"Kimse senden hoşlanmıyor." "Bu doğru değil!""No one likes you." "It's not true!"
Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.Tom is the kind of guy lots of people just don't like.
Ben dil öğrenmekten hoşlanırım.I like to study languages.
ABD'ye hoş geldiniz.Welcome to the USA.
Onun ne giydiğini göremedim ama hoş bir şey olduğunu biliyordum.I couldn't see what she was wearing, but I knew it was something cute.
İki kızdan hoşlanıyorum.I like two girls.
İki adamdan hoşlanıyorum.I like two guys.
Onunla birlikte olmaktan hoşlanıyorum.I enjoy being with her.
Seninle olmaktan hoşlanıyorum.I enjoy being with you.
Mary Tom'la olmaktan hoşlanıyor.Mary enjoys being with Tom.
Tom Mary ile olmaktan hoşlanıyor.Tom enjoys being with Mary.
Kırmızı etten hoşlanırım.I like red meat.
Hemen sahilin oralarda hoşuna gideceğini düşündüğüm gerçekten güzel bir restoran var.There is a really good restaurant just off the beach that I think you'd enjoy.
Sahilde yürümekten hoşlanır mısınız?Do you enjoy walking on the beach?
Onların ikisi de benden hoşlanmazlar.They both don't like me.
Onlardan hiçbiri benden hoşlanmaz.Neither of them like me.
Neden dilinizi halk içinde konuşmaktan hoşlanmıyorsunuz?Why don't you like to speak in your language in public?
Yatmaya gidiyorum, hoşça kal.I'm going to bed, bye.
Uzun lafın kısası sadece ondan hoşlanmıyorum.The long and the short of it is that I simply don't like her.
Onun benden hoşlanmadığını biliyorum.I know he doesn't like me.
Ben onun benden hoşlanmadığını biliyordum.I knew she didn't like me.
Köpeğim sincapları kovalamaktan hoşlanıyor.My dog likes chasing squirrels.
Sincaplar fındıklardan hoşlanır.Squirrels like nuts.
Tom'un yarın burada olmayı planladığını bilmekten hoşlanabileceğini düşündüm.I thought you might like to know that Tom is planning to be here tomorrow.
Eğer Tom Mary ve John'un çıktığını bilseydi bundan hoşlanmazdı.Tom wouldn't like it if he knew Mary and John were dating.
Tom bana sabahleyin çalışmaktan hoşlanmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't like to study in the morning.
Tom'un yapılması gerekenleri yapmasına yardım etmeniz hoştu.It was nice of you to help Tom do what needed to be done.
Sanırım bu gece konsere gitmekten hoşlanabilirsin.I think you might like to go to the concert tonight.
Tom'la Fransızca çalışmaktan hoşlanacağından eminim.I'm sure you'll enjoy studying French with Tom.
Tom burada olduğunu bilseydi bundan hoşlanmazdı.Tom wouldn't like it if he knew you were here.
Ne yaparsan yap biri bundan hoşlanmayacak.No matter what you do, somebody won't like it.
Tom'a karşı hoşnut olmak için çok çalışacağım.I'm going to try real hard to be nice to Tom.
Tom'la tenis oynamaktan hoşlanacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy playing tennis with Tom.
Tom hariç herkes partiden hoşlanmış gibi görünüyordu.Everyone but Tom seemed to enjoy the party.
Tom'un bundan hoşlanacağını sanmıyorum.I don't think Tom is going to like that.
Tom bizim ondan hoşlanmadığımızı düşünüyor gibi görünüyordu.Tom seemed to think we didn't like him.
Tom Mary'nin neden ondan hoşlanmadığını merak ediyordu.Tom wondered why Mary didn't like him.
Tom burada olmaktan hoşlanıyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to enjoy being here.
Tom'un o filmden hoşlanacağına eminim.I'm sure Tom would enjoy that movie.
Tom'un Mary'den hoşlanmadığına eminim.I'm sure that Tom doesn't like Mary.
Golften hoşlandığını söylediğini sandım.I thought you said you enjoyed golf.
Sanırım senden çok hoşlandığımı biliyorsun.I think you know I like you a lot.
Tom yaptığın şeyden hoşlanırdı.Tom would've liked what you did.
Bundan hoşlandığına memnun oldum.I'm glad you're enjoying this.
Ben senden hoşlanmamaya başlıyorum.I'm beginning to not like you.
Tom kedilerden hoşlanmadığını söyledi.Tom said he didn't like cats.
Tom yağmurdan hoşlandığını söyledi.Tom said he liked rain.
Tom dergi okumaktan hoşlanır.Tom likes reading magazines.
Tom üşümekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like to be cold.
Senden hoşlandığımı biliyorsun sanırım.I think you know I like you.
Halk müziğinden hoşlanırdım.I used to like folk music.
Tom, Mary'den hiç hoşlanmadı.Tom has never liked Mary.
Tom plandan hoşlanmadı.Tom didn't like the plan.
Senin Tom'dan hoşlanacağına eminim.I'm sure you'll like Tom.
Senden hoşlanmaya başlıyorum.I'm starting to like you.
Ben senin hoşnut olmandan memnunum.I'm glad you're pleased.
Tom'un bundan hoşlandığına memnun oldum.I'm glad Tom enjoyed it.
Bu hoş, değil mi?This is nice, isn't it?
Tom'dan hoşlanmazsın.You wouldn't like Tom.
Tom'un hoş bir karısı var.Tom has a pretty wife.