Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Authenticiteit wordt dus de nieuwe consumentengevoeligheid.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Deci, autenticitatea devine noua sensibilitate a consumatorilor.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Donc l'authenticité devient la nouvelle sensibilité des clients.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Entonces, la autenticidad se está convirtiendo en la nueva sensibilidad del consumidor.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.따라서 진정성은 소비자의 감성이 되가고 있습니다
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Quindi l'autenticità sta diventando la nuova sensibilità del consumatore.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Sie sehen: In Authentizität liegt eine neue Wertschöpfung.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Tehát a hitelesség lesz az új fogyasztói érzékenység.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Tính chân thực đang trở thành cảm nhận mới của người tiêu dùng.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Οπότε η αυθεντικότητα γίνεται η νέα καταναλωτική ευαισθησία.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Така че автентичността става новата потребителска чувствителност.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.Таким образом, аутентичность становится новой потребительской чувствительностью.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.כך שהאותנטיות הופכת להיות הרגישות הצרכנית החדשה.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.إذا، تصبح الأصالة هي حساسية المستهلك الجديد.
Sonuç olarak, özgünlük yeni tüketici hassaslığı haline geliyor.顧客の感性になっているのです まとめましょう 聴衆の中のビジネスパーソンの方々に
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.지금 여러분들의 몸안에는 수십억개의 이런 기계들이 엄청난 정확도로 DNA 를 복제하고 있지요.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.Miliardy těchto strojků právě těď pracují uvnitř vašeho těla a kopírují vaší DNA s dokonalou přesností.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.Milijarde takih naprav trenutno neumorno delajo v vaših telesih in prepisujejo vaš DNK z izjemno natačnostjo.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.Miljarden van deze machines zijn op dit moment in jou aan het werk en kopiëren je DNA met grote getrouwheid.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.W naszych ciałach działają w tej chwili miliardy podobnych maszyn kopiując nasze DNA z doskonałą wiernością.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.Имате милиарди от тази машина, която работи в тялото ви, копирайки ДНК - то ви с изключителна точност.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.Представьте, сейчас внутри вас работают миллиарды таких устройств, копируя вашу ДНК с высокой точностью.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.יש מיליארדי מכונות כאלו הפועלות ממש עכשיו בתוכנו, המשכפלות את ה-DNA בדיוק גבוה.
Şuan bu makinelerden milyarlarcası içinizde bir yerlerde çalışıyor ve DNA'nızı hassas doğrulukta kopyalıyor.何十億個ものこの機械が活動し 精巧かつ完全な複製を作っています 正確に表現できています
Tae İk oppa her şeye karşı hassas...Tae Ik Oppa e atat de sensibil la tot..
Tae İk oppa her şeye karşı hassas...Tae Ik Oppa ist so empfindlich auf alles . . .
Tae İk oppa her şeye karşı hassas...Tae Ik Oppa nagyon érzékeny mindenre.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Các chất siêu lỏng là một trong những thứ mong manh nhất mà chúng tôi đã từng khám phá.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.I superfluidi sono una delle cose più fragili che siano mai state scoperte.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.초유동체는 지금껏 우리가 발견한 물질 중 가장 섬세한 물질입니다.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Les superfluides sont l'une des choses les plus fragiles que nous ayons jamais découvertes.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Los superfluidos son una de las cosas más frágiles que jamás hayamos descubierto.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Nadciecze to najmniej trwale rzeczy, jakie kiedykolwiek odkryliśmy.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Superfluidele sunt printre cele mai fragile lucruri descoperite.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Superfluïden zijn één van de fragielste ontdekkingen ooit.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Supraflüssigkeiten sind eines der zerbrechlichsten Dinge, die wir je entdeckt haben.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Supratekutiny jsou jednou z nejkřehčích věcí, které jsme kdy objevili.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Supravätskor är något av det ömtåligaste vi någonsin har upptäckt.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Τα υπερρευστά είναι ένα από τα πιο εύθραυστα πράγματα που έχουν ανακαλυφθεί ποτέ.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Сверхтекучая материя — одна из самых нестабильных вещей из всего, что когда-либо было открыто.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.Суперфлуидите са едни от най-крехките неща, които някога сме открили.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.נוזלי-על הם מהחומרים הכי שבריריים שגילינו.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.السوئل الهلاميه واحده من اكثر الاشياء التي اكتشفناها هشاشه.
Tam akışkanlar şimdiye kadar keşfedilen en hassas şeylerden biridir.ここに科学の面白さがあります
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Đó là sự mâu thuẫn, đó là lý do tại sao tôi quá nhạy cảm với sự mâu thuẫn nói chung.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Het draait allemaal om contradictie, en ik denk dat ik daarom zo gevoelig ben voor contradictie.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.사회가 모순 천지라 대체로 제가 모순에 매우 민감한 것 같습니다.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Penso que é por isso que sou tão sensível à contradição, em geral. Vejo-a em toda parte.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Todo se centra en la contradicción, por eso creo ser tan sensible a la contradicción en general.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Totul e legat de contradicţie. De asta-s aşa de sensibilă la contradicţie în general: o văd peste tot.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Всичко е в противоречие, поради което мисля, че съм толкова чувствителна към противоречието като цяло.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.Это всё о противоречиях, из-за которых, я думаю, я так сильно реагирую на любые несоответствия в принципе.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.כל העניין הוא סתירה, וזו הסיבה לכך שאני כה רגישה לסתירות, באופן כללי.
Tamamen hor görme üzerine, ve bu nedenle de hor görme üzerinde oldukça hassasım.إنه ليس سوى تناقض ولهذا السبب أعتقد أني مفرطة الحساسية تجاه التناقض عاموماً
Temelde şu anlama geliyor: Bu protein hassasiyet hücresinde direnç hücresine göre farklılık gösteriyor.Basicamente significam que esta proteína está a mudar-se da célula sensível para a célula resistente.
Temelde şu anlama geliyor: Bu protein hassasiyet hücresinde direnç hücresine göre farklılık gösteriyor.Bueno, básicamente, significa que esta proteína está cambiando de la célula sensible a la célula resistente.
Temelde şu anlama geliyor: Bu protein hassasiyet hücresinde direnç hücresine göre farklılık gösteriyor.Cơ bản thì điều đó có nghĩa là protein này đang thay đổi từ tế bào nhạy cảm đến tế bào kháng thuốc.
Temelde şu anlama geliyor: Bu protein hassasiyet hücresinde direnç hücresine göre farklılık gösteriyor.Das bedeutet im Prinzip, dass dieses Protein sich von der sensiblen Zelle zur resistenten Zelle verändert.
Temelde şu anlama geliyor: Bu protein hassasiyet hücresinde direnç hücresine göre farklılık gösteriyor.Ei bine, în fapt, înseamnă că această proteină se schimbă de la celula sensibilă la celula rezistentă.
Temelde şu anlama geliyor: Bu protein hassasiyet hücresinde direnç hücresine göre farklılık gösteriyor.En gros cela signifie que cette protéine change, transforme les cellules sensibles en cellules résistantes.