Tom kendini yalnız hissetmeli.Tom must feel lonely.
Kendimi hiç bu kadar sıcak hissetmemiştim.I've never felt so hot.
Tom biraz daha iyi hissetmeye başlıyor.Tom is starting to feel a little better.
Tom dışlanmış gibi hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel left out.
Tom kendini ihmal edilmiş hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel ignored.
Tom garip hissetmeye başlamıştı.Tom was beginning to feel awkward.
Tom kendini garip hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel awkward.
Tom kendini biraz suçlu hissetmeye başladı.Tom began to feel a little guilty.
Tom kendini uykulu hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel sleepy.
Tom kendini aç hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel hungry.
Tom kendini yorgun hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel tired.
Tom kendini mutlu hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel happy.
Hiç bir zaman daha iyi hissetmeyeceksin.You'll feel better in no time.
Nasıl hissetmen gerektiğini hepimiz biliyoruz.We all know how you must feel.
Tom yorgun hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel tired.
Tom iyi hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel well.
Tom kendini güvende hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel safe.
Sen kendini çok rahatlamış hissetmelisin.You must feel very relieved.
Tom sıcak hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel hot.
Daha iyi hissetmeye başlıyorum.I'm starting to feel better.
Tom huzursuz hissetmeye başladı.Tom began to feel uneasy.
Onların kendilerini güvende hissetmeleri gerek.They need to feel safe.
Güvenli hissetmelisin.You should feel confident.
Garip şey ağrı hissetmememdir.The strange thing is that I did not feel pain.
Özel hissetmek istiyorum.I want to feel special.
O bana iyi hissedip hissetmediğimi sordu.She asked me if I wasn't feeling well.
Hasta hissetmeye başladığımı itiraf etmeliyim.I should admit that I started to feel sick.
İyi hissetmediği için Tom'un bugün okula gelmeyeceğini duydum.I heard that since Tom isn't feeling well he won't come to school today.
Tom iyi hissetmediği için onun bugün evde kalacağını duydum.I heard that since Tom isn't feeling well he'll stay home today.
Aç hissetmeye başlıyorum.I'm starting to feel hungry.
Yorgun hissetmeye başlıyorum.I'm starting to feel tired.
Bütün hayatım boyunca sana şimdi hissettiğimden daha yakın hiç hissetmedim.I've never felt closer to you in my entire life than I do right now.
Tom için kötü hissetmelisin.You should feel bad for Tom.
Pohpohlanmış hissetmelisin.You should feel flattered.
Tom hasta hissetmeye başladı.Tom began to feel sick.
Tom yorgun hissetmeye başladı.Tom began to feel tired.
Tom iyi hissetmediği için yürüyüşe gidemedi.Tom couldn't go on the hike because he wasn't feeling well.
Ben iyi hissetmedim.I didn't feel well.
Tom onun bir öneriden daha fazla olduğunu hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help feeling that it was more than just a suggestion.
Tom çaresiz hissetmeye başlıyordu.Tom was starting to feel desperate.
Yavaş yavaş yemek kendinizi daha tok hissetmenize yardımcı olacaktır.Eating slowly will help you feel more full.
İyi hissetmediğini Tom'a söylemeli miyim?Should I tell Tom you're not feeling well?
İyi hissetmediğini Tom'a söylemelisin.You should tell Tom you're not feeling well.
İyi hissetmediğini neden bize söylemedin?What didn't you tell us you weren't feeling well?
Haber hakkında kendini üzgün hissetmen normaldir.It is normal for you to feel sad about the news.
Kendimi iyi hissetmediğim için pikniğe gitmiyorum.I am not going to the picnic, because I don't feel well.
Kötü hissetmemelisin.You shouldn't feel bad.
Arandığını hissetmek güzel.It's nice to feel wanted.
Tom dışlanmış gibi hissetmeyi sevmiyor.Tom doesn't like to feel left out.
Tom, Mary'yi beklemesi gerektiğini hissetmedi.Tom didn't feel he needed to wait for Mary.
Tatoeba kullanıcıları kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmemeliler.Users of Tatoeba shouldn't feel alone and desperate.
O, kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor.That does make me feel better.
Biraz yorgun hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel a little tired.
Tom iyi hissetmemesine rağmen bugün işe gitti.Tom went to work today even though he wasn't feeling well.
Biraz uykulu hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel a little sleepy.
Ben biraz aç hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel a little hungry.
Tom kazanmak için bir şansı olduğunu gerçekten hissetmedi.Tom didn't really feel that he had a chance to win.
Yaşamımda kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.I've never felt so good in my life.
Yalnızca nasıl hissettiğiniz hakkında konuşmak bile daha iyi hissetmenizi sağlayabilir.Just talking about your feelings can make you feel better.
Ben bu kadar canlı hissetmemiştim.I've never felt so alive.