Ana içeriğe geç
Sözlük

ho ile cümle

ho kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Şiddetten hoşlanmayız.We don't like violence.
Tom ondan hoşlanacağını umuyor.Tom hopes you'll like it.
Sıkı bir şekilde konuşulursa, o bundan hiç hoşlanmadı ama bir şey söylemedi.Strictly speaking, she didn't like it at all, but she didn't say a thing.
Onun bana bu kadar sık gelmesinden hoşlanmıyorum.I don't like him coming to me so often.
Üzüm ve şeftali gibi meyvelerden hoşlanırım.I like fruit such as grapes and peaches.
Cehenneme hoş geldin, Muammer!Welcome to Hell, Muammar!
Musluktan gelen su garip. Hoş bir kokusu var.The water coming from the faucet is strange. It has a good smell.
Bu meyvenin hoş olmayan bir kokusu var.This fruit has an unpleasant smell.
O, hoş bir rüya gördü.She had a pleasant dream.
Dün gece hoş bir rüya gördü.She had a pleasant dream last night.
Tatoeba'ya hoş geldiniz.Welcome to Tatoeba!
Tatoeba'ya hoş geldiniz!Welcome to Tatoeba!
O, şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmaz.She doesn't like living downtown.
Her ülkeden arkadaş sahibi olmaktan hoşlanıyorum.I like having friends in every country.
Şu anda Hong Kong'tayım.I'm in Hong Kong right now.
Ve ben sevmekten hoşlanıyorum.And I like love.
Ne çikolatası yemekten hoşlanırsın?What chocolate do you like to eat?
Çin mutfağından hoşlanmıyor musun?Do you not like Chinese cuisine?
Hatalarını bir daha hoş karşılamam.I won't tolerate your mistakes again.
Artık hatalarını hoş görmeyeceğim.I won't excuse your mistakes again.
Sabrı hoşgörü ile karıştırmayın.Do not mistake patience for forbearance.
Tekrar hoş geldin, Tom. Seni özledik.Welcome back, Tom. We've missed you.
Bu hikaye yetişkinler içindir, bu yüzden çocuklar bundan hoşlanmayacak.This story is for adults, so children won't enjoy it.
Benim küçük erkek kardeşim gerçekten dağların fotoğraflarını çekmekten hoşlanır.My younger brother really likes to take photos of mountains.
Ben müzik dinlemekten hoşlanırım.I like to listen to music.
Hoş bir vakit geçiriyor musun?Are you having a nice time?
Çikolatadan hoşlanmayan biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone who doesn't like chocolate.
Ben yalancılardan hoşlanmam.I don't like liars.
Terk edilmiş sahilde yalnız yürümekten hoşlanıyordum.I liked walking alone on the deserted beach.
O kişiden hoşlanırım.I like that person.
Bu filmden hoşlanacağına dair içimde bir his var.I've got a feeling that you're going to like this movie.
Benim hobim pişirmektir.My hobby is cooking.
Benim hobim okumaktır.My hobby is reading.
Hollandalıların dillerde iyi olma konusunda itibarı vardır.The Dutch have a reputation for being good at languages.
Ben kahve içmekten hoşlanmam.I don't like drinking coffee.
Hopi dilinde onomatopoetic ifadelerle ilgili ilginç örnekler vardır.There are interesting examples in the Hopi language concerning onomatopoetic expressions.
Ben gelecek ay bir arkadaşla Hokkaido'ya gitmek istiyorum.I want to go with a friend to Hokkaido next month.
O yolculuk etmekten hoşlanır. Ben de.He likes to travel. I do, too.
Ben sadece gerçekten Noel müziğinden hoşlanmıyorum.I really just don't like Christmas music.
Bu havadan hoşlanmıyorum!I am hating this weather!
O, hoş bir şapka giyiyor.She's wearing a cool hat.
Bir hobin var mı?Do you have a hobby?
Senin memnun olduğunu görmek hoşuma gidiyor.I like seeing you glad.
Ben kızıl saçlı olmaktan hoşlanırım.I like to be a redhead.
Erkekler hoş kadınları sever.Men like lovely women.
O müzikten çok hoşlanır.He likes music a lot.
O, dağcılıktan hoşlanır ve Japonya'nın dağlarını oldukça iyi bilir.He likes mountaineering and knows the mountains of Japan quite well.
Hangi boyutta pastadan hoşlanırsınız?What size of cake do you like?
Ondan hoşlandığına sevindim.I'm glad you like it.
Ben çok hobileri olan, belki çok fazla, oldukça normal bir insanım.I'm quite a normal guy who has many hobbies, maybe too many.
Çok hobileri olan, belki çok fazla, tamamen normal bir adamım.I'm a completely normal guy who has many hobbies, maybe too many.
Bundan hoşlanmaya başlıyorum.I'm starting to enjoy it.
Saçımı değiştirdim ama onun hoşuna gitmedi.I changed my hair, but he didn't like it.
Çok hoş hissediyorum.I feel so pretty.
Alex Marcelo'dan hoşlanıyorum.I like Alex Marcelo.
Bilgisayarım için yeni hoparlörlere ihtiyacım var.I need new speakers for my PC.
Albümü tekrar dinle ve daha sonra ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bana söyle.Listen to the album again and tell me later if you like it.
İş arkadaşlarınla dalga geçmen hoş değil.Deceiving your colleagues isn't good.
Hoşnut görünüyorsun.You seem content.
Bana gelince yumurtadan hoşlanmam.As for me, I don't like eggs.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ho ile cümle - Sayfa 21 - ho kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App