Heyecanlanmak kızmakla hiçte aynı değildir.Getting excited is not at all the same as getting angry.
Çok heyecanlanma!Don't get so excited!
O heyecanlanmaya eğilimlidir.He is prone to getting excited.
O, habere heyecanlanmadığına göre, onu önceden biliyor olmalı.Seeing that she was not excited at the news, she must have known it.
Tom Mary'nin çok heyecanlanmasını istemiyor.Tom doesn't want Mary to get too excited.
Çok heyecanlanma.Don't get too excited.
Kendini kontrol et. Heyecanlanma.Control yourself. Don't get excited.
O ona heyecanlanmamasını söyledi.She told him not to get excited.
Tom heyecanlanmaz.Tom doesn't get excited.
Ve sonra ben, heyecanlanmalı mıyım, bilirsiniz, çünkü belki öylesi daha iyi olur.So then I'm like, should I be nervous, you know, because maybe it's better.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Well, actually let me save that to the next video, because I hate being rushed.
Heyecanlanmak mı? hayır.Nervous? No way.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Now, he gets excited. (Music) That's excitement, don't worry about it.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.We've evolved to get all excited about these dramatic attacks.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Well the reason why I got really excited when I read about that, it contains knowledge.
"Ödülü kazandığın için heyecanlanmalısın" veya "Onun yaptığına kızmalısın" deriz.We say, "You should be thrilled at winning the prize" or "You must be furious at what he did."
Heyecanlanmak için bir sebep daha yaratmıştı Nexus hikâyesi.Avec la Seconde Guerre mondiale s’ouvrit une nouvelle page de l’histoire d’Agnès.
Onun çok istekli davranışları Lisa'nın da heyecanlanmasına neden olur.Його невдячний вчинок дуже засмутив лиса.
Heyecanlanmak için bir sebep daha yaratmıştı Nexus hikâyesi.Az újabb fordulópontot a Nexus kettészakadása jelentette számára.
Onun çok istekli davranışları Lisa'nın da heyecanlanmasına neden olur.這使他與離開他的Lisa的關係變得緊張。
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Acum devine entuziasmat. Ăsta e entuziasm, nu trebuie să vă faceţi probleme.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Ahora se entusiasma -- esto es entusiasmo, no tienen que preocuparse.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.É excitação, não têm que se preocupar com ela.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.E poi si esalta -- quella è esaltazione, non dovete preoccuparvi di questa parte.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Il devient excité -- voilà l'excitation. Ne vous en préoccupez pas.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Jetzt wird er aufgeregt - das ist Aufregung, aber darum müssen Sie sich nicht sorgen.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.점점 흥분합니다. 이게 흥분한 증거죠. 걱정하실 필요는 없습니다.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Most izgatottá válik -- ez az izgatottság, nektek nem kell törődni ezzel.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Nu bliver han ophidset - det her er ophidselse det behøver I ikke bekymre jer om.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Nu raakt hij opgewonden -- dat is opwinding, maak je geen zorgen.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Sekarang dia jadi bersemangat -- itu semangat, yang tak perlu Anda khawatirkan.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Sen blir han upphetsad -- det där är upphetsning ni behöver inte oroa er för det.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Tady ho to nějak nadchlo, ale to nás teď nezajímá.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Teraz sa rozruší -- to je vzrušenie. O to sa nebojte.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Teraz się rozpala. (Fortepian) Podniecenie, nie musicie się o to martwić.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Τώρα αρχίζει να διεγείρεται -- αυτό είναι διέγερση, μην ανησυχείτε γι' αυτό.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Сега се въодушевява - не бива да ви притеснява тази възбуда.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Тепер він стає збудженим. (Фортепіано) Це збудження, не хвилюйтеся.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.עכשיו הוא מתרגש -- ♫♫♫ זאת התרגשות. זה לא צריך להטריד אתכם.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.والآن هو يزداد حماسة , هذا أمرٌ حماسي ليس عليكم أن تقلقوا بشأن هذا .
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.興奮は別に気にしなくてもいいです
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Bueno, en realidad lo voy a dejar para el próximo video, porque detesto tener que apurarme.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Et bien, je garde ça pour la prochaine vidéo car je déteste me presser.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.이건 다음 영상으로 미루어두죠 왜냐하면 전 서두르는걸 싫어하거든요
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Nechám si to na příští video, protože nesnáším, když musím spěchat.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Pozwólcie mi oszczędzić to do następnego wideo, ponieważ nienawidzę być poganiany.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Добре, насправді дозвольте зберегти це мені до наступного відео, томущо я не хочу поспішати.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Е, нека всъщност да запазя за следващото видео, защото мразя да бързам.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.בעצם, אשמור זאת לסירטון הבא, כי אני לא אוהב למהר.
Böylece aynısını tekrar yapar. Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Thế là ông ấy chơi lại một cách đầy phấn khích.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Alasan yang membuat saya sangat bersemangat ketika saya membaca bahwa server tersebut berisi pengetahuan.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Azért jöttem nagyon izgalomba, amikor erről olvastam, mert a tudást tárolják.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Beh, il motivo per cui mi sono entusiasmata quando ho letto dei server è che contengono sapere.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Bueno, la razón por la que me entusiasmé al leer sobre eso es que contiene conocimiento.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Der Grund, warum ich mich sehr dafür begeistere, ist, dass sie Wissen enthalten.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Fiquei muito entusiasmada quando li sobre isso porque elas contêm conhecimento.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Hãy nói tôi nghe về điều đó.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Minua alkoi kiinnostaa, kun luin, että niissä on paljon tietoa.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Parlez-moi de ça. TG : ça me motiva vraiment de lire des articles là-dessus car ils contiennent le savoir.
Bunu okuduğumda çok heyecanlanma sebebim onun bilgi içeriyor olması.Proč je tomu tak?