Aşut düştü’’ diye hayıflanmıştır.He said repentance is the porch.
Seni kazanamadığım için hayıflanıyorum... ...ve düşmanım olduğun için de üzülüyorum.I regret that I don't own you, and I regret even more that you've become my enemy.
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.И меня очень удивило — здесь совсем нет пьяных!
Aşut düştü’’ diye hayıflanmıştır.فقال: انتعل ظل الناقة.
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.Ele estava bêbado demais para lembrar.
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.De persoon lijkt voor het oog niet dronken.
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.Det fortælles, at han ikke var helt ædru.
O güne kadar görmediğiniz insanlarla tanışır, "Niye daha önceleri tanışmadık" diye hayıflanırsınız.Mereka semua takjub dan berkata: "Yang begini belum pernah kita lihat."
Cosimo, son günlerinde adını yaşatacak bir eser bırakamadığından hayıflanması üzerine yazılmıştır.Sosa gọi đó là ngày Thứ ba không thể nào quên (trong cuộc đời mình).
Aşut düştü’’ diye hayıflanmıştır.臆病者め」と言い放った。
Bu tür hayıflanmalar Mezmurlar ve Eyüp kitabında da görülmektedir.Takšne želje si ljudje izrekajo tudi v pismih in novoletnih voščilnicah.
Seni kazanamadığım için hayıflanıyorum... ...ve düşmanım olduğun için de üzülüyorum.Je regrette de ne pas vous avoir de mon côté, et je regrette encore plus que vous soyez devenu mon ennemi.
Seni kazanamadığım için hayıflanıyorum... ...ve düşmanım olduğun için de üzülüyorum.Sajnálom, hogy nem tudhatom magam mellett és még inkább sajnálom, hogy az ellenségemmé vált.
Seni kazanamadığım için hayıflanıyorum... ...ve düşmanım olduğun için de üzülüyorum.Είναι ατυχές που δεν εργάζεσαι για μένα. Είναι ακόμη πιο λυπηρό το γεγονός ότι είσαι εχθρός μου.
Seni kazanamadığım için hayıflanıyorum... ...ve düşmanım olduğun için de üzülüyorum.خسارة انك لا تعملي عندي, خاصة انك عدوي