he ile cümle
he kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben bir yazar olmayı hedefliyorum.I aim to be a writer.
Ben dün izlediğim gibi öylesine heyecan verici bir ragbi maçı görmemiştim.I had never seen such an exciting rugby match as one I saw yesterday.
Ben işimde her çeşit insanla kontak kurarım.I come into contact with all kinds of people in my work.
Ben her zaman işle meşgulüm.I'm busy with the work all the time.
Sen her zaman düşüncelerimdesin.You are in my thoughts at all times.
Hemen bir karar veremem. Önce patronumla konuşmam gerekecek.I can't make a decision on the spot. I'll have to talk to my boss first.
Çocukken her pazar kiliseye gittim.I went to church every Sunday when I was a boy.
Diş hekiminde idim.I've been to the dentist's.
Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.I make it a rule to read the newspaper every day lest I should fall behind the times.
Zamana ayak uydurabileyim diye her gün gazete okurum.I read a newspaper every day so that I may keep up with the time.
Benim her zaman başım belada.I am forever in trouble.
Elde herhangi bir iyi referans kitabım yok.I don't have any good reference book at hand.
Ev ödevimin tamamını henüz bitirmedim.I haven't finished all my homework yet.
Henüz bütün ev ödevimi bitirmedim.I haven't finished all my homework yet.
Her ay en az bir kitap okudum.I read at least one book every month.
Davet edildiğim herhangi bir partiye giderim.I go to any party I am invited to.
Ben bir tanıtım için hevesliyim.I'm anxious for a promotion.
Ben her zaman bilgiye çok kıymet veririm.I always place a high value on knowledge.
Yemek yedikten sonra her zaman dişlerimi fırçalamam.I don't always brush my teeth after I eat.
Yatmaya gitmeden önce her zaman dişlerimi fırçalarım.I always brush my teeth before I go to bed.
Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim.I'm not used to making speeches in public.
Herkesin önünde bana gülünmesine katlanamam.I can't stand being laughed at in public.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.I am not accustomed to speaking in public.
Kitabı kütüphaneden ödünç aldım ama henüz onun çoğunu okumadım.I borrowed the book from the library, but I haven't read much of it yet.
Dünyadaki her şeyden daha çok uçmak istiyorum.I want to fly more than anything else in the world.
Dünyanın her yerine seyahat etmek istiyorum.I want to travel all over the world.
Öğretmenimin söylediği her şeyi dikkatlice not ettim.I carefully took down everything that my teacher said.
Her şeyi düşünemem.I can't think of everything.
Oğluma herne isterse verdim.I have given to my son whatever he wants.
Ben onu diğer çocukların herhangi birinden daha çok seviyorum.I love him more than any of the other boys.
Ben onu herhangi başka adamdan daha içten seviyorum.I love him more deeply than any other man.
Doğum günü hediyemi aldım.I received my birthday present.
Hemen başladık, aksi halde onu kaybetmiş oluruz.We started at once, otherwise we would have missed him.
Cep hesap makinemi çaldırdım.I've had my pocket calculator stolen.
Tokyo'ya gittiğimde her zaman onun evine uğrarım.I always drop in at her house when I go to Tokyo.
Her dört Haziranda buraya gelirim.I come here every Fourth of July.
Japonya hakkında herhangi bir şey bilmiyorum.I don't know anything about Japan.
Pazar günleri her zaman boş değilim.I am not always free on Sundays.
Her Pazar odamı temizlerim.I clean up my room every Sunday.
Pazar günleri her zaman evdeyim.I am always at home on Sundays.
Pazar günleri her zaman evde değilim.I'm not always at home on Sundays.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Pazar hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Çiftliğimi satmaya çalışıyorum, ancak şimdiye kadar herhangi bir teklif almadım.I am trying to sell my farm, but I haven't had any offers so far.
Ben onun faturayı hemen ödemesini istedim.I demanded that he pay the bill immediately.
Ben onun söylediği her söze inandım.I believed every word he said.
O döndüğünde mektubu henüz yazmıştım.I had just written the letter when he came back.
Güzel hediye için ona teşekkür ettim.I thanked him for the nice present.
Ona altın bir saat hediye ettim.I presented him with a gold watch.
Her altı ayda bir onunla görüşürüz.I meet with him once every six months.
Ben onu hemen hemen hiç anlayamadım.I could hardly understand him.
İyiliğinin karşılığında ona bir hediye verdim.I gave him a present in return for his favor.
Onun romanlarının hepsini okumadım.I haven't read all of his novels.
Onun kız kardeşinden bir hediye kabul ettim.I accepted a present from his sister.
Onun konuştuğu her sözü anlamak için öne doğru eğildim.I leaned forward, eager to catch every word he spoke.
Onlardan her birine üç kurşun kalem verdim.I gave three pencils to each of them.
Onların hepsini tanıyorum.I know all of them.
Onların hepsini tanımıyorum.I don't know all of them.
Onların her ikisini de tanıyorum.I know both of them.
O beni herkesin içinde aşağıladığı için onu affedemiyorum.I cannot forgive him because he insulted me in public.