Tom dinlenmiş hissettiğini ve tekrar yürüyüşe hazır olduğunu söyledi.Tom said he felt rested and was ready to start hiking again.
Bazı insanlar Tom'un davranışının uygunsuz olduğunu hissetti.Some people felt that Tom's behavior was inappropriate.
Tom bana gerekli hissettiriyor.Tom makes me feel needed.
Tom sadece nasıl hissettiğini bilir.Tom knows just how you feel.
Tom Mary'nin etrafında biraz garip hissetti.Tom felt a tad awkward around Mary.
Her zamankinden daha uzun çalıştığı için, o, yorgun hissetti.Since he had worked longer than usual, he felt tired.
O her zamankinden daha çok çalıştığı için yorgun hissetti.He felt tired because he had worked longer than usual.
Bugün hiç kimse iyimser hissetmiyor.Nobody feels optimistic today.
Nasıl hissettiğini anlıyorum.I understand how you are feeling.
Aşk sadece hissetmek değil aynı zamanda bir sanattır.Love is not just a feeling, but also an art.
Kendimi hiç bu kadar aptal hissetmedim.I've never felt so stupid.
Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.I don't feel well today.
Soğuk yağmur soğuğu iliklerime kadar hissettirir.Cold rain makes me chilled to the bone.
Bu beni daha iyi hissettirdi.It makes me feel better.
Gerçekten sizin o biçimde hissetmediğinizi umuyorum.I really hope you guys don't feel that way.
Huzursuz hissettiğini biliyorum ama endişelenme.I understand that you feel uneasy, but don't worry.
O kadar kötü hissettiğinin farkında değildim.I wasn't aware that you were feeling that bad.
Beni sevdiğini biliyorum, ama senin için bütün hissettiğim sadece yakınlıktır.I know you love me, but all I feel for you is just affection.
Hazır hissettiğinizde anne babanıza beni tanıştırın.Introduce me to your parents when you feel ready.
Yolculuktan sonra, kendimizi çok yorgun hissettik.After the trip, we felt very tired.
Onun nasıl hissettiğini asla bilmeyeceğiz.We will never know how he's feeling.
Julia o haberi duyduktan sonra ağlıyor gibi hissetti.Julia felt like crying after she heard that news.
Haberi duyduktan sonra ağlayacak gibi hissetti.She felt like crying after hearing that news.
Kendimi iyi hissetmiyorum. En yakın sağlık merkezi nerede?I don't feel fine. Where is the nearest medical center?
Onsuz kendimi yalnız hissettim.I felt lonely without her.
Beni öptüğünde bana karşı dürüst olduğunu hissettim.When she kissed me, I felt she was honest with me.
O bir iş bulmak için başarısız olduğunda, Tom çaresiz hissetmeye başladı.When he failed to find a job, Tom started feeling desperate.
Mary dışlanmış hissetti.Mary felt excluded.
Bunun için kötü hissetmek zorunda değilsiniz.You don't have to feel bad for that.
Dün gece depremi hissettin mi?Did you feel the earthquake last night?
Hissettiğim şey kelimelerle açıklanamaz.What I feel cannot be described with words.
Tom senin nasıl hissettiğini anladığını söyledi.Tom said he understood how you were feeling.
Tom iyi hissetmediği için yakar top oynamamaya karar verdi.Tom decided not to play dodge ball because he wasn't feeling well.
Bay Beyaz kısa sürede suçlu hissetmeye başladı.Mr. White soon began to feel guilty.
Yukarı kaldırıldığımı hissettim.I felt myself being lifted up.
Hasta hissettiği için, yatakta kaldı.Since he was feeling sick, he stayed in bed.
Kendini iyi hissetmediği için yatakta kaldı.He stayed in bed because he wasn't feeling well.
Hasta hissettiği için okuldan sonra evde kaldı.Since he was feeling sick, he stayed home from school.
O, iyi hissetmediği için okuldan dönüşte evde kaldı.He stayed home from school because he wasn't feeling well.
Ben bugün iyi hissetmiyorum.I'm not feeling well today.
Ceketini çıkar ve kendini evindeymiş gibi hisset.Take your coat off and make yourself at home.
Dışlanmış hissettim.I felt isolated.
Evin sallandığını hissettiğim için arka bahçeye koştum.Feeling the house shake, I ran out into the backyard.
Kendimi hemen biraz daha iyi hissettim.I felt immediately a bit better.
O insanlar arasında kendimi bir serseri gibi hissettim.I felt like an outcast among those people.
Tom çok uzun süre uyuduktan sonra çok yorgun hissetti.Tom felt very tired after sleeping for so long.
Göğsünde keskin bir ağrı hissetti.He felt a sharp pain in his chest.
Binanın içindeki herkes depremi hissetti.Everyone inside the building felt the earthquake.
Tom şanslı hissetti.Tom felt lucky.
Tom önemli hissetmek istiyor.Tom wants to feel important.
Gücenmiş hissetmek için kesinlikle hiçbir nedenin yok.You have absolutely no reason to feel offended.
Aynı şekilde hissettim.I felt the same way.
Nasıl hissettiriyor?How does it feel?
Nasıl hissettirdi?How did it feel?
Kendimi umutsuz hissetmeye başlıyorum.I'm starting to feel desperate.
O kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.He's starting to feel desperate.
Kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.She's starting to feel desperate.
O her zaman bir şey saklıyor gibi hissettim.I always felt like she was hiding something.
Kendimi suçlu hissetmiyorum.I do not feel guilty.
Derin bir acı hissettim.I felt a deep pain.