Herhangi bir açıklama yapılmadan kovulduk.We were ordered away without any explanation.
Kırık cam yolun her tarafına dağılmış durumda.Broken glass lay scattered all over the road.
Her gün yaklaşık iki saat çalışırım.I study about two hours every day.
Her ay on dolar biriktirdim.I put away 10 dollars each month.
Müzikten hoşlanırım ve her gün dinlerim.I like music, and I listen to it every day.
Seni gördüğümde bana her zaman erkek kardeşimi hatırlatıyorsun.When I see you, you always remind me of my brother.
Okula her zaman yürürüm.I always walk to school.
Her zamankinden daha geç yatmaya gittim.I went to bed later than usual.
Ben her zaman mutlu değildim.I wasn't always happy.
İş bana göre her şeydir.Work is all in all to me.
Biz herkesi tehlikeyle ilgili uyarmak için bağırdık.We shouted in order to warn everyone of the danger.
Röntgene göre her şey iyi.According to the X-ray, everything is all right.
Her biri beş dolara elmalar satarlar.They sell apples at five dollars each.
O, Wripple'ın köşesine yakın yaşıyor, bu yüzden o her gün araba sürmektedir.She lives near the edge of Wripple, so she drives in every day.
Çakmağımı her yerde aradım ama bulamadım.I searched high and low for my lighter but couldn't find it.
İyi öğrenciler masalarını her zaman temiz tutarlar.Good students always keep their desk clean.
Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I simply haven't the time to do everything I want to do.
Her şeyi oluruna bırak.Let sleeping dogs lie.
Her şeye rağmen onu becerdin.You managed it after all.
Her şeye rağmen onu başardın.You managed it after all.
Yavaş yavaş parti sona erdi ve herkes eve gitti.By and by the party ended and everyone went home.
Montgomery her şeyin başladığı yerdi.Montgomery was where it all began.
Artık şüphe için herhangi bir yer yok.There is no longer any room for doubt.
Her şey için bir ilk olmak zorunda.There has to be a first time for everything.
Eğer sana yardım etmek iseseydi, her şeyden önce sana gelebilirdi.If he would help you, he might come to you at once.
Herhangi bir şikayetiniz varsa bana bildirin, ve onlara bakacağım.If you have any complaints, let me know, and I'll look into them.
Herhangi bir zamanda Japonya'ya gelirsen, beni görmeye gel.If you are ever in Japan, come and see me.
Herhangi biri ararsa burada değilim.I'm not here if anybody calls.
Herhangi bir zamanda şehre gelirseniz, beni görmeye gelin.If you ever come to town, come to see me.
Eğer güneş olmasaydı yaşayan her şey ölürdü.If it were not for the sun, every living thing would die.
Eğer herhangi bir sıkıntın olursa, benden yardım iste.If you have any difficulty, ask me for help.
Bana herhangi bir şey olursa, buraya bakabilirsiniz.If anything should ever happen to me, you can look here.
Evim bir köşk olsaydı, tanıdığım herkesi doğum günü partime davet ederdim.If my house were a mansion, I would invite everyone I know to my birthday party.
Herhangi bir sorununuz varsa Kullanıcı Kılavuzu'na bakın.Refer to the Users' Guide if you have any problems.
Herhangi bir şey olması durumunda, derhal beni ara.In case anything happens, call me immediately.
Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.And if I lose thy love, I lose my all.
Bob benim tavsiyemi dinleseydi, şimdi her şey tamam olacaktı.If Bob had taken my advice, everything would be all right now.
Herhangi bir sorunun olursa bana bildir.If you have any questions, please let me know.
Mozart'ın müziği her zaman hoşuma gidiyor.The music of Mozart is always pleasing to me.
Motorda herhangi bir sorun yok.There is nothing the matter with the motor.
Sizin için her şey bitti.It's all over for you.
Üyelerden herhangi biri seninle aynı fikirde mi?Do any of the members agree with you?
Meg Japonya hakkında her şeyi bilmeye meraklı.Meg is curious to know everything about Japan.
Her birinin kendi tadı var.Each has his own taste.
Onlardan her biri kendi paketini taşıyordu.Each of them carried their own pack.
Hizmetçi her bir misafiri anons etti.The maid announced each guest.
Mary her gece dantel işliyor.Mary crochets lace every night.
Mary'ye herkes tarafından saygı duyulur.Mary is respected by everyone.
Mary, her zaman erkek arkadaşının ödevlerini yapmasına yardımcı olur.Mary always assists her boyfriend in doing his assignments.
Mary her zaman yaptığı her şeyde başarılıydı.Mary has always been successful in everything she has done.
Mary her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.Mary always has to put her two cents worth in.
Mary, her zaman günde iki saat çalışır.Mary always studies for two hours a day.
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Mary'nin tatmin olmak için her türlü sebebi vardı.Mary had every reason to be satisfied.
Herkes yolculuk için hazır mı?Is everybody ready for the trip?
Herkes beni küçümsüyor.Everybody puts me down.
Başka herkes çok meşgulken böyle kaytaramazsınız.You can't just lounge around like that while everybody else is so busy.
Herkes onun kazanacağını umuyordu.Everyone hoped that she would win.
Herkes ona karşı samimi.Everyone is friendly to her.
Herkes ona Mac der.Everybody calls him Mac.