hep ile cümle
hep kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hepimiz, eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkaralım.We should take off our shoes before entering the house.
Hepsi bu kadar mı?Is this everything?
Avukatların hepsi yalancıdır.Lawyers are all liars.
Onların hepsi sadece kızları götürmek için buradalar.All of them are just here to pick up girls.
O, hep gülümser.She always smiles.
Büyük şehirlerde gece yarısından sonra hep olay olur.There is always trouble after midnight in big cities.
Felaketler hep peş peşe gelirler.A misfortune never comes alone.
Hepimiz insanız, bu yüzden bence her ülkenin kültürü %90 aynıdır.We're all human beings, so in my opinion each country's culture is 90% the same.
Hepimiz İngilizce konuşuruz.We all speak English.
Şemsiyemi hep trende bırakıyorum.I always leave my umbrella in the train.
Annem bana hepimiz yemek yeyinceye kadar köpeği beslemememi rica etti.My mother asked me not to feed the dog until after we had all eaten.
Hepiniz nasılsınız?How are you all?
Onların hepsinden bıktım.I am sick of them all.
Hep aynı tarzda olmaktan bıktınız mı?Tired of always having the same style?
Roma'da yaşamayı hep istemişimdir.I have always wanted to live in Rome.
Niye hep ben?Why always me?
O hep okulda zorbalık yapar.He always gets bullied at school.
Dursun'dan Güzelnur'a kadar hepiniz iyi öğrencilersiniz.From Tursun to Guzelnur, you are all good students.
Onların eşlerinin hepsi otobüse bindi.All of their spouses got on the bus.
Onların hepsini biliyorum.I know them all.
Beş tavşanın hepsi aç kurtlar tarafından yenildi.All five rabbits were eaten by the hungry wolves.
Onun hepsini yemeği ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about eating all that?
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onların hepsini silip süpürdüler.I put some cookies on the table and the kids ate them right up.
Bir torba patates kızartmasının hepsini yememeliydim.I shouldn't have eaten the whole bag of potato chips.
Ben hep profesyonel bir basketbol oyuncusu olmak istedim.I've always wanted to be a professional basketball player.
Hep bir spor arabam olsun istemişimdir.I've always wanted to own a sports car.
Kısa sürede yiyecek bir şey almazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz.If we don't get something to eat soon, we'll all starve to death.
Hepsi değilsede, birçok insan yemek yemeği sever.Most, if not all, people enjoy eating.
Dengeli bir diyet yemenin sizin için yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz.We all know that eating a balanced diet is good for you.
O hep homurdanıyor.She's always grumbling.
Bizim politikacılarımızın hepsinin çok yaşlı oldukları izlenimine katılıyor musun?Do you get the impression that all of our politicians are too old?
Bir bütün olarak tanımadan bir hatayı tekrarlamak hepsinin içinde en büyük hatadır.Repeating a mistake without recognizing it as one, is the biggest mistake of all.
Hepsini kendin mi yaptın?You built that all by yourself?
Tuhaf şahsiyetleri hep sevdim.I always liked strange personalities.
Onların hepsini kendim yedim.I ate it all by myself.
Hiç kimse çalışmıyor; onların hepsi Dünya Kupası'nı izliyor.Nobody's working; they're all watching the World Cup.
Hepiniz aynı zamanda konuşmayın.Don't all speak at the same time.
Tom onun hepsini tek başına yapmış olamaz.Tom can't have done that all by himself.
Tom tek başına bir düzine çöreğin hepsini yedi.Tom ate a dozen doughnuts all by himself.
Onun hepsi Tom'un hatası.It's all Tom's fault.
Tom'un akşam yemeğinin hepsini yemediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom didn't eat all his dinner.
Tom'un parasının neredeyse hepsi ailesini desteklemeye gidiyor.Almost all of Tom's money goes to supporting his family.
Tom'un eski eşlerinin neredeyse hepsi kendisiyle hâlâ konuşuyor.Almost all of Tom's ex-wives still talk to him.
Tom Mary'nin fıkralarının hepsine güldü, komik olduğunu düşünmediklerine bile.Tom laughed at all of Mary's jokes, even the ones he didn't think were funny.
Hepiniz beni dinliyor musunuz?Are you all listening to me?
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.One for all and all for one.
Hepimiz bisiklet sürmeyi severiz.We all like to ride bikes.
Ne için hepiniz giyinip kuşandınız?What're you all dressed up for?
Niçin hepiniz giyindiniz?Why are you all dressed up?
Onun şarkılarının hepsi zirve oldu.All of her songs became hits.
Onun şarkılarının hepsi hit oldu.All of her songs became hits.
Kaza anında, neredeyse otobüsteki yolcuların hepsi uyuyordu.At the time of the accident, almost all of the passengers on the bus were sleeping.
Neden hepimiz iyi geçinemiyoruz?Why can't we all get along?
Dedektiflik hikayelerini hep baştan sona okurum, çok heyecan verici!I always read detective stories from cover to cover; they're so exciting!
Bu zamanın hepsinin nasıl tüketildiğidir.This is how time is all wasted.
Önemli olan tek şey, hepimizin birlikte olmasıdır.The only thing that matters is that we are all together.
O hep korkar.He is always scared.
Hepimiz filmden hoşlandık.We all enjoyed the movie.
Onun yaralarının hepsi haricidir.His injuries are all external.
Tom henüz onun hepsini hallettirmiyor.Tom doesn't have it all figured out yet.