hikâyeni ile cümle

hikâyeni kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong:
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong: Joseph, cảm ơn bạn đã chia sẻ một câu chuyện rất cá nhân và đặc biệt với chúng tôi.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong: Joseph, dank je omdat je dit heel persoonlijke en bijzondere verhaal met ons deelt.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong : Joseph, merci d'avoir partagé cette histoire si personnelle et hors du commun avec nous.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong: Joseph, terima kasih telah berbagi kisah istimewa dan sangat pribadi bersama kita.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong: Joseph, vielen Dank, dass du deine sehr persönliche Geschichte mit uns geteilt hast.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Adrian Hong:
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Dziękuję, że podzieliłeś się tą bardzo osobistą historią.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Joseph,dakujem, že ste sa s nami podelili o taký jedinečný a osobný príbeh.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Joseph, îţi mulţumim că ai împărtășit cu noi această poveste specială a vieţii tale.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.아드리안 홍: 조셉씨, 이토록 개인적이고 특별한 이야기를 저희와 나누어 주셔서 감사합니다.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Адріан Гонґ: Джозефе, дякую, що поділився цією дуже особистою і особливою історією з нами.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Джозеф, спасибо за то, что поделился с нами этой очень личной и особенной историей.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.Джоузеф, благодаря ти, че сподели тази твърде лична и необикновена история с нас.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.אדריאן הונג: ג'וזף, תודה לך על ששיתפת אותנו בסיפור המאוד אישי ומיוחד שלך.
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.أدرين يونج: يوسف، شكراً على مشاركة هذه القصة الشخصية و الخاصة معنا
Joseph, bu çok kişisel ve özel hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz.主持人: Joseph 多謝你同大家分享 非常私人而且特別嘅故事
Kendi hikayeni söylemedin mi, Dilip, huh?Heb ik u niet over uw verhalen, Dilip, verteld?
Kendi hikayeni söylemedin mi, Dilip, huh?Kaj sem ti rekla o tvojih zgodbicah, Dilip?
Kendi hikayeni söylemedin mi, Dilip, huh?Nu ţi-am spus despre poveştile tale, Dilip?
Kendi hikayeni söylemedin mi, Dilip, huh? Söyle ona.Neøíkala jsem ti to o tvých pøíbìzích, Dilipe, hm? øekni mu to.
Kendi hikayeni söylemedin mi, Dilip, huh?Tôi đã không nói với bạn về câu chuyện của bạn, Dilip, huh?
Kendi hikayeni söylemedin mi, Dilip, huh?Δεν σου είπα για τις ιστορίες σου, Ντίλιπ;
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Chris Anderson: Kirsten, můžete na minutku? Povězte nám, jak jste se dostala do Afriky?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Chris Anderson: Kirsten, num minuto, pode-nos contar a história de como foi parar a África? Kirsten Ashburn:
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Chris Anderson: Kristen, ¿podrías contarnos en un minuto la historia de cómo llegaste al África?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, ai vrea într-un minut, să ne povesteşti cum ai ajuns tu în Africa?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, czy mogłabyś poświęcić chwilę i opowiedzieć nam, jak to się stało, że trafiłaś do Afryki?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, kan je even kort je eigen verhaal vertellen hoe je in Afrika kwam?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, mohla by si nám v skratke povedať tvoj príbeh o tom, ako si sa dostala do Afriky?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kirsten, vuoi raccontarci in un minuto cosa ti ha spinto in Africa?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?크리스: 크리스틴, 어떻게 아프리카에 가게 되었는지 간단히 얘기해 줄 수 있나요?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kristen, dapatkah anda menyediakan satu menit, untuk menceritakan bagaimana anda sampai di Afrika?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kristen, nimmst du dir eine eine Minute, nur um deine eigene Geschichte zu erzählen wie du nach Afrika kamst?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Kristen, szánnál egy percet arra, hogy elmondod a saját történeted, hogy jutottál Afrikába?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Κίρστεν, θα μπορούσες να μιλήσεις για το πώς έφτασες στην Αφρική;
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Кирстен, можешь отделить минуту рассказать свою собственную историю о том, как попала в Африку?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?Крістен, можеш виділити хвилину розказати власну історію як ти потрапила в Африку?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?כריס אנדרסון: קריסטן, האם תוכלי להקדיש דקה אחת, רק כדי לספר את הסיפור של איך את הגעת לאפריקה?
Kirsten, kendi Afrika'ya gidiş hikayeni anlatmak için bir dakikanı ayırır mısın?كريس أندرسون: كرستين، فقط خلال دقيقة واحدة لتخبرينا قصتك عن كيف وصلتي الى إفريقيا
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.A primeira teoria do caso é que estava tudo escrito. (Risos)
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Az első elmélet az, hogy így lett megírva.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.De eerste theorie is dat dat haar hele verhaal is.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Den första teorin säger att det är allt hon skrev.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Die erste Theorie besagt, mehr gibt es nicht dazu zu wissen.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.첫번째는, 이것은 세상이 써내려간 전부이라는 것입니다.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.La première théorie concernant ce cas est " c'est fini ".
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.La prima teoria del caso è tutto quello che ha scritto.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.La primera teoría es que eso ha sido todo.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Pierwsza z nich zakłada, że to już wszystko - dzieło skończone.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Prima teorie este ca așa a fost scris.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Prvá teória je, že "to je všetko, čo napísala".
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.První teorie zní že "to je všechno, co napsala".
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Η πρώτη θεωρία λέει ότι έτσι είναι το γραμμένο.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Первая теория достаточно прямолинейная.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.Първата теория на случая е всичко, което тя е написала.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.התאוריה הראשונה, זה מה שהיא אומרת.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.النظرية الأولى لهذه الحالة أن هذا هو كل ما حدث.
Konuyla ilgili birinci teori tüm hikâyenin bundan ibaret olduğu.「母なるものがそう決めたから」 この理論では
Madde üç: Hikayenizi anlatın.원칙 3: 여러분의 이야기를 들려주세요.

İlgili Sayfalar