Benim hissettiğim aynı şekilde hissettiğine çok memnun oldum.I'm very glad you feel the same way I do.
Beni böyle bir salak gibi hissettirdi.He made me feel like such an idiot.
İlk defa, her şeyin bitebileceğini hissettim.For the first time, I had the feeling that everything could end.
Kendini rahat hisset, dostum.Make yourself comfortable, man.
Kendimi iyi hissettim.I felt fine.
Kendimi güçsüz hissettim.I felt weak.
Kendimi sersemlemiş hissettim.I felt dizzy.
Kendimi bitkin hissettim.I felt tired.
Huzursuz hissettim.I felt uneasy.
Daha önce hissetmemiş olduğum şeyleri hissetmeye başladım.I started feeling things that I hadn't felt before.
Bu beni daha iyi hissettirecek.This will make me feel better.
Bu gece kendimi pek iyi hissetmiyorum.I'm not feeling very well tonight.
Bir milyon göz bana bakıyormuş gibi hissettim.I felt as if a million eyes were looking at me.
Kendimi hiç o şekilde hissetmiyorum.I don't feel that way at all.
Kendimizi ihanete uğramış hissettik.We felt betrayed.
Leyla, Fadıl'ı tutmak için bir çocuğa ihtiyacı olduğunu hissetti.Layla felt she needed to have a child in order to keep Fadil.
Dania baskıyı hissetti.Dania felt the pressure.
Fadıl ihanete uğramış gibi hissetti.Fadil felt like he was betrayed.
Fadıl hayatında bir boşluk hissetti.Fadil felt a void in his life.
Fadıl kendinde biraz suç ve öfke hissetti.Fadil felt some guilt and anger.
Fadıl kendini ihmal edilmiş ve terk edilmiş hissetti.Fadil felt neglected and abandoned.
Tom ihmal edilmiş hissetti.Tom felt neglected.
Tom ihanet edilmiş gibi hissetti.Tom felt like he'd been betrayed.
Fadıl kendini güvende hissetmiyordu.Fadil wasn't feeling secure.
Tom buraya aitmiş gibi hissettiğini söylüyor.Tom says he feels like he belongs here.
Onun hakkında nasıl hissettin?How did you feel about that?
Bu seni nasıl hissettirirdi?How would that make you feel?
Kendimi şu anda şarkı söyleyecek gibi hissetmiyorum.I don't feel like singing right now.
Burada kendimi güvende hissetmem.I wouldn't feel safe here by myself.
Kimsenin Tom için kendini kötü hissetmemesi gerekir.No one should feel bad for Tom.
Kendimi hiç yorgun hissetmiyorum.I don't feel tired at all.
Tehlike hissettim.I sensed danger.
Dans etmek beni tekrar genç hissettiriyor.Dancing makes me feel young again.
Bu beni yine genç hissettiriyor.It makes me feel young again.
Kendimi çaresiz hissettim.I felt helpless.
Kendimi dışlanmış hissettim.I felt excluded.
Bunun beni nasıl hissettirdiğini düşünüyorsun?How do you think that made me feel?
Umarım kimse o şekilde hissetmez.I hope nobody feels that way.
Çalışmamak tuhaf hissettiriyor.It feels weird not working.
Bunu yapmak beni yine genç hissettiriyor.Doing this makes me feel young again.
Umarım kimse kendini öyle hissetmez.I hope nobody feels like that.
Hiçbir şey hissetmedim.I felt nothing.
Kendimi aptal hissettim.I felt foolish.
Garip hissettim.I felt awkward.
Utanmış hissettim.I felt ashamed.
Kendimi inanılmaz hissettim.I felt amazing.
Kendimi hiç ümitleri suya düşmüş hissetmiyorum.I don't feel frustrated at all.
Kendimi zerre kadar üzgün hissetmiyorum.I don't feel the least bit sad.
Kendimi tamamen yalnız hissettim.I felt all alone.
Kendini fazla kötü hissetme.Don't feel too bad.
Gergin hissetmeye başlıyordum.I was beginning to feel nervous.
Hepimiz kendimizi kötü hissettik.We all felt bad.
Tom kendini bugün biraz daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he feels a little better today.
Biraz yorgun hissettim.I felt a bit tired.
Ben biraz sarhoş hissettim.I felt a bit woozy.
Bir aptal gibi hissettim.I felt like a fool.
Tom pek iyi hissetmiyor.Tom isn't feeling very well.
Ben harika hissettim.I felt fantastic.
Ben hakkı yenmiş hissettim.I felt frustrated.
Ben aşağılanmış hissettim.I felt humiliated.