İngilizce konuştuğumda kendimi gergin hissediyorum.I feel nervous when I speak English.
Kendimi burada iyi hissediyorum.I feel good here.
Leyla arkadaşlar arasında kendini güvende hissediyordu.Layla felt confident around guys.
Kendini Boston'da güvende hissediyor musun?Do you feel safe in Boston?
Karanlıktan sonra Boston'da yürürken güvende hissediyor musun?Do you feel safe walking in Boston after dark?
Bununla rahatsız hissediyor musun?Do you feel uncomfortable with that?
Boston şehir merkezinde kendinizi güvende hissediyor musunuz?Do you feel safe in downtown Boston?
Her sabah berbat hissediyor musun?Do you feel yucky every morning?
Tom neden bu kadar yalnız hissediyor?Why does Tom feel so lonely?
Kendimi sadece iyi hissediyorum.I'm feeling just fine.
Leyla'nın ailesi için kendimi üzgün hissediyordum.I felt sorry for Layla's family.
Sanırım herkes aynı şeyi hissediyor.I think everybody feels the same.
Şimdi Tom'a biraz daha yakın hissediyorum.I feel a little closer to Tom now.
Kendini iyi hissediyor olduğunu umuyorum.I do hope you're feeling well.
Beşinci günden sonra yaşayan bir ölü gibi hissediyorum.After the fifth day I feel like a living dead.
Şimdi sanki üzerimden bir ağırlık kalktı gibi hissediyorum.I feel now as if a weight has lifted from me.
Yeni bir oyuncağı olan bir çocuk gibi hissediyorum. Tatoeba döndü!I'm feeling like a kid with a new toy. Tatoeba is back!
Bugün kendini daha iyi hissediyorsun, değil mi?You feel better today, don't you?
Tom yalnız hissediyor gibi görünüyor.Tom seems to be feeling lonely.
Tom kendini iyi hissediyor gibi görünüyor.Tom seems to be feeling fine.
Biraz zayıf hissediyorum.I'm feeling a little weak.
Burada rahatsız hissediyorum.I feel uncomfortable here.
Ben yorgun hissediyorum.I've been feeling tired.
Ben hasta hissediyorum.I've been feeling sick.
Biraz acıkmış hissediyorum.I feel a little hungry.
Ben sinirli hissediyordum.I was feeling nervous.
Biraz başımın döndüğümü hissediyorum.I feel a little dizzy.
Tüm bu teşhirciliğe karşı nefret hissediyorum.I feel an aversion toward all this exhibitionism.
Tom bunalımlı hissediyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be feeling depressed.
Tom'un kazanabileceğini hissediyorum.I have a feeling Tom can win.
Ben iyi hissediyorumI'm feeling OK.
Sam bir baba olmaya hazır olmadığını hissediyordu.Sami felt that he wasn't ready to become a father.
Nefes alamadığımı hissediyorum.I feel I can't breathe.
Bunalımlı hissediyor musun?Are you feeling depressed?
Sami kendini kötü hissediyordu.Sami was feeling unwell.
Kendimi oldukça umutsuz hissediyorum.I feel so hopeless.
Sami bir Müslüman olarak kendini çok soyutlanmış hissediyordu.As a Muslim, Sami felt very isolated.
Sami Müslümanlarla birlikteyken kendini huzurlu hissediyordu.Sami felt comfortable around Muslims.
Sen burada olmayınca kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely when you're not here.
Yeni bir kişi gibi hissediyorum.I feel like a new person.
Bunalımlı hissediyorum.I'm feeling depressed.
Hala başımı döndüğümü hissediyorum.I still feel dizzy.
Hâlâ zayıf hissediyorum.I still feel weak.
Berbat hissediyorum.I feel lousy.
Artık beni sevmediğini hissediyorum.I feel she doesn't love me any longer.
Kendimi dünyanın en şanslı adamı gibi hissediyorum.I feel like the luckiest man in the world.
Olanlar hakkında çok suçlu hissediyorum.I feel very guilty about what happened.
Kendimi rahatsız hissediyordum, bu nedenle ayrıldım.I felt uncomfortable, so I left.
Kendimi sudan çıkmış bir balık gibi hissediyorum.I feel like a fish out of water.
Sana bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum.I feel I owe you an explanation.
Tom kendini çok daha iyi hissediyor gibi görünüyor.Tom seems to be feeling a lot better.
Onu yapmanın benim görevim olduğunu hissediyorum.I feel it's my duty to do that.
Sana her şeyi söyleyebileceğimi hissediyorum.I feel I can tell you anything.
Kendimi Tom'a bir açıklama borçlu hissediyorum.I feel that I owe Tom an explanation.
Tom'a bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum.I feel that I owe Tom an explanation.
Tom kendini cesur hissediyordu.Tom felt brave.
Ben onu yapmak zorunda hissediyorum.I feel obligated to do that.
Kendimi tamamen bunalmış hissediyordum.I felt utterly overwhelmed.
Tom olanlar için kendini gerçekten kötü hissediyor.Tom feels really bad about what happened.
Gitmek benim görevimmiş gibi hissediyorum.I feel it's my duty to go.