hikayeler ile cümle
hikayeler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu hikayelerde, robotlar sık sık insan olduklarını zannederler ve yaşadıklarını düşünürler.В цих історіях роботи звичайно думають, що вони люди. І вони деякою мірою оживають.
Bu hikayelerde, robotlar sık sık insan olduklarını zannederler ve yaşadıklarını düşünürler.В этих историях роботы обычно думают, что они люди. И они в некотором роде оживают.
Bu hikayelerde, robotlar sık sık insan olduklarını zannederler ve yaşadıklarını düşünürler.בסיפורים האלה, רובוטים חושבים שהם אנושיים. והם כאילו מתעוררים לחיים.
Bu hikayelerde, robotlar sık sık insan olduklarını zannederler ve yaşadıklarını düşünürler.في هذه القصص، الروبوتات دائماً تفكّر بأنها إنسان. وهي نوع ما تأتي الى الحياة.
Bu hikayelerde, robotlar sık sık insan olduklarını zannederler ve yaşadıklarını düşünürler.自らを人間であると考え ある種の意識をもっています そこで我々は 彼の文書 手紙
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Aceste poveşti mi-au saturat celulele şi nervii.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Ces histoires ont saturé mes cellules et mes nerfs.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Dessa berättelser fyllde mina celler och nerver.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Deze verhalen verzadigden mijn cellen en zenuwen.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Diese Geschichten durchtränkten meine Zellen und Nerven.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Estas histórias saturaram as minhas células e nervos.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Estas historias saturaron mis células y mis nervios.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Ezek a történetek mélyen behatoltak a sejtjeimbe és idegeimbe.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Kisah ini menjenuhkan sel dan syarafku.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.이 이야기들은 제 세포와 신경에 스며들었습니다.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Những câu chuyện này đã làm đơ cứng những tế bào cũng như dây thần kinh của tôi.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Queste storie hanno permeato le mie cellule, i miei nervi.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Te historie przeniknęły moje komórki i nerwy.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Tyto příběhy zaplnily mé buňky a nervy.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi. Ve dürüst olmak gerekirse, üç yıl boyunca uyuyamadım.Tieto príbehy vyplnili moje bunky a nervy, a ak mám byť úprimná, tri roky som nemohla spať.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Αυτές οι ιστορίες είχαν κορέσει τα κύτταρα και τα νεύρα μου.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Каждая моя клетка и нерв был пронизан этими историями.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Кожна моя клітина чи нерв були пронизані цими історіями, та будучи відвертою,
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.Тези истории наситиха клетките и нервите ми.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.הסיפורים האלו הרוו את תאיי ואת עצביי.
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.هذه القصص أشبعت خلاياي وأعصابي
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.呢地故事塞滿佐我嘅每個細胞同神經。
Bu hikayeler hücrelerime ve sinirlerime işledi.正直なところ
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Acum nu este necesar ca aceste poveşti să fie de acord între ele.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Ahora, no es necesario que esas historias concuerden unas con otras.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Det er ikke nødvendigt, at disse historier stemmer overens.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Es ist nicht notwendig, dass diese Geschichten miteinander übereinstimmen.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Het is niet nodig dat deze verhalen gelijklopend zijn.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.이런 각각의 이야기들이 서로 조화롭게 맞아 떨어지는건 필요하지 않아요.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Lúc này thì các câu chuyện không nhất thiết phải thống nhất với nhau.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Maintenant, il n'est pas nécessaire que ces histoires soient en accord les unes avec les autres.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Ora, não é necessário que estas histórias coincidam umas com as outras.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Ora, non è necessario che queste storie vadano d'accordo.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Tak w ogóle, nie ma konieczności, aby te opowieści się zgadzały ze sobą nawzajem.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Tidak wajib bagi semua cerita untuk saling sepakat.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Τώρα, δεν είναι απαραίτητο αυτές οι ιστορίες να συμφωνούν μεταξύ τους.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Водночас, ці історії не мусять узгоджуватися між собою.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Не е необходимо тези истории да са в съгласие една с друга.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.Совсем необязательно, чтобы эти истории соответствовали друг другу.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.וזה לא הכרחי שכל הסיפורים האלה יסכימו זה עם זה.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.الآن ليس بالضرورة أن تتفق هذه القصص معا.
Bu hikayelerin birbirleriyle uyum içinde olmasına gerek yok.互いに一致している必要はありません 驚くべきことに
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.A descoperit că multe din aceste povești tind să dea vina pe victime și să le înjosească.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Azt találta, hogy sok történet hajlamos az áldozatot hibáztatni és leértékelni az életét.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Điều cô tìm thấy là đa phần các mẩu báo này đổ lỗi cho nạn nhân và hạ thấp giá trị của họ.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Elle a découvert que beaucoup de ces articles ont tendance à blâmer les victimes et à dévaloriser leurs vies.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Hänen tutkimustensa mukaan tarinat tuppaavat syyttämään uhria ja vähättelemään heitä.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.그녀의 연구결과는 많은 기사들이 피해자를 비난하고 그들의 삶을 평가절하 한다는 것을 밝혀냈습니다.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Lo que encontró fue que muchas de estas historias tienden a culpar a las víctimas y subestimar sus vidas.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Okazało się, że w wielu przypadkach obwiniano i poniżano ofiary.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.O que ela descobriu foi que muitas destas histórias tendem a culpar as vítimas e a desvalorizar as suas vidas.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Ze stelde vast dat vele verhalen de slachtoffers de schuld geven en hun leven laag inschatten.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Zistila, že mnohé z týchto článkov majú tendenciu obviňovať obete a znehodnocovať ich životy.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.Вона виявила, що чимало таких історій звинувачують жертв і низько оцінюють їхнє життя.
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.И она обнаружила, что во многих этих историях винили жертв и обесценивали их жизнь.
İlgili Sayfalar