her ile cümle

her kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Her olasılığı göze aldılar.They took every possibility into consideration.
Onlar her zaman birbirlerinin boğazına sarılırlar.They are always at each other's throats.
Her zaman para konusunda tartışıyorlar.They are always arguing about money.
Onlar her zaman tartışıyorlar.They are always quarreling.
Onların her zaman parası az.They are always short of money.
Onlar her zaman köpeği kapıya bağlı tutar mı?Do they always keep the dog tied to the gate?
Onlar her zaman şakalar yapıyorlardı.They were always making jokes.
Onlar her zaman toplum önünde tartışıyorlar.They are always quarrelling in public.
Onlar her zaman ebeveynlerine itaat etmiyorlar.They don't always obey their parents.
Ebeveynlerine her zaman itaat etmezler.They don't always obey their parents.
Onlardan her biri bir şarkı söyledi.Each of them sang a song.
Onların her birine bir ödül verildi.Each of them was given a prize.
Onların her ikisi de sevimliBoth of them are very cute.
Onların her ikiside evli değil.They are both unmarried.
Onların her biri bir hediye aldı.They each received a present.
Onlar Mary'ye her şeyi söyletti.They made Mary tell everything.
Onlardan her biri gördüğü hakkında bir rapor yazmak zorunda.Each of them has to write a report about what he saw.
Onların her birinin bir bisikleti var.Each of them has a bicycle.
İngilizce veya Fransızca ya da her ikisini de konuşuyorlar.They speak English or French or both.
Para kazanmak için her şeyi yaptılar.They did everything in order to make money.
Onlar her birimize 1,000 yen ödediler.They paid us each 1,000 yen.
Bana her şeyde arka çıktılar.They backed me up in everything.
Onlar herhangi biri tarafından nefret edilmezler.They aren't hated by anybody.
Kışın onlar her zaman kayak yapmaya giderler.They always go skiing in winter.
Onların her ikisi de nazik ve dürüst.Both of them are kind and honest.
Onlar yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndüler.Since they were tired, they turned in earlier than usual.
Onların her biri ayrı ayrı ödedi.They each paid separately.
Onlar her Pazar kiliseye giderler.They go to church every Sunday.
Onlar her Pazar ibadet ederler.They worship every Sunday.
Her sabah altıda uyanırlar.They wake up at six every morning.
Onlar her gün meseleyi görüşür.They discuss the matter every day.
Onlar her gün telefonla birbirleriyle iletişim kurar.They communicate with each other by telephone every day.
Onlar her yaz kampa giderler.They go camping every summer.
Her yıl işgalcilere karşı savaşa devam ettiler.They continued fighting against the invaders year after year.
Her Kış Nozawa'ya kayak yapmaya giderler.They go skiing at Nozawa every winter.
Onlar üst üste her gün çalıştılar.They labored day after day.
Onların her birine bir hediye aldım.I bought them each a present.
Onu pohpohlarsan, her şeyi yapar.If you flatter him, he'll do anything.
Ona her baktığımda o esniyordu.Every time I looked at him, he was yawning.
Herhangi bir kız ondan hoşlanabilir mi?Can any girl like him?
Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.Everybody knew that she was being pushy.
Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.Everybody knew she could speak English well.
Herkes onu düğünceli bir insan olarak bilir.Everyone can tell she is thoughtful.
Onu gördüğüm her an kalbim hızlı çarpıyor.My heart beats fast each time I see her.
Ona yapabileceğin herhangi bir yardım için şimdiden size teşekkür etmek istiyorum.I would like to thank you in advance for any help that you are able to give her.
Onun geçmişi hakkında her türlü söylenti yükseldi.All sorts of rumors rose about her past.
Onun, herkesin sevdiği bir oğlu var.She has a son everybody loves.
O her zaman öğretmeninin söylediği her şeyi not alır.She always writes down every word her teacher says.
Babası ona ona her şeyi anlattırdı.Her father made her tell him everything.
Sınıfındaki herkes ondan hoşlanır.Everyone in her class likes her.
Onun dışında herkes soruyu cevapladı.Apart from her, everybody answered the question.
Onun şarkı söylemesi her zamanki gibi çok etkileyiciydi.Her singing was very impressive as usual.
Onun varlığında ben her zaman sinirlenirim.I always get nervous in her presence.
Onun oğlu bir ana kuzusu. O her zaman onunla olmak zorunda.Her son is a mama's boy. He has to be with her all the time.
Her iki oğlu da savaşta öldü.Both of her sons died during the war.
Hafta içi her zaman meşguldür.She is always busy on weekdays.
Onun adı herkes tarafından bilinir.Her name is known to everyone.
Nobel ödülünü kazandıktan sonra her zamanki kadar mütevazı kaldı.After winning the Nobel prize, she remained as modest as ever.
O, her üç günde bir süpermarkete gider.She goes to the supermarket every three days.
O her sabah altıda kalkmayı kural haline getirmektedir.She makes it a rule to get up at six every morning.

İlgili Sayfalar