Fakat hidrojen sülfitçe bu kadar zengin olacağından haberimiz yoktu.Мы даже не подозревали, что она настолько сильно будет насыщена сульфидами и сероводородом.
Fakat hidrojen sülfitçe bu kadar zengin olacağından haberimiz yoktu.לא היינו מודעים לכך שזה יצא עשיר במימן גופרתי
Fakat hidrojen sülfitçe bu kadar zengin olacağından haberimiz yoktu.لم نكن ندرك حقا أنه سيكون حتى في الدول الغنية بكبريتيد الهيدروجين.
Fakat hidrojen sülfitçe bu kadar zengin olacağından haberimiz yoktu.こんなものは見たことがなく 煙突と呼んでいます
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.Kemudian proton hidrogen ingin kembali.
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.그리고, 수소 양성자는 다시 돌아가고 싶어하는 데요
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.Luego los protones de hidrógeno desean volver.
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.Potem protony chcą wrócić z powrotem.
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.Vodíkové protony se pak snaží dostat zpět.
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.Протони водню хочуть повернутися до строми.
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.След това водородните протони искат да се върнат обратно.
Fakat oluşan büyük konsantrasyon farkından ötürü de hidrojen protonları stromaya geri dönmek istiyor.ثم أن البروتونات الهيدروجين أريد أن أعود.
Fakat, ondan bir elektron kopardığımızı var sayalım. Yani şimdi bir hidrojeniniz artı bir elektronumuz var.Wenn wir aber ein Elektron entfernen, erhalten wir Wasserstoff und ein Elektron.
Fakat siz kaza geçirdiniz ve 2 seçeneğiniz var: ya öleceksiniz ya da hidrojen sülfür alacaksınız.Du er i en ulykke. Har du to valgmuligheder:
Fakat siz kaza geçirdiniz ve 2 seçeneğiniz var: ya öleceksiniz ya da hidrojen sülfür alacaksınız.여러분이 사고를 당했습니다. 두 가지 선택지가 있죠. 그냥 죽거나, 황화수소를 마시는 겁니다.
Fakat siz kaza geçirdiniz ve 2 seçeneğiniz var: ya öleceksiniz ya da hidrojen sülfür alacaksınız.Sie haben einen Unfall. Sie haben zwei Möglichkeiten:
Fakat siz kaza geçirdiniz ve 2 seçeneğiniz var: ya öleceksiniz ya da hidrojen sülfür alacaksınız.אתם בתאונה. יש לכם שתי ברירות: או שתמותו, או שתיקחו מימן גופרתי
Fakat siz kaza geçirdiniz ve 2 seçeneğiniz var: ya öleceksiniz ya da hidrojen sülfür alacaksınız.أنتم في حادث. لديكم خياران: ستموتون أو ستأخذون كبريت الهيدروجين
Fakat siz kaza geçirdiniz ve 2 seçeneğiniz var: ya öleceksiniz ya da hidrojen sülfür alacaksınız.死ぬか 硫化水素を吸引して 例えば75%の確率で 精神上は生き残るか
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- a drželo to pohromadě pomocí vodíkových vazeb mezi fosfátovými skupinami.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- DNA diapit oleh ikatan hidrogen diantara gugus fosfat.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- és hidrogénkötések kapcsolták össze a foszfátcsoportok között.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- es wurde zusammengehalten von Wasserstoff-Verbindungen zwischen Phosphatgruppen.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- het hing aan elkaar met waterstofbruggen tussen de fosfaatgroepen.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- i cała struktura była przytrzymywana przez wodorowe spoiwo pomiędzy grupami fosforowymi.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.그것은 인산기 사이의 수소결합으로 모여있다고 했습니다.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.La struttura era tenuta assieme da legami idrogeno in mezzo a gruppi fosfato.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- så, det blev holdt sammen af hydrogen forbindelser mellem fosfat grupper.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.- structura era ţinută împreună de legături de hidrogen între grupe de fosfat.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- y entonces, se mantenía unido por puentes de hidrógeno entre grupos fosfato.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.--και λοιπόν, κρατιόταν από δεσμούς υδρογόνου μεταξύ φωσφορικών ομάδων.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.הרצועות הוחזקו יחדיו על ידי קשרי מימן בין קבוצות זרחן.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- وإذاً، كانت مرتبطة مع بعضها البعض بروابط هيدروجينية بين مجموعات الفوسفات.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.つないでありました もし細胞の最高pHが7くらいだとしたら、
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Estamos tratando de modificar la fotosíntesis para producir hidrógeno directamente a partir de la luz solar.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Încercăm să modificăm folosinteza pentru a produce hidrogen direct din lumina soarelui.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.최근 우리는 광합성 과정을 변형하여 햇빛에서 바로 수소를 추출하는 방법을 연구하고 있습니다.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Megpróbáljuk módosítani a fotoszintézist, hogy közvetlenül a napfényből állítsunk elő hidrogént.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Staramy się zmodyfikować fotosyntezę, aby produkować wodór bezpośrednio z promieni słonecznych.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Stiamo cercando di modificare la fotosintesi per produrre idrogeno direttamente dalla luce solare.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.We gaan proberen om fotosynthese om te vormen om waterstof rechtstreeks uit zonlicht te produceren.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Мы хотим изменить фотосинтез на производство водорода, используя солнечный свет.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.Опитваме се да модифицираме фотосинтезата, за да произвеждаме водород директно от слънчевите лъчи.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.אנו מנסים לשנות את הפוטוסינטזה כדי להפיק חמצן ישירות מאור השמש.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.نحن نحاول تعديل التركيب الضوئي لإنتاج الهيدروجين مباشرة من ضوء الشمس.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.太陽光から直接水素を作ろうとしています 光合成は酸素により調節されますが
Geçen videodan hatırlayacağınız üzere, hidrojenflorür dipola-dipola kuvvet içerir. .Fluorovodík, pokud si pamatujete z posledního videa, je poután jen dipól-dipólovými interakcemi.
Geçen videodan hatırlayacağınız üzere, hidrojenflorür dipola-dipola kuvvet içerir. .Fluorwasserstoff, wenn Sie aus dem letzten Video erinnern, hatte gerade Dipol-Dipol-Kräfte.
Geçen videodan hatırlayacağınız üzere, hidrojenflorür dipola-dipola kuvvet içerir. .플루오르와 수소는, 그 전 영상을 기억한다면, 오직 쌍극자 간의 힘만을 가지고 있습니다.
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. -Het proces van glycolse komt in essentie neer op --
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. -그러나 해당과정의 과정은, 저는 지금 이것을 직선 구조로 쓰고 있지만
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. - - -Mas tem uma estrutura de carbonos, e essa estrutura é partida em dois.
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. - -W procesie glikolizy, który właśnie odbywa się w Waszych komórkach, zapiszę to w ten sposób, jako łańcuch.
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. -Отже, процес гліколізу. Запишу в рядок, але ви можете собі уявляти це, як замкнений ланцюжок.
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. -בתהליך הגליקוליזיס, בעקרון אתם לוקחים, כאן זה צוייר כמו חוט,
Glikoliz süresince karbonlara oksijen ve hidrojen eklenir. -ولكن عملية تحلل الجلوكوز ، أنت بالضرورة تتحدث أنا أكتبها على هيأة خيط
Glukoz için altı tane karbon, on iki hidrojen, ve altı oksijen gerekli. -그래서 글루코오스의 화학식은, 6개의 탄소와 12개의 수소, 그리고 6개의 산소로 이루어져 있습니다.
Glukoz için altı tane karbon, on iki hidrojen, ve altı oksijen gerekli. -Așadar asta este glucoza, chiar aici.
Glukoz için altı tane karbon, on iki hidrojen, ve altı oksijen gerekli. -Chemický vzorec pro glukózu, 6 uhlíků, 12 vodíků a 6 kyslíků.
Glukoz için altı tane karbon, on iki hidrojen, ve altı oksijen gerekli. -De chemische formule van glucose is 6 koolstof, 12 waterstof en 6 zuurstof.