hoşlanmadı ile cümle
hoşlanmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Hiçbir zaman hoşlanmadın.Du magst mich nicht, hast mich nie gemocht.
Hiçbir zaman hoşlanmadın.Nu m-ai plãcut nicodatã.
Hiçbir zaman hoşlanmadın.Nunca te he caído bien.
Hiçbir zaman hoşlanmadın.Tu ne m'as jamais supporté.
Hoşlanmadın mı?Con không thích sao?
Hoşlanmadın mı?Kamu tak menyukainya?
Hoşlanmadın mı?Kan du ikke lide det?
Hoşlanmadın mı?맘에 안드니?
Hoşlanmadın mı?Magst du es nicht ?
Hoşlanmadın mı?Nepáči sa ti to?
Hoşlanmadın mı?Nie podoba ci się?
Hoşlanmadın mı?Non ti piace?
Hoşlanmadın mı?Tu ne l'aimes pas ?
Hoşlanmadın mı?Tycker du inte om det?
Hoşlanmadın mı?Vind je het niet leuk?
Hoşlanmadın mı?Δεν σ'αρέσει;
Hoşlanmadın mı?Не ти харесва?
Hoşlanmadın mı?Тебе не нравится?
Hoşlanmadın mı?את לא אוהבת את זה?
Hoşlanmadın mı?ألم يعجبك ؟
Hoşlanmadın mı?いいえ
İnsanlar bundan hoşlanmadı.우리 인간이 겨우 35,000개의 유전자밖에 가지지 않았다는 주장도
İnsanlar bundan hoşlanmadı.3500個しかないなんて言われると
İnsanlar bundan hoşlanmadı.lo cual a la gente no le gustó mucho.
İnsanlar bundan hoşlanmadı.Mensen houden daar niet van.
İnsanlar bundan hoşlanmadı. Sonra insan genomu bize sadece 35.000 genden ibaret olabileceğimizi söyledi.Nhiều người không hề thích thế. và sau đó thì bộ gene của người nói, có lẽ chúng ta chỉ có 35,000 gene.
İnsanlar bundan hoşlanmadı.Un'idea che la gente non ha molto amato.
İnsanlar bundan hoşlanmadı.שאנשים לא ממש אהבו. ואז הגנום האנושי אמר,
İnsanlar bundan hoşlanmadı.الفكرة التي لا يحبذها الكثير من الناس. ثم قال الجينوم البشري
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Asta e ceva nou.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Co je zase tohle?
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Coś nowego.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Esto es nuevo.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Questo sė che č qualcosa di nuovo.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.To je nekaj novega.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Voilà autre chose.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Weer wat nieuws.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Να και κάτι καινούριο.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Това е нещо ново.
İşte yeni bir şey. Sanırım, bu şey bizden hoşlanmadı.Това е нещо ново.
Kısa sürede oradaki kimsenin podcasting işinden çok hoşlanmadığını fark ettim.I szybko dowiedziałem się, że nikt w firmie nie lubił wcale tworzenia podcastów.
Neden...? Hoşlanmadın mı?Nu-ti place?
Ne zaman hoşlanmadıkları bir konuya dikkatleri çeksem, aslında beni taşa tuttular.Ik was er eens mee bezig. Telkens ik een heikel punt aanraakte, gooiden ze met stenen naar me.
Ne zaman hoşlanmadıkları bir konuya dikkatleri çeksem, aslında beni taşa tuttular.그들 마음에 들지 않는 의견을 내 놓을 때마다 그들은 저에게 돌을 던집니다.
Ne zaman hoşlanmadıkları bir konuya dikkatleri çeksem, aslında beni taşa tuttular.Saat saya melakukannya, selalu ada saat di mana mereka tidak suka hal yang saya sampaikan.
Ne zaman hoşlanmadıkları bir konuya dikkatleri çeksem, aslında beni taşa tuttular.עשיתי זאת, בכל פעם שהעליתי נקודה שהם לא אהבו, הם למעשה רגמו אותי באבנים,
Ne zaman hoşlanmadıkları bir konuya dikkatleri çeksem, aslında beni taşa tuttular.انا كنت افعلها، وفي كل مره اقول نقطه لم تكن تعجبهم كانوا يرموني بالحجاره بالفعل
Ne zaman hoşlanmadıkları bir konuya dikkatleri çeksem, aslında beni taşa tuttular.石を投げられ 彼らの気に入るようなことを言うと
Numara yapma.Benden hoşlanmıyorsun. Hiçbir zaman hoşlanmadın.-Jag känner dig bara som svärfar.
Numara yapma.Benden hoşlanmıyorsun. Hiçbir zaman hoşlanmadın.Sinä et pidä minusta, et ole koskaan pitänyt.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.An diesem Tag realisierte ich, dass ich einen unwillkommenen, nicht eingeladenen neuen Lebenspartner hatte.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Azon a napon rájöttem, hogy van egy hívatlan, nem szívesen látott, új élettársam,
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Ce jour-là, je me suis rendue compte que j'avais un nouveau partenaire de ma vie qui était intrus et importun.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Die dag, realiseerde ik me dat ik een onwelkome, onuitgenodigde nieuwe levenspartner had.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Ese día, me di cuenta que tenía un nuevo compañero de vida no bienvenido y no invitado.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Hari itu aku sadar bahwa sesuatu yang tak diundang, tak diharapkan, memasuki kehidupanku.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.În ziua aceea am realizat că aveam un nou partener de viață nebinevenit și neinvitat.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.그 날 저는 깨달았습니다. 초대받지않은 불청객이 제게 찾아왔음을요. 제 인생에 새로운 동반자로 말이죠.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Ngày hôm đó, tôi nhận ra Tôi có một bạn đời mới không mời mà đến.
O gün farkettim ki, hiç hoşlanmadığım, davetsiz yeni bir hayat arkadaşım vardı artık.Quel giorno, compresi di avere uno sgradito, non invitato, nuovo compagno nella mia vita.