ben yabancı yemekten hoşlanmam.I don't care for foreign food.
Gelecek ay arkadaşımla birlikte Hokkaido'ya gideceğim.I'll go to Hokkaido next month with my friend.
Ben konuşulmaktan hoşlanmam.I don't like to be spoken to.
Ben de ondan hoşlanmıyorum.I don't like it, either.
Orada hoş olmayan bir deneyim yaşadık.We had an unpleasant experience there.
Biz hoş bir akşam geçirdik.We had a pleasant evening.
Geçen Yaz biz Hokkaido'ya gittik.Last summer we went to Hokkaido.
O zaman tesadüfen Hokkaido'daydık.We happened to be in Hokkaido then.
Biz kitap okumaktan hoşlanırız.We enjoy reading books.
Sana doğruyu söylemem gerekirse, ondan hoşlanmıyorum.To tell you the truth, I don't like him.
Doğrusu ondan hoşlanmıyorum.As a matter of fact, I dislike him.
Doğruyu söylemek gerekirse, onun konuşma tarzından hoşlanmadım.To tell the truth, I don't like his way of talking.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben ondan çok hoşlanmıyorum.To tell the truth, I don't like her very much.
Ben fotoğraf çekmekten hoşlanıyorum.I enjoy taking pictures.
Charles gençken bir hovardalık hayatı yaşadı.Charles lived a life of debauchery when he was young.
Genç insanlar popüler müzikten hoşlanır.Young people like popular music.
Genç insanlar onun kitaplarından hoşlanıyorlar.Young people like his books.
Bana yardım etmen çok hoş.It's very nice of you to help me.
Birinin hobisi yoksa, hayatı harap olabilir.If one does not have a hobby, his life may be desolate.
Hobilerden bahsetmişken, pul toplar mısınız?Speaking of hobbies, do you collect stamps?
Hobilerden söz etmişken, pul toplar mısın?Speaking of hobbies, do you collect stamps?
Ona amcasının anısına Horatio adı verildi.He was named Horatio after his uncle.
Ödevimde bana yardımcı olman çok hoştu.It was very nice of you to help me with my homework.
Bana ödevimde yardımcı olman çok hoş.It is very nice of you to help me with my homework.
Ödevimde bana yardım etmen çok hoş.It is very nice of you to help me with my homework.
Sizinle tanışmak hoştu, Ken.Nice to meet you, Ken.
Bazı kızlar o tür müzikten hoşlanıyor ve bazıları hoşlanmıyor.Some of the girls like that sort of music, and some don't.
Küçük kızlar bebeklerle oynamaktan hoşlanırlar.Little girls like playing with dolls.
Azınlıklar birçok ülkede hor görülüyor.Minorities are despised in many countries.
Bütün erkekler kayaktan hoşlandı.All the boys enjoyed skiing.
Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam.I don't like grilled fish, let alone raw fish.
Patronum işim hakkında bana homurdandı.My boss grumbled at me about my work.
Yeni otoban boyunca araba sürmek hoşumuza gitti.We enjoyed driving along the new expressway.
Ben senin yeni işinden hoşlandığına eminim.I'm sure you like your new job.
Yeni elbisesinin içinde ne kadar hoş duruyor.How pretty she looks in her new dress!
Bir gece yarısı telefon konuşması bize hem şok hem de hoşnutsuzluk verir.A midnight telephone call gives us both shock and displeasure.