Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Ich fühlte mich relativ gut.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Ik voelde me vrij goed, alles in acht genomen.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.În ciuda acestor lucruri, mă simţeam destul de bine.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Je me sentais plutôt bien, malgré tout.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.참 기분이 좋았다, 왜냐하면...
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Me sentía bastante bien, considerando las circunstancias.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Mi sentivo abbastanza bene, tutto sommato.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Ένιωσα καλά, επιτέλους.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Вообщем, я чувствовал себя хорошо.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Въпреки всичко се чувствах добре.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.Загалом я почувався досить добре".
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.יחד עם עוד דברים.
Yine de kendimi gayet iyi hissettim.أشعر بالإرتياح الشديد ، معتبراً .
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Ho guardato il suo viso, e ho guardato così in profondità che mi sono sentito come dietro i suoi occhi.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Ich sah ihr Gesicht an und ich blickte so tief, dass ich das Gefühl hatte, hinter ihren Augen zu sein.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Ik keek naar haar gezicht, en ik keek zo diep dat ik het gevoel had achter haar ogen te zijn.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."그녀의 얼굴을 보았죠, 유심히 보았더니 그녀의 눈 뒤에 제가 있다는 것을 느꼈습니다.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."M-am uitat la faţa ei, şi am privit atât de adânc încât am simţit că eram în spatele ochilor ei.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Miré su cara, y miré tan profundamente que sentí que estaba detrás de sus ojos.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Olhei para o rosto dela, e olhei tão profundamente, que senti que eu estava por trás dos olhos dela.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Podíval jsem se jí do tváře tak hluboko, že jsem měl pocit, že jsem za jejíma očima.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Pozrel som sa na jej tvár a pozrel som sa tak uprene, že som mal pocit, akoby som bol za jej očami.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Ránéztem az arcára, és olyan mélyre néztem, hogy olyan volt, mintha a szemei mögött lennék.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Spojrzałem na jej twarz, i patrzyłem tak głęboko, że aż czułem się za jej oczami.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Tôi nhìn vào khuôn mặt cô ấy, và tôi đã nhìn thật sâu rồi tôi cảm thấy rằng mình đã ở phía sau đôi mắt cô ấy.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Κοίταξα το πρόσωπό της, τόσο βαθιά που ένιωσα ότι βρισκόμουν μέσα της.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Погледнах лицето й, толкова дълбоко, че почувствах сякаш съм отвъд очите й.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Я дивився на її лице, і я дивився так глибоко, що я відчув, ніби я в її голові.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."Я посмотрел на ее лицо, и я посмотрел так глубоко, что почувствовал, будто я внутри ее головы.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."הבטתי בפניה, הבטתי בהתעמקות כה רבה שחשתי כאילו אני נמצא מאחורי עיניה.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."نظرت في وجهها, ونظرت بعمق بحيث شعرت انني خلف عينيها.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim.じっと見つめた時 彼女の中にいる自分を感じました 私は涙を流しながら
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Allerede hun følte sig mindre "Tværtimod," selvom hun ikke vidste hvorfor.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Al voelde ze zich minder "Integendeel", hoewel ze niet wist waarom.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Đã cô cảm thấy ít "trái", mặc dù cô không biết tại sao.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Deja ea a simtit mai putin "Dimpotrivă", deşi ea nu ştia de ce.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Déjà elle se sentait moins "contraire", si elle ne savait pas pourquoi.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Dia sudah merasa kurang "Sebaliknya," meskipun dia tidak tahu mengapa.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Già si sentiva meno "contrario", anche se non sapeva perché.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Já se sentia menos "contrário", embora ela não sabia por quê.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Jo hän tunsi vähemmän "Päinvastoin", vaikka hän ei tiennyt miksi.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Już czuła się mniej "wbrew", choć nie wiedziała dlaczego.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.이미 그녀는 왜 그랬는지 몰라하지만 이하 "반대"느꼈습니다.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Már úgy érezte, kevésbé "Ellenkezőleg", bár nem tudta miért.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Redan hon kände sig mindre "Tvärtom", även om hon inte visste varför.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Schon fühlte sie sich weniger "Gegenteil", obwohl sie wusste nicht, warum.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Už cítila menej "Naopak," hoci nevedela prečo.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Už cítila méně "Naopak," ačkoli nevěděla proč.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Ya se sentía menos "en contra", aunque no sabía por qué.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Že je čutila manj "Nasprotno," čeprav ni vedela zakaj.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Ήδη ένιωθε λιγότερο "Αντίθετα," αν και δεν ήξερε γιατί.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Вече се е чувствала по-малко "Напротив," въпреки че тя не знаеше защо.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Уже вона відчувала себе менш "навпаки", хоча вона не знала, чому.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.Уже она чувствовала себя менее "наоборот", хотя она не знала, почему.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.כבר הרגישה פחות "להיפך", למרות שהיא לא יודעת למה.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.شعرت بالفعل أنها أقل "العكس من ذلك ،" على الرغم من انها لا تعرف السبب.
Zaten o, o yüzden de bilmiyordu daha az "aykırı" hissettim.彼女は彼女のポケットにキーを入れて、彼女の散歩を上下に歩いた。