"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Ali bi lahko kdaj tja?" Vprašal Mary otožno, videti skozi okno na njeno daleč off-modro.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Bisakah aku pernah ke sana?" Tanya Maria sedih, melihat melalui jendela-nya di biru yang jauh.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Como eu poderia chegar lá?", Perguntou Maria melancolicamente, olhando pela janela em o azul distante.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Czy kiedykolwiek się tam dostać?" Zapytał Maryi smutkiem, patrząc przez jej okno daleko w kolorze niebieskim.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."El tudom valaha is ott?" Kérdezte Mary vágyakozva, akik rajta keresztül ablakon a távoli kék.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Kan ik ooit daar?" Vroeg Mary weemoedig, kijken door haar raam op het verre blauw.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Kan jag någonsin kommer dit?" Frågade Maria längtansfullt, tittar genom sitt fönster på det fjärran blå.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Könnte ich jemals dorthin?", Fragte Mary wehmütig und sah durch ihr Fenster auf fernen Blau.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Kunne jeg nogensinde komme der?" Spurgte Mary længselsfuldt, ser gennem hendes vindue de fjerne blå.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Mohl bych tam někdy?" Zeptal se smutně Marie, dívat se skrz ní okno daleké modré.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Mohol by som tam niekedy?" Spýtal sa smutne Márie, pozerať sa cez ňu okno ďalekej modré.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."¿Podría alguna vez allí?", Preguntó María con tristeza, mirando por la ventana en el azul lejano.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Potrei mai arrivare?" Chiesto a Maria malinconicamente, guardando attraverso la finestra il lontano azzurro.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Tôi có thể nhận được ở đó?" Mary buồn bã, nhìn qua cửa sổ của mình tại màu xanh xa xôi.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Voisinko koskaan perille?" Kysyi Mary haikeasti, katsomalla häntä ikkunasta kaukana sininen.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."나는 거기도 수는?"에서 그녀의 창문을 통해보고, wistfully 메리 질문
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Аз бих могъл някога стигнем до там? - Попита Мери с копнеж, гледайки през прозореца си отколешен синьо.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Мог ли я когда-нибудь туда добраться?" Спросил Мэри задумчиво, глядя сквозь окно на далекой голубой.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Чи міг я коли-небудь туди дістатися?" Запитав Мері задумливо, дивлячись крізь вікно на далекій блакитний.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."אני יכול בכלל להגיע לשם?" שאל מרי בערגה, מסתכל דרך החלון שלה
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi.سأل "هل أستطيع الحصول على أي وقت مضى هناك؟" مريم بحزن ، ويبحث من خلال نافذة منزلها في
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi.遠い青。それはとても新しいと大きいとすばらしかったと
Buraya gelirsen onu yakından görebileceğin olasılığının büyük olması hiç mi heycanlandırmadı seniAici risti sa te intalnesti cu Han Seong. Nu te afecteaza cu nimic ideea?
Buraya gelirsen onu yakından görebileceğin olasılığının büyük olması hiç mi heycanlandırmadı seniEs muy probable que te encuentres con Han Seong aquí, ¿no te dará un vuelco el corazón?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Bog je zavrgel tele tvoje, o Samarija! Srd moj je razvnet zoper nje: doklej se še ne bodo mogli očistiti?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Cóż będziecie czynić w dzień uroczysty i w dzień święta Pańskiego?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?사마리아여 네 송아지는 버리웠느니라 내 노가 무리를 향하여 타오르나니 저희가 어느 때에야 능히 무죄하겠느냐
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Megútálta a te borjúdat, oh Samaria! Haragom felgerjedt ellenök. Meddig nem lehetnek még tiszták?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Modbydelig er din kalv, Samaria; min Vrede luer imod dem hvor længe? De kan ikke slippe for Straf.
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Motbydelig er din kalv, Samaria! Min vrede er optendt mot dem. Hvor lenge skal renhet synes dem utålelig?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Opustí ťa tvoje teľa, Samário! Môj hnev je rozpálený proti nim. Až dokedy nebudú schopní neviny?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Ripudio il tuo vitello, o Samaria! La mia ira divampa contro di loro; fino a quando non si potranno purificar
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Оставил тебя телец твой, Самария! воспылал гнев Мой на них; доколене могут они очиститься?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?Той е отхвърлил телето ти, Самарийо; Гневът ми пламна против тях; До кога не ще могат да се очистят?
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?זנח עגלך שמרון חרה אפי בם עד מתי לא יוכלו נקין׃
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?قد زنخ عجلك يا سامرة. حمي غضبي عليهم. الى متى لا يستطيعون النقاوة.
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?撒 瑪 利 亞 阿 、 耶 和 華 已 經 丟 棄 你 的 牛 犢 . 我 的 怒 氣 向 拜 牛 犢 的 人 發 作 . 他 們 到 幾 時 方 能 無 罪 呢
Ey Samiriye, atın buzağı putunuzu, Öfkem alevleniyor size karşı! Hiç mi temiz olamayacaksınız?撒瑪利 亞阿 、 耶和華 已 經丟棄 你 的 牛犢 . 我 的 怒氣 向 拜 牛犢 的 人 發作 . 他 們到 幾時 方能 無罪呢
Hiç mi bir ţey öđretemedim lan ben sana?!Look, look at this white .You do not notice much, but this guy was older
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.A má neočakávateľný© zvrat -- niečo, čo nečakáte -- a objavíte radostnú skúsenosť.
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.Anda mendapatkan pengalaman yang menyenangkan.
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.--ceva la care nu te aşteptai--şi ai parte de o experienţă fericită. Te uiţi
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.전혀 예상치 못한 반전이 있다면 여러분은 즐거움을 느낍니다. 제 책에 나와있는 착시 그림들도 보면
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.Wendung - etwas, was man nicht erwartet hat - und man empfindet es als erfreuliche Erfahrung.
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.- что-то, чего вы не ожидали, - и вы получаете удовольствие.
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.משהו שלא ציפית לו -- ואתה מוצא חוויה משמחת. אתה מסתכל על אותו
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.و شيئا لم تكن تتوقعه و تجد خبرة ممتعة . تنظر إلى هذا
-hiç mi hiç beklemediğiniz- ve oldukça eğlenceli bir deneyime tanıklık edersiniz.そこで楽しい経験をすることができます このような錯覚については私の著書で紹介しています
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.Ich kann mich überhaupt nicht an ihn erinnern.
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.Ik herinner me hem helemaal niet.
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.Je ne me souviens pas de lui, du tout.
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.Non lo ricordo per niente.
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.Δεν τον θυμάμαι καθόλου.
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.Я вообще его не помню!
Hiç mi hiç hatırlamıyorum onu.信じられないんだろ
Hic mi konusamiyorsun?Ah. Vous ne parlez pas du tout anglais?
Hic mi konusamiyorsun?Neumíte vůbec anglicky?
Hic mi konusamiyorsun?Nie mówi pan w ogóle po angielsku?
Hic mi konusamiyorsun?Sie sprechen überhaupt kein Englisch?
Hic mi konusamiyorsun?Você não fala nada de inglês?