hoşlanır ile cümle
hoşlanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Müzikten hoşlanırım ve her gün dinlerim.I like music, and I listen to it every day.
Hepimiz bisiklete binmekten hoşlanırız.We all like cycling.
Bob öyle hoş birisidir ki herkes ondan hoşlanır.Bob is such a nice person that everybody likes him.
Betty klasik müzikten hoşlanır.Betty likes classical music.
Voleybol oynamaktan hoşlanır mısın?Do you like playing volleyball?
Nancy kapalı yer oyunlarından hoşlanır.Nancy enjoys indoor games.
Ne tür mekanlardan hoşlanırsın?What places do you enjoy?
Ne tür mekanlardan hoşlanırsınız?What places do you enjoy?
Tom beyzbol oynamaktan hoşlanır.Tom likes to play baseball.
Tom domatesten hoşlanır mı?Does Tom like tomatoes?
Ben televizyonda futbol izlemekten hoşlanırım.I enjoy watching soccer on TV.
Tenis ve golf oynamaktan hoşlanırım.I like playing tennis and golf.
Öğrencilerden bazıları resim yapmaktan hoşlanırlar.Some of the students like to draw pictures.
Yakında ondan hoşlanırsın.You will soon get to like her.
Susan müzik dinlemekten hoşlanır.Susan enjoys listening to music.
Jane bir öğretmen olduğuna inandırmaktan hoşlanırdı.Jane liked to make believe she was a teacher.
Ann müzikten çok hoşlanır.Ann likes music very much.
Sen de jazzdan hoşlanır mısın?Do you also like jazz?
Hangisinden daha çok hoşlanırsınız, elmalar mı yoksa portakallar mı?Which do you like better, apples or oranges?
Umarım ondan hoşlanırsın.I hope that you will like it.
“Yılanlardan hoşlanır mısın?” “Tabii ki hayır.”"Do you like snakes?" "Of course not."
" Sporları sever misiniz?" "Evet, diğer şeyler arasında, beyzboldan hoşlanırım.""Do you like sports?" "Yes, I like baseball, among other things."
"Kekten hoşlanır mısın?" "Evet, hoşlanırım.""Do you like cake?" "Yes, I do."
Çocuklar çizgi romanlardan hoşlanırlar.Children delight in comic books.
Biz müzikten hoşlanırız.We like music.
Biz TV izlemekten hoşlanırız.We enjoy watching TV.
Sınıfımın yarısı köpeklerden hoşlanır.Half of my class like dogs.
Çok iyi olmasam bile tenis oynamaktan hoşlanırım.I like playing tennis, though I'm not very good at it.
Bazı sınıf arkadaşlarım voleyboldan hoşlanır ve diğerleri tenisten hoşlanır.Some of my classmates like volleyball and the others enjoy tennis.
Resim çizmekten hoşlanırım.I like to draw pictures.
En çok üzüm jölesinden hoşlanırım.I like grape jelly best.
Her gece yatmadan önce sıcak bir banyo yapmaktan hoşlanırım.I like to take a hot bath every night before bed.
Biz kitap okumaktan hoşlanırız.We enjoy reading books.
Genç insanlar popüler müzikten hoşlanır.Young people like popular music.
Küçük kızlar bebeklerle oynamaktan hoşlanırlar.Little girls like playing with dolls.
Engelli insanlara yardım etmekten gerçekten hoşlanırım.I really enjoy helping disabled people.
Tüm erkek çocuklar beyzbol oynamaktan hoşlanır.All boys like to play baseball.
Kasaba halkı kalın biftek yemekten hoşlanır.The townspeople like to eat thick steaks.
Genç Japonlar rock ve jazzdan hoşlanır.Japanese young people like rock and jazz.
O dondurma yemekten hoşlanır.He enjoys eating ice cream.
O gerçekten klasik müzikten hoşlanır ve takdir eder.He really enjoys and appreciates classical music.
O yalnız yürümekten hoşlanır.He likes to take a solitary walk.
Uzak bölgeleri keşfetmekten hoşlanır.He enjoys exploring remote areas.
O şekerlemeden hoşlanır.He likes sweets.
O, tatlı olan herhangi bir şeyden hoşlanır.He likes anything sweet.
O, Japoncadan hoşlanır ve o konuda iyidir.He likes Japanese, and he's good at it.
O en güzel çiçekten hoşlanır.He likes the most beautiful flower.
O bazen şaraptan hoşlanır ama çoğunlukla viski içer.He enjoys wine sometimes, but mostly he drinks whisky.
O, matematikten hoşlanır fakat ben hoşlanmam.He likes mathematics, but I don't.
O batı kültüründen hoşlanır.He likes Western culture.
Başının üstünde uçan kuşları seyretmekten hoşlanır.He likes to watch the birds fly above his head.
O kitapları okumaktan hoşlanır.He likes to read books.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
O dikkatsiz araç kullanmaktan hoşlanır.He gets a kick out of reckless driving.
Sınıfındaki herkes ondan hoşlanır.Everyone in her class likes her.
Klasik müzik dinlemekten hoşlanır.She enjoys listening to classical music.
O, jazdan hoşlanır, ve ben de.She likes jazz, and so do I.
O, cazdan hoşlanır; ben de öyle.She likes jazz, and so do I.
O, jazdan hoşlanır ve ben de.She likes jazz, and I do, too.
O en çok seyahat etmekten hoşlanır.She likes traveling best of all.