Hayat olduğu gibi onun için çok ilginç değil.Life as it is is very uninteresting to him.
O süpermarkete giderseniz, günlük hayatta kullandığınız pek çok şeyi satın alabilirsiniz.If you go to that supermarket, you can buy most things you use in your daily life.
Hayatında yeni bir başlangıç yapmalısın.You should make a fresh start in life.
Hayatın boyunca çalışmak zorundasın.You must study your whole life.
Hayatı yaşamaya değer hale getir.You make life worth living.
Gelemediğini duyduğumda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed when I heard that you couldn't come.
98 yolcudan ancak 3'ü hayatta kaldı.Only 3 out of the 98 passengers survived.
Ben bütün hayatım boyunca böyle bir hikaye duymadım.I've never heard such a story all my life.
En güzel hayvanlardan biri kedidir.One of the most beautiful animals is a cat.
Dün geceki konser hayal kırıklığına uğratıcıydı.Last night's concert was disappointing.
Geçen geceki konser hayal kırıklığıydı.Last night's concert was disappointing.
Güzel gün batımına hayran kaldık.We admired the beautiful sunset.
Fuji Dağı'nın manzarasına hayran kaldık.We admired the view of Mt. Fuji.
Başarısızlığım annemi hayal kırıklığına uğrattı.My mother was disappointed by my failure.
Hatamdan dolayı annem hayal kırıklığına uğradı.My mother was disappointed by my failure.
Onun bana yardım edeceğini aptalca hayal ettim.I foolishly imagined that he was going to help me.
Onunla karşılaştığımı hayal meyal hatırlıyorum.I vaguely remember meeting him.
Onu uzun boylu bir adam olarak hayal ettim.I imagined him a tall man.
Defalarca hayaletler hakkında düşündüm.I have thought about ghosts many times.
Hayatımı ve paramı sevdim.I loved my life and my money.
Ben kendi hayatımı kazanmak zorundayım.I've got to earn my own living.
Ben onun yeni arabasına hayran oluyordum.I was admiring his new car.
Onun hakkında bir hayalim vardı.I had a dream about him.
Hayatımı tarih çalışmasına adayacağım.I will devote my life to the study of history.
Kimse benden daha fazla ona hayran değildir.No one admires him more than I do.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı.My uncle lived a happy life.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı ve huzurlu bir ölümle öldü.My uncle lived a happy life and died a peaceful death.
Teyzem mutlu bir hayat yaşadı.My aunt lived a happy life.
Bir fil güçlü bir hayvandır.An elephant is a strong animal.
Bir fil çok büyük bir hayvandır.An elephant is an enormous animal.
Filler iri bir hayvandır.An elephant is an enormous animal.
İnsanlar, köpekler, ve kuşlar hepsi hayvandır.Men, dogs, fish, and birds are all animals.
İnsan ateşi kullanabilen tek hayvandır.Man is the only animal that can use fire.
İnsan ateşten yararlanabilen tek hayvandır.Man is the only animal that can make use of fire.
İnsan ateşi kullanan tek hayvan.Man is the only animal that uses fire.
İnsan dile sahip olan tek hayvandır.Man is the only animal that possesses language.
İnsan konuşabilen tek hayvan.Man is the only animal that can speak.
İnsanlar düşünebildiklerinden ve konuşabildiklerinden dolayı hayvanlardan farklıdırlar.Human beings are different from animals in that they can think and speak.
İnsanoğlunun hayvanlardan farkı düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmasıdır.Human beings differ from animals in that they can think and speak.
İnsanlar düşünebildiğinden ve konuşabildiğinden dolayı diğer hayvanlardan farklıdır.Men differ from other animals in that they can think and speak.
İnsan gülebilen tek hayvandır.Man is the only animal that can laugh.
İnsan doğası gereği sosyal bir hayvandır.Man is a social animal by nature.
İnsanların hayvanlar ve kuşlar üzerinde hakimiyeti var mıdır?Does mankind have dominion over animals and birds?
İnsan oğlu hayvanlardan çok daha fazla şey başardı.Human beings have achieved a lot more than animals.
Büyükbabam seksen yaşında bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.My grandfather died of a disease at eighty.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Güneş hayat için olmazsa olmazdır.The sun is essential to life.
Küresel ısınma, vahşi hayvanlar için de ciddi sorunlara neden olabilir.Global warming can cause serious problems for wild animals, too.
Sonbaharda bazı hayvanlar kış için yiyecek biriktirirler.In autumn some animals store food for the winter.
Kediler çok temiz hayvanlardır.Cats are very clean animals.
Kediler hariç, hayvanları severim.Apart from cats, I like animals.
Onun hayatta olduğu kesin.That he is alive is certain.
Onun hayatta olduğunu duyduğumda rahatladım.I was relieved to hear that he was alive.
Onun ölü mü yoksa hayatta mı olduğunu bilmiyorum.I don't know whether he is dead or alive.
Onun mektubu gelmedi, hayal kırıklığına uğradı.To her disappointment, his letter didn't come.
Tekniği kesinlikle hayret vericiydi.His technique was absolutely amazing.
Birkaç dakikalık yürüyüş onu hayvanat bahçesine getirdi.A few minutes' walk brought him to the zoo.
O, serbest bir hayat yaşadı.He has led a loose life.
O, kimsenin hayal edemeyeceği en büyük sıkıntıya katlandı.He put up with the greatest hardship that no one could imagine.