hissedersin ile cümle
hissedersin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Gerçi, çok yerseniz iğrenç hissedersiniz.具合が悪くなるだけです (笑)
Gözlerin varsa görürsün. Derin sayesinde hissedersin.Als je ogen hebt, dan kan je zien. door je huid, kan je voelen.
Gözlerin varsa görürsün. Derin sayesinde hissedersin.Si vous avez des yeux, vous pouvez voir, à travers votre peau, vous pouvez sentir.
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Adevărul, tu simti imensitatea Ființei si ceva spune: "Cum aș putea să o păstrez?"
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Néha, ahogy megérzed Igaz Léted, ahogy megérzed roppant nagy terjedelmed egy kérdés van benned:
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Ste pravdiví, cítite ohromnosť bytia a niečo hovorí: "Ako si to môžem urdžať?"
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.これは人間関係と同じことなのです。どうやってこのままでいようか、と
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.A ak to umelec urobí inému umelcovi, je to, akoby ste mali povinnosť odovzdať to ďalej.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.A když takhle umělec zasáhne jiného umělce, máte pocit, že to musíte předat dál.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Dan ketika satu seniman berhasil melakukannya pada seniman lain,
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.E quando um artista o faz a outro artista, como que nos sentimos compelidos a transmiti-lo.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.E quando un artista lo fa a un altro artista, si è obbligati a fare un passo avanti.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.És amikor egy művész ezt teszi egy másik művésszel, olyan, mintha kötelességed lenne ezt továbbadni.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Et quand un artiste fait ça pour un autre artiste, c'est comme si vous étiez obligé de le transmettre.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Iar când un artist face asta unui alt artist, ai sentimentul că eşti obligat să-l dai mai departe.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.I kiedy jeden artysta robi coś takiego drugiemu artyście, wtedy ma się niemal obowiązek podania tego dalej.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.그리고 한 예술가가 다른 예술가에게 경이로움을 준다면, 그건 마치 그 경이로움을 또 다시 누군가에게 전달하도록 만드는 것과 같습니다.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Och när en artist gör det med en annan artist, blir du tvungen att skicka det vidare.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Og når en kunstner gør det ved en anden kunstner, er det som om man er tvunget til at give det videre.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Wanneer een artiest dit bij een andere artiest doet, lijkt het alsof je gedwongen wordt om het door te geven.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Y cuando un artista hace eso con otro artista, uno se ve obligado a dar un paso adelante.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Κι όταν ένας καλλιτέχνης το κάνει αυτό σε έναν άλλον καλλιτέχνη, είναι σαν να σε υποχρεώνει να το συνεχίσεις.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.И когато един човек на изкуството го предаде на друг, той се чувства задължен да го предаде нататък.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Когда художник делает это с другим художником, он должен передать это дальше.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.וכשאמן אחד עושה זאת לאמן אחר, אתה מחוייב להעביר את זה הלאה.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.وحين يقوم فنان بذلك لفنان آخر، تحس وكأنك مجبر على تمرير ذلك.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.どんどん驚きを 受け渡して 行きたくなるのです 「他の人がしてくれたように 他の人にもなさい」
Hissedersiniz. Ya da bunun gibi bir yazı tipi ile değiştirebilirsiniz.Ou alteramos a fonte para algo parecido com isto.
Hızlanırken biraz daha ağır hissedersinizAnote isso aqui...
Hızlanırken biraz daha ağır hissedersinizכשהיא מאיצה, אתם תרגישו קצת יותר כבדים.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Amandoi simtiti ca ati castigat.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Ed ognuno ha vinto. Bene
İkiniz de iyi hissedersiniz.Je hebt beiden het gevoel dat je iets gewonnen hebt.
İkiniz de iyi hissedersiniz.두 사람 모두 이긴 기분이 들겠죠. 아시겠죠.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Los dos sienten que ganan.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Mindketten úgy érzik, nyertek.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Obaj czujecie się tu zwycięzcami.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Oba se cítíte jako vítězové.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Sie fühlen sich beide als Gewinner. Okay.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Vous avez tous les deux l'impression d'avoir gagné.
İkiniz de iyi hissedersiniz.И двамата чувствате, че сте спечелили. Така.
İkiniz de iyi hissedersiniz.Обе стороны чувствуют выгоду.
İkiniz de iyi hissedersiniz.שניכם מרגישים שניצחתם. אוקיי.
İkiniz de iyi hissedersiniz.كلاكما يشعر بآنه يفوز.
İkiniz de iyi hissedersiniz.戦争では同盟国同士は ノンゼロサムゲームです
Kendini daha iyi hissedersin.- "κουσες; - Τι ν ακούσω;
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Az élvezet tisztán érződik: tudod, hogy benne vagy.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz. Düşünce ve duygudur.즐거움은 원초적이라, 그 느낌을 압니다. 생각과 감정입니다.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz. Düşünce ve duygudur.Простое удовольствие человек испытывает буквально: осознаёт и ощущает.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz. Düşünce ve duygudur.להנאה יש תחושות גולמיות: יודעים שזה קורה. זו מחשבה והרגשה.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz. Düşünce ve duygudur.فالسعادة لها ثلاثة مواد أولية: تشعر انها تحدث. و هي فكرة و أيضا شعور.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz. Düşünce ve duygudur.しかしミハイが昨日話したように フローが起こっている間には何も感じません
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.El placer es sentimiento puro; sabes que está pasando.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Glæde har rå følelser: man ved det sker.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Il piacere è un sentire rosso: senti che accade.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Kesenangan punya rasa yang mentah: Anda tahu itu terjadi.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Le plaisir est primitif: vous savez quand vous le ressentez.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Mielihyvä on tunteita. Sen tunnistaa tapahtuvan.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Njutning känns påtagligt, man vet att det händer.
Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz.Plăcerea implică simţiri brute: ştii că se întâmplă.
İlgili Sayfalar