İspanya'yı ilk ziyaretimde her şey beni heyecanlandırıyordu.Everything was exciting to me when I visited Spain for the first time.
Bert'in biseksüalitesi Tom'u rahatsız ediyordu ve Mary'yi heyecanlandırıyordu.Bert's bisexuality was troubling Tom and excited Mary.
Tom beni aşırı heyecanlandırıyor.Tom freaks me out.
Ve böylece, tüm bunlar beni burada olduğum için heyecanlandırıyor, çünkü hayat sonsuz.And so, this whole thing has struck me as exciting to be here, because life is finite.
Ve bu, beni gerçekten heyecanlandırıyor.And that really, really excites me.
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.I'm excited when I glimpse that kind of thinking writ large.
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!You get excited by an idea and, kapow!
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Tell me what part of my brain is lighting up, because that excites me.
Evet gördüğünüz gibi suyun yükseltgenmesi olayı beni çok heyecanlandırıyor.So I got very excited about the idea of oxidizing water.
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,But I particularly am really excited about using this technology in online worlds,
Elçi onu o kadar heyecanlandırıyordu ki, beni görmesi, Wallace'ı gördüğü anlamına değil,And he was just so excited about the messenger, really, it wasn't just seeing Wallace.
Bu da bizi çok heyecanlandırıyor.And this is something that we're very excited about.
Bu tarz ihtimaller içimdeki çocuğu gerçekten çok heyecanlandırıyor.The child in me is really excited by these kinds of possibilities.
İşte bu beni heyecanlandırıyor.So that's getting me excited.
Nerdeyse 60'ımda bu soyut, fahişelerden bir farkı olmayan şeyler beni hala heyecanlandırıyor.60 nearly, yet these hardly tangible, hardly better than harlots, can still stir me.
Bana beynimin neresinin parladığını söylesinler, çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Tell me what part of my brain is lighting up, because that excites me.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.Drei Beispiele: „Das Leben macht Sinn.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.彼女の口癖は「人生には刺激がなきゃね」。
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,제가 특히 온라인에서 이 기술을 사용할 경우 흥분되는 것은, 예를 들어,
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,אבל אני נלהב במיוחד מהשימוש בתוכנה בעולמות אונליין
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,لكنني في الحقيقة أشعر بالسعادة خاصة في استخدام هذه التكنولوجيا على شبكة الإنترنت ،
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,例えばトム・メルヒャーがやってくれたように この技術をオンラインの世界で使うと 面白いのではないかと思います
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.12월에 "존매든 풋볼"과 함께 올라갔습니다. 정말 스릴 넘치는 일이던데요...
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.בדצמבר, בדיוק במיקום גבוה יחד עם "פוטבול בסגנון גון מאדן" וזה ריגש אותי לגמרי
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.في شهر ديسمبر،مع وجود لاعب كرة القدم جون مادن، والذي أخافني إلى حد الموت
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.すぐ次に位置したわけです。 つまり私たちは本当に
Bana beynimin neresinin parladığını söylesinler, çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Dime que parte de mi cerebro se está iluminando, porque eso me excita
Bana beynimin neresinin parladığını söylesinler, çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Dimmi quale parte del mio cervello si accende, perchè mi eccita.
Bana beynimin neresinin parladığını söylesinler, çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Кажете ми точно коя област в мозъка ми "светва", защото това ме вълнува и разпалва.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Det kan nemlig hurtigt gå galt, hvis man ikke holder tungen lige i munden.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Fakt mám trému, když vím, že tu sedíte, posloucháte a já vám mám vykládat.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Fakt mám trému, keď viem, že tu sedíte, počúvate a ja vám mám vysvetľovať.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Jullie maken me bloednerveus terwijl je daar zo zit te luisteren en ik moet optreden.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.제가 설명하는 것을 여러분이 들어주는 것이 매우 긴장됩니다
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Mi rende molto nervoso sapere che stai seduto li' ad ascoltare e io mi devo esibire per te.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Strasznie mnie stresujecie kiedy tak siedzicie, słuchacie a ja muszę wam w tym czasie to wszystko tłumaczyć.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Vocês me deixam muito nervoso enquanto ficam sentados ai ouvindo e eu tenho que ensinar para vocês.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Zavarba hoztok, hogy ti csak ott ültök és hallgattok, amíg én előadást tartok nektek.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Вие, приятели, доста ме изнервяте, докато само си седите там и слушате, а аз трябва да ви забавлявам.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.授業をしながら緊張するよ。 でも、結局前回の答えは正しかったよ。
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Diga-me que parte do meu cérebro está iluminada, porque isso me excita.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Dites-moi quelle partie de mon cerveau s'illumine, parce que cela m'excite.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Mond meg, az agyadnak melyik része villan fel, mert ez izgalomba hoz.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Povedzme si, ktorá časť môjho mozgu sa rozsvieti, pretože ma to vzrušuje.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Řekněte mi, která část mého mozku se rozsvítí, protože to mě vzrušuje.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Sag mir welcher Teil meines Gehirns reagiert, weil mich das fasziniert.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Spune-mi ce parte a creierului meu se aprinde, deoarece acest lucru mă stimulează.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Vertel me welk gedeelte van mijn brein oplicht, want dat windt me op.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Πες μου ποιο μέρος του εγκεφάλου μου, φωτίζεται, επειδή με συναρπάζει.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Кажете ми точно коя област от мозъка ми "светва", защото това разпалва любопитството ми и ме вълнува.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Скажи мне, какая часть моего мозга освещается, так как это меня возбуждает.
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Devii incantat de o idee si, kapow!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Du begejstres af en ide og, kapow!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Du blir exalterad över en ny idé, och vips händer det!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Ficas entusiasmado com uma ideia e, pimba!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Je wordt enthousiast van een idee en, kapauw!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Jön egy új ötlet, aztán hajrá!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!당신이 흥미로워 하는 아이디어가 있으면, 바로 시작하죠!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Nadchnete se pro myšlenku a, to blaho!
Bir fikir seni heyecanlandırıyor ve kapow!Pochłania Cię kolejny pomysł, wkładasz w niego całą energię.