havasında ile cümle
havasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Ale jego ojciec nie był w nastroju do obserwować takie niuanse.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Ale jeho otec nebol v nálade pozorovať také jemnosti.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Ale jeho otec nebyl v náladě pozorovat takové jemnosti.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Dar tatăl său nu a fost un chef să observa astfel de subtilităţile.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.De az apja nem volt a hangulat, hogy megfigyelni az apró örömök.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Maar zijn vader was niet in de stemming om houden aan dergelijke subtiliteiten.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Ma il padre non era in vena di osservare tali sottigliezze.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Mais son père n'était pas d'humeur à observer les subtilités telles.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Mas seu pai não estava com vontade de observar tais sutilezas.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Men hans far var ikke i humør til at observerer sådanne spidsfindigheder.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Men hans far var inte på humör att observerar sådana petitesser.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Mutta hänen isänsä ei ollut vireessä tarkkailla esimerkiksi niceties.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Pero su padre no estaba de humor para observar detalles tales.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Tapi ayahnya tidak dalam mood untuk amati sopan santun seperti itu.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Toda njegov oče ni bil v razpoloženju opazovati kot Cjepidlačenje.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Tuy nhiên, cha của ông không phải trong tâm trạng quan sát niceties như vậy.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Αλλά ο πατέρας του δεν είχε τη διάθεση να τηρούν τέτοια λεπτότητα.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Але його батько був не в настрої спостерігати такі тонкощі.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Но баща му не беше в настроение да се спазват такива тънкости.
Ama babası havasında değildi Bu tür incelikler gözlemlemek.Но его отец был не в настроении наблюдать такие тонкости.
Ama babası havasında değildi문, 그는 즉시 사라질 것입니다. 하지만 그의 아버지는 기분이 아니었
Ama babası havasında değildiהדלת, הוא ייעלם מיד. אבל אביו לא היה במצב רוח
Ama babası havasında değildiالباب ، وقال انه يختفي على الفور. ولكن كان والده ليس في مزاج ل
Ama babası havasında değildiこのような細かな点を観察。
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOEn Europa se ha producido una exitosa reducción de los niveles de dióxido de azufre (SO
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOEn Europe, on observe une réduction substantielle des niveaux de dioxyde
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOEuroopassa on onnistuttu vähentämään ilman rikkidioksidia (SO
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOEuropa har lyckats att minska halterna av svaveldioxid (SO
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOIn Europa gab es eine erfolgreiche Verringerung der Werte für Schwefeldioxid
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOsnížení oxidů dusíku ( NO
Avrupa’da, ortam havasındaki sülfür dioksit (SOV Európe došlo k úspešnému zníženiu hladiny oxidu siričitého ( SO
Barselona'nın havasındandır belki de.- C'est peut-être I'air de Barcelone.
Barselona'nın havasındandır belki de.Poate că e aerul din Barcelona.
Barselona'nın havasındandır belki de. Sarılsana bana. - İyi misin?Misschien hangt het hier in de lucht.
Barselona'nın havasındandır belki de.Talán a Barcelonai levegő teszi.
Barselona'nın havasındandır belki de.Tal vez es el aire de Barcelona.
Barselona'nın havasındandır belki de.Talvez, sejam os ares de Barcelona.
Barselona'nın havasındandır belki de.ربما هواء برشلونة
Bazıları tam iyilik havasında.C'e' qualcuno di ottimo umore qui.
Bazıları tam iyilik havasında.Jemand hat schlecht laune.
Bazıları tam iyilik havasında.Quelqu'un est de mauvaise humeur.
Bazıları tam iyilik havasında. Tabii.Похоже, она в хорошем настроении.
Bazıları tam iyilik havasında. Tabii.ヘイ
Bazıları tam iyilik havasında.Κάποιος έχει καλή διάθεση.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim acreditava que tudo aquilo que nos une assume uma dimensão sagrada..
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim azt hitte, hogy bármi, ami egyesít bennünket, a szentséggel felruházva jelenik meg.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim credea că orice ne uneşte capătă un aer de sacralitate.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim credeva che tutto ciò che ci unisce assume un aspetto di sacralità.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim creía que cualquier cosa que nos uniera tomaba un aire de sacralidad.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim croyait que tout ce qui nous unit prend une dimension sacrée.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim gelooft dat alles wat ons samenbrengt iets heiligs krijgt.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim glaubte, dass alles, was uns vereint, einen Anschein von Heiligkeit annimmt.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim tin rằng bất kỳ thứ gì hợp nhất chúng ta đều có giá trị thiêng liêng.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim uważał, że wszystko co nas jednoczy, leży w sferze sacrum.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim věřil, že vše, co nás spojuje, přejímá posvátnou kvalitu.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.더크하임은 사람들을 뭉치게 하는 것이 신성함의 공기로 안내한다고 생각했습니다.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Ο Ντιρκέμ πίστευε ότι οτιδήποτε μας ενώνει παίρνει μια πνοή ιερότητας.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Дюркем вярвал, че всичко, което ни обединява, се нуждае от малко святост.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.По мнению Дюркгейма, всё, что нас объединяет, связано с духовностью.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.דורקהיים האמין שכל דבר שמאחד בינינו יש בו מן הקדושה.