O, haberi duyduktan sonra mutluluktan havalara uçtu.After he heard the news, Tom was in seventh heaven.
Sevinçten havalara uçuyorum.I am in cloud number nine.
Havalara girme.Don't get ahead of yourself.
Çok havalara girme.Don't let it go to your head.
Tom sevinçten havalara uçtu.Tom leapt for joy.
Tom mutluluktan havalara uçuyordu.Tom was in heaven.
Sanki bana iyilik yapıyormuşsun gibi havalara girme.Don't pretend you're doing me a favor.
Bade sevinçten havalara uçar.Keep Fit Be Happy Vol.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.And the amazing thing is these guys were flying.
Part-time işimden 100 dolar kazansam mutluluktan havalara uçardım.If someone owes me my pay of 100,000 won, I'd feel like the sky's falling down on me.
Priştine ve Üsküp'teki etnik Arnavut milletvekilleri sevinçten havalara uçuyorlardı.Pristina and ethnic-Albanian lawmakers in Skopje were ecstatic.
Teklif geldiğinde havalara uçmuştum.Als der Wind zu Besuch kam.
Teklif geldiğinde havalara uçmuştum.Une collation était offerte à l'arrivée.
Burası, havalara uçacağınız bir yer.Questo è il mondo in cui penso di poter respirare.
Menapoza girdiğini düşünüp strese girdi ama öyle olmadığını ve hamile olduğunu öğrenince havalara uçtu.Lei si sente male e mentre viene visitata si scopre che è rimasta incinta.
Bade sevinçten havalara uçar.وإلا جمالا تسافر..
Bade sevinçten havalara uçar.Venloverwelkomt Gewoon Zwolle!
Sokaklarda yetişen Endoğan, havalara girmezse bizi gelecek yıllarda çok sevindirecek maçlara imza atacak.Świeczki, które nie zgasną, to szczęśliwe miesiące w przyszłym roku.
Teklif geldiğinde havalara uçmuştum.Jag var på rampen när urvalen ägde rum.
Teklif geldiğinde havalara uçmuştum.По поверненню отримав овацію.
Teklif geldiğinde havalara uçmuştum.A belháborúk idején ide húzódott vissza.
Menapoza girdiğini düşünüp strese girdi ama öyle olmadığını ve hamile olduğunu öğrenince havalara uçtu.הם בודקים אם היא נאנסה, אבל מתברר שלא ומתגלה שהיא בהיריון.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Bạn phải đưa tôi thứ cuối cùng, bạn biết đấy --Bùm!-- bước đẩy cuối cùng để đưa tôi vào vũ trụ.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Devi darmi il botto finale.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Je geeft me de definitieve... boem! De laatste pitch die me de sterren laat zien.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.마지막 펀치를 날립니다. 최종적으로 저를 우주로 날려 보낼 한방이요.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Sie müssen den letzten Kick geben, der mich in den Weltraum katapultiert.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Tienen que darme el final, ya saben, ¡bum! La propuesta que me pondrá en órbita.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Trebuie să-mi oferiți finalul, știți -- bum! Ultimele remarci care mă vor lansa în spațiu.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Vous devez me donner le final, boum! Le pitch final qui va m'envoyer dans les étoiles.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.Вие трябва да ми дадете финала, нали се сещате - бум! Финалното убеждаване, което ще ме изстреля в космоса.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.אתה צריך לתת לי את הבום הסופי המשפט האחרון שהולך לשלוח אותי לחלל
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.عليك أن تأتي بالخاتمة , كما تعلمون -- (بووم) الخطوة الأخيرة التي سترسلني إلى الفضاء.
Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı.私を宇宙に飛ばす最後の一押しです
Part-time işimden 100 dolar kazansam mutluluktan havalara uçardım.Ha valaki tartozna nekem 100 ezer wonnal, úgy érezném, hogy rámszakad az ég.
Part-time işimden 100 dolar kazansam mutluluktan havalara uçardım.كنت في الغيوم اذا ربحت 100 دولار من عمل جزئي
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.A csodálatos az volt, hogy a két fickó szinte repkedett.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Ce qui était étonnant, c'est que ces gars étaient aux anges.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Ci filozofowie byli w siódmym niebie.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Dan hal yang luar biasa adalah orang-orang ini seakan terbang.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Das Erstaunliche ist, die beiden schwebten.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.E la cosa divertente è che i due gongolavano.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Het verbazingwekkende was dat ze in de zevende hemel waren.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.놀랍게도 그 둘은 완전히 들떠 있었습니다.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Och det häftiga är att de där killarna nästan svävade.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı. O kadar mutluydular ki.Lo extraordinario es que los dos estaban en las nubes.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.O mais espantoso é que estes tipos estavam nas nuvens.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Şi lucrul extraordinar e că tipii aceştia erau în culmea fericirii.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Και το αξιοθαύμαστο ήταν πως αυτοί οι τύποι ήταν στα ουράνια.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.Вражаючим було те, що вони просто світилися,
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.И невероятното беше, че тези хора бяха на седмото небе.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.И удивительная вещь, эти парни просто пар́или.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.והדבר המדהים היה שהבחורים הללו התעופפו.
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.والامر اللافت ان الفيلسوفان اشرق وجهمها بسبب فينمان
Ve bu iki adam mutluluktan havalara uçuyorlardı.とても楽しそうでした
Ve ne zaman hoşlandıkları bir konuya dikkat çeksem, sevinçten havalara uçtular.그들 마음에 드는 안을 제시했을 때는
Ve ne zaman hoşlandıkları bir konuya dikkat çeksem, sevinçten havalara uçtular.Toen ik iets opperde wat ze leuk vonden schoten ze in de lucht.
Ve ne zaman hoşlandıkları bir konuya dikkat çeksem, sevinçten havalara uçtular.כאשר העליתי נקודה שהם אהבו,
Ve ne zaman hoşlandıkları bir konuya dikkat çeksem, sevinçten havalara uçtular.وعندما اقول نقطه تعجبهم،
Ve ne zaman hoşlandıkları bir konuya dikkat çeksem, sevinçten havalara uçtular.空に向かって発砲することもありました どちらも好ましくないですね(笑)