İyi hissetmediğim için bütün gün evde kaldım.Not feeling well, I stayed home all day.
O gün iyi hissetmediğim için evde kaldım.Not feeling well, I stayed home on that day.
Karanlıkta yolumuzu dikkatle hissetmeliyiz.We must feel our way carefully in the dark.
Eve varıncaya kadar cüzdanımın yokluğunu hissetmedim.I did not miss my purse till I got home.
Benim bu şekilde hissetmemi komik buluyor musunuz?Do you find it funny that I feel this way?
Tony yoksul hissetmedi.Tony did not feel poor.
Mektubu okurken huzursuz hissetmedim.I didn't feel uneasy when I read the letter.
Asla o zaman hissettiğimden daha fazla yalnız hissetmemiştim.I had never felt more alone than at that time.
O zamana kadar gerçekten korkmuş hissetmedim.It wasn't until then that I felt really frightened.
Susie iyi hissetmediği için oyuna katılamadı.Susie was unable to take part in the game because she wasn't feeling well.
Bütün hatalarına rağmen hiç bir pişmanlık hissetmedi.For all his failures, he did not feel so at all.
Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.There is no reason for you to feel inferior to anyone.
Pencere açmaktan kaçının; Sırtımda hava akımlarını hissetmek için büyük arzusu yok.Avoid opening the window; I have no great desire to feel air currents on my back.
Konuşmanın yarısında o hasta hissetmeye başladı.Halfway through the lecture, she began to feel sick.
Ben yaşadığım sürece hiçbir şeyin eksikliğini hissetmeyeceksin.You shall want for nothing as long as I live.
Mutlu hissetmeden asla dondurma yemem.I never have an ice cream without feeling happy.
Babamın şirketinde asla rahat hissetmedim.I never felt at ease in my father's company.
Hafif egzersizler kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.Moderate exercises will make us feel good.
O, yalnız hissetmesin diye kaldım.I stayed so he wouldn't feel lonely.
Gittikten sonra, huzursuz hissetmeye başladı.After he left, she started feeling uneasy.
O korkmuş hissetmeye başladı.He began to feel afraid.
O kötü hissetmeye başladı.He began to feel ill.
O benim arkadaşımla birlikte rahat hissetmedi.She didn't feel comfortable with my friend.
Ben evin biraz sallandığını hissettim, sen hissetmedin mi?I felt the house shake a little. Didn't you?
Tuhaf gelebilir, hiç acı hissetmedim.Strange to say, I didn't feel any pain.
Bir adam evden uzakta hiç utanç hissetmeye ihtiyaç duymaz.A man away from home need feel no shame.
O bugün iyi hissetmediği için, ofise gelemez.Since he doesn't feel well today, he can't come to the office.
Kendini kötü hissetme. Her zaman senden daha kötü olan biri vardır.Don't feel so bad. There's always someone worse off than you.
Kesilmiş uzuvları olan insanlar onları hâlâ orada gibi hissetmeye devam ediyor.People with amputated limbs continue to feel them as if they were still there.
Yavaş yemek daha dolgun hissetmenize yardımcı olur.Eating more slowly will help you feel fuller.
Seninle karşılaşmadan önce asla bu şekilde hissetmedim.I never felt this way before I met you.
Bitkilerin acı hissetmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that plants feel pain.
Önemli hissetmek istiyorum.I want to feel important.
Ben önemli hissetmek istiyorum.I want to feel important.
Garip, ben hiç herhangi bir ağrı hissetmedim.Strangely enough, I didn't feel any pain at all.
Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese.
Tom çok fazla yediğini ve çok iyi hissetmediğini söyledi.Tom said that he had eaten too much and didn't feel very good.
Tom, kendi görüşünü ifade ederken rahat hissetmedi.Tom never felt comfortable expressing his own opinion.
Tom baygınlık hissetmeye başladı.Tom began to feel faint.
Tom doktora hiç acı hissetmediğini söyledi.Tom told the doctor that he felt no pain.
Tom öncekinden daha güvende hissetmeye başladı.Tom started to feel more confident than before.
Tom yorgun hissetmediğini söylüyor.Tom says he doesn't feel tired.
Tom çok güvende hissetmedi.Tom didn't feel very confident.
Tom onun hazır olduğunu hissetmedi.Tom didn't feel that he was ready.
Tom bir şey hissetmedi.Tom didn't feel anything.
Tom duygusal hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but feel sentimental.
Tom üzgün hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but feel sad.
Tom mutlu hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but feel happy.
Seninle tanışmadan önce hiç bu şekilde hissetmedim.Before I met you, I never felt this way.
Aşk sadece hissetmek değil aynı zamanda bir sanattır.Love is not just a feeling, but also an art.
Kendimi hiç bu kadar aptal hissetmedim.I've never felt so stupid.
Gerçekten sizin o biçimde hissetmediğinizi umuyorum.I really hope you guys don't feel that way.
O bir iş bulmak için başarısız olduğunda, Tom çaresiz hissetmeye başladı.When he failed to find a job, Tom started feeling desperate.
Bunun için kötü hissetmek zorunda değilsiniz.You don't have to feel bad for that.
Tom iyi hissetmediği için yakar top oynamamaya karar verdi.Tom decided not to play dodge ball because he wasn't feeling well.
Bay Beyaz kısa sürede suçlu hissetmeye başladı.Mr. White soon began to feel guilty.
Kendini iyi hissetmediği için yatakta kaldı.He stayed in bed because he wasn't feeling well.
O, iyi hissetmediği için okuldan dönüşte evde kaldı.He stayed home from school because he wasn't feeling well.
Tom önemli hissetmek istiyor.Tom wants to feel important.
Gücenmiş hissetmek için kesinlikle hiçbir nedenin yok.You have absolutely no reason to feel offended.