Onu hilekarlıkla suçladım.I accused him of cheating.
Tom hilekar olduğunu düşünüyorum.I think Tom is devious.
Tom'un hilekar olduğunu düşünüyorum.I think Tom is deceitful.
Tom biraz hilekar oluyor, değil mi?Tom is being kind of devious, isn't he?
Tom hilekar bir küçük şeytandır.Tom is a tricky little devil.
Tom gerçekten bu kadar hilekar olabilir mi?Could Tom really be that devious?
Sami hilekardı.Sami was deceitful.
Hilekar şehir (6:9-16): Şehir, ticarette dürüst olmadığı gerekçesiyle azarlanmaktadır.The City as a Cheat (6:9–16): The city is reprimanded for its dishonest trade practices.
Çin yetkilileri, 29 Aralık 2011'de Yulan'ın hilekarlık davasında yargılanmasına karar verdiler.On 29 December 2011, Chinese authorities put Yulan on trial for fraud in Beijing.
Ekonomik teoride, hilekarlık çok kolay bir maliyet-kazanç karşılaştırmasıdır.Now, in economic theory, cheating is a very simple cost-benefit analysis.
Demek bu yüzden ... yenilmezdin ... hilekar !so that's why you're ... invinsible ... cheater !
Ama bu hilekarlık.But that's cheating.
Şimdi hilekarlık bitki krallığında hüküm sürmeye devam ediyor.Now deceit carries on through the plant kingdom.
Eksik ölçüp noksan yapan hilekarlara yazıklar olsun!WOE TO THOSE who give short measure,
Hilekar MavicolorDodgerBlue
Hilekar Mavi 1colorDodgerBlue1
Hilekar Mavi 2colorDodgerBlue2
Hilekar Mavi 3colorDodgerBlue3
Hilekar Mavi 4colorDodgerBlue4
Gaspar Le Gecko: Oldukça hilekar bir kertenkeledir.Gaspar Le Gecko ist ein hinterhältiger, gerissener Gecko.
Tilki derisini kaybeder ama hilekarlığını değil.El zorro pierde el pelo pero no las mañas.
Çin yetkilileri, 29 Aralık 2011'de Yulan'ın hilekarlık davasında yargılanmasına karar verdiler.وفي 29 ديسمبر 2011، وضعت السلطات الصينية يولان للمحاكمة بتهمة التزوير في بكين.
Çin yetkilileri, 29 Aralık 2011'de Yulan'ın hilekarlık davasında yargılanmasına karar verdiler.Em 29 de dezembro de 2011, as autoridades Chinesas colocaram Yulan em julgamento por fraude em Pequim.
Ey Allah, al bu ahlaksız, hilekar, küstah insan çetesini.Dumnezeule, ia această bandă de oameni risipitori, vicleni și aroganți.
Gaspar Le Gecko: Oldukça hilekar bir kertenkeledir.Gaspar Le Gecko: Este directorul Pădurii Amazonului.
Hilekar şehir (6:9-16): Şehir, ticarette dürüst olmadığı gerekçesiyle azarlanmaktadır.Η αγία πόλη ως τόπος ανομίας (στ΄ 9-16): Η πόλη επιπλήττεται για τις ανήθικες εμπορικές πρακτικές της.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Apparemment ça tient, pas par magnétisme animal mais par tromperie, mon index étant ici.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Evident cuţitul se ţine acolo, nu prin magnetism, ci printr-un truc, îl ţine arătătorul meu.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Hiển nhiên nó đang dính ở đó, không phải do từ tính mà nhờ mánh khóe, ngón trỏ của tôi ở đó.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.이상하게도 손에 접착했죠, 인간 자석의 힘에 의한 것이 아니라, 속임수에 의해서, 저의 두 번째 손가락이 이곳에 있었죠.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Nyilvánvalóan, ott ragad, de nem állati mágnesesség által, hanem fondorlatból, a mutatóujjam ott van.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Očividně to přiléhá, ale ne kvůli animálnímu magnetivismu, ale přes trik, můj ukazováček to drží.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Samozrejme, nedrží tam živočíšnym magnetizmom, ale trikom, pretože tam mám ukazovák.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.Как видите, он держится вовсе не животным магнетизмом, а всего лишь обманом с помощью указательного пальца.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.(צחוק) ובכן, זה הולך כך, מכאן, כן. וכשאני זז לאחור האצבע שלי נעה.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.واضح بأنها ليست ملتصقة بفعل الجاذبية الجسدية, وإنما بفعل الخدعة, فالسبابة موجودة هناك.
Açıkça orada sıkıca tutuluyor, vahşi çekim gücüm değil hilekarlığım sayesinde, işaret parmağım orada.インチキな人差し指が 裏側から抑えています 次に指を閉じるときも同じです
Ama bu hilekarlık.Aber das ist Mogelei.
Ama bu hilekarlık.Ale to je podvádzanie.
Ama bu hilekarlık.Ale to je podvod.
Ama bu hilekarlık.Ale to oszustwo.
Ama bu hilekarlık.Dar e înșelătorie.
Ama bu hilekarlık.De ez csalás.
Ama bu hilekarlık.근데 이건 반칙이에요.
Ama bu hilekarlık.Maar dat is valsspelen.
Ama bu hilekarlık.Ma è imbrogliare.
Ama bu hilekarlık.Mais ça, c'est de la triche.
Ama bu hilekarlık.Mà như vậy là ăn gian.
Ama bu hilekarlık.Men det är fusk.
Ama bu hilekarlık.(Risos)
Ama bu hilekarlık.Y hace doler la garganta.
Ama bu hilekarlık.Αλλά έτσι κλέβεις.
Ama bu hilekarlık.Але це брехня.
Ama bu hilekarlık.Но это обман.
Ama bu hilekarlık.אבל זה רמאות.
Ama bu hilekarlık.لكنه غش
Ama bu hilekarlık.しかものどを痛めます
Ama bu hilekarlık.但係咁樣嘅唱法 係同時間唱兩個音
Ekonomik teoride, hilekarlık çok kolay bir maliyet-kazanç karşılaştırmasıdır.A közgazdaságtanban a csalás egy egyszerű költség-haszon elemzés.
Ekonomik teoride, hilekarlık çok kolay bir maliyet-kazanç karşılaştırmasıdır.Bon, en théorie économique, la tricherie est une analyse coût-bénéfice très simple.