Ana içeriğe geç
Sözlük

her ile cümle

her kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Okuma için her zaman vakit bulabiliriz.We can always find time for reading.
Herhangi biri sana inanabilir mi?Can anyone believe you?
Her halükarda, yarın gideceğim.I will leave tomorrow, in any event.
Her durumda, ben görevimi yaptım.In any case, I did my duty.
Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.In any case, you have to leave early, whether you like it or not.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Her şey iyi gitse bile bunu cumartesiden önce bitiremeyiz.We cannot finish it before Saturday even if everything goes well.
Her acil durumda her zaman Holmes'e güvenebilirsin.You can always count on Holmes in any emergency.
Ann odasını her zaman temiz tutar.Ann always keeps her room clean.
Böyle bir adama güvenrseniz sahip olduğunuz her şeyi kaybedersiniz.If you trust such a fellow, you'll lose everything you have.
Anderson ailesi dışında herkes gelecek Perşembe akşamı partiye gidiyor.Everybody except the Anderson family is going to the party next Thursday evening.
Herhangi bir alerjiniz var mı?Do you have any allergies?
Her şeyi dikkate aldım.I have taken everything into consideration.
Bir seyahat acentesi, gezimiz için her şeyi düzenledi.A travel agent arranged everything for our trip.
Bir araştırmaya göre her yıl 53.000 Amerikalı pasif içicilik sonucu ölüyor.A study reports that 53,000 Americans die each year as a result of secondhand smoke.
Herhangi bir alkollü içki içme.Don't drink any alcohol.
Alkol tüketimi her yıl artıyor.Alcohol consumption is increasing every year.
Her şeyi olduğu gibi görmeye çalış.Try to see things as they are.
Her şey doğanın kurallarına tabidir.Everything is subject to the laws of nature.
Her şey tabiat kanunlarına tabidir.Everything is subject to the laws of nature.
Yaşamın her adımında insanlar kiliseye gidiyor.People in every walk of life go to church.
Her yere baktım ama cüzdanımı bulamıyorum.I've looked everywhere, but I can't find my wallet.
Her yerde insanlar dünya barışına adanmış kamu liderleri için özlem duyuyorlar.People everywhere yearn for public leaders dedicated to world peace.
Sergiye her çeşit insan geldi.All sorts of people came to the exhibition.
Her durum bireysel analiz gerektirir.Every situation requires individual analysis.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, onun davranışı mazur görülebilir.Taking all things into consideration, his conduct can be excused.
Her şey göz önüne alınırsa, o iyi bir öğretmen.All things considered, he is a good teacher.
Her çocuk bir bebek gibi davranılmasına karşı çıkar.Every child objects to being treated like a baby.
Her çocuğun aynı eğitim fırsatlarına sahip olması zorunludur.It is essential that every child have the same educational opportunities.
Her şeye bir limit vardır.There is a limit to everything.
Her şey göz önüne alındığında, babamın hayatı mutlu bir hayattı.All things taken into consideration, my father's life was a happy one.
Sanırım her şey yolunda gidiyor.I think everything is going well.
Amerika'da, benim programım hemen hemen her gün farklı ve benzersizdir.In America, my schedule is different and unique nearly every day.
Amerika'da her kasabada bir kütüphane bulunmaktadır.Every town in America has a library.
Amerika'da her kasabanın bir kütüphanesi vardır.Every town in America has a library.
O parti her zaman orta sınıfı kötülüğe teşvik ediyor.That party is always pandering to the middle class.
Bu mağazada her şey normal fiyatından yüzde 10 indirimlidir.Everything at that store is 10 percent off the regular price.
O, benim her hareketimi izliyor.He is watching my every move.
O her zaman arka plandadır.He is always in the background.
O, her zaman güvenilir bir insandır.He is a man who can always be trusted.
İnsanlar onun yaptığı her hareketi fark ediyorlar.People notice every move he makes.
Şu aktrist her zamanki kadar güzel.That actress is as beautiful as ever.
O her zaman diğer insanlarla ilgili hata buluyor.She is always finding fault with other people.
O başkanın sekreteri her zaman aşırı resmîdir.That president's secretary is always prim.
Çocuk neşeli gülüşüyle herkesi cezbediyor.The child captivates everyone with his sunny smile.
O her zaman gülümsüyor.She is always smiling.
O çocuk her zaman sızlanıyor.That child is always fretting.
O restoran her gün iki bin yemek hazırlar.That restaurant prepares two thousand meals every day.
Restoran her zaman tıka basa doludur.The restaurant is always packed.
O takım her zaman alt sıralarda.That team is always in the cellar.
O güzel kuş her gün ötmekten başka bir şey yapmadı.That pretty bird did nothing but sing day after day.
O çift neredeyse her gece içer.That couple gets soused nearly every night.
Her yıl ne sıklıkla kayağa gidersin?How often do you go skiing every year?
Okula her gün yürüyerek mi gidiyorsun?Do you go to school on foot every day?
Okula her gün yürüyerek mi gidiyorsunuz?Do you go to school on foot every day?
Okula her gün yürüyerek mi gidersin?Do you go to school on foot every day?
Her gün çalışır mısın?Do you run every day?
Her gün koşar mısın?Do you run every day?
Her gün alışverişe gider misin?Do you go shopping every day?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
her ile cümle - Sayfa 21 - her kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App