Ana içeriğe geç
Sözlük

hass ile cümle

hass kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Omdat het veel gevoeliger is.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Parce que c'est beaucoup plus sensible.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Pentru că este mult mai sensibil.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Ponieważ jest to znacznie bardziej czułe badanie.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Porque é muito mais sensível.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Porque esto es mucho más sensible.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Weil dieses Gerät viel empfindlicher ist.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.В том, что он намного более чувствительный.
Çünkü bu cihaz çok daha hassas.Защото той е толкова по-чувствителен.
Dairesel kanıtlarla ilgili oldukça hassas hale geldim.Me he puesto muy a la defensiva en cuanto a estas afirmaciones de circularidad.
Dairesel kanıtlarla ilgili oldukça hassas hale geldim.Stałem się bardzo ostrożny o te oskarżenia o nieścisłość.
Dairesel kanıtlarla ilgili oldukça hassas hale geldim.لقد اصبحت دفاعياً جداً حيال ادعاءات الدائرية هذه
Dinle ufaklık, beni hassaslaştıramazsın!"Nun hör mal zu Kindchen, du kannst mich nicht verletzen!
Dinle ufaklık, beni hassaslaştıramazsın!Senti, ragazzina, non farmi arrabbiare!
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.Fascinuje mě, jak příroda vytváří materiály a je spousta tajemství v tom, jak odvádí tak dokonalou práci.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.Fascynuje mnie jak natura tworzy materiały jest dużo etapow składających się na tak wyrafinowaną pracę.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.저는 자연이 어떻게 물질을 만드는 지에 완전히 매료되었습니다 자연이 그런 정교한 일을 해내기 위해서는 많은 비밀이 있습니다.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.Minua kiehtoo luonnon tapa tehdä niin erinomaisia materiaaleja, ja siihen liittyvät salaisuudet.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.Sunt fascinată de felul în care natura creează materiale.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.Я была поражена тем, как природа создаёт материалы, используя множество секретов в своей утончённой работе.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.תמיד הוקסמתי מהדרך בה הטבע מייצר חומרים, ויש הרבה מסתורין באיך הוא עושה כאלה עבודות מעודנות.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.لطالما انبهرت بكيفية تصنيع الطبيعة للمواد، وهناك الكثير من التسلسل لكيفية إنجازها لوظيفة بذلك الإتقان.
Doğanın malzemeleri nasıl yaptığına hayran olmuştum, ve bu hassas işi nasıl yaptıklarının bir sürü sırrı var.その妙技から たくさんのことが学べます 例えば これは
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.저는 조지 번스의 마음을 이해하게 되었습니다, 그는 그의 90년대에 라스베가스에서 여전히 공연을 하고 있었죠.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Ho capito i sentimenti di George Burns, che si esibiva a Las Vegas pur essendo novantenne.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Începeam să înţeleg trăirile lui George Burns, care încă juca în Las Vegas la peste 90 de ani.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Je commençais à comprendre les sentiments de George Bruns, qui se produisait à Las Vegas à plus de 90 ans.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Passei a compreender os sentimentos de George Burns, que ainda atuava em Las Vegas já bem entrado nos 90 anos.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Pochopil som cítenie Georgea Burnsa, ktorý hral v Las Vegas ešte dlho po svojej deväťdesiatke.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Saya memahami sentimen George Burns, yang masih beraksi di Las Vegas di usianya 90an tahun.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Zacząłem rozumieć nastroje Georga Burns'a. Wciąż występował w Las Vegas nawet kiedy miał ponad 90 lat.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Дори разбрах вижданията на Джордж Бърнс, който на 90 все още изнасяше представления в Лас Вегас.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Я стал понимать чувства Джорджа Бёрнса, который всё ещё выступал в Лас Вегасе на своем 9-ом десятке.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.הבנתי את התחושות של ג'ורג' ברנס, שעדיין מופיע בלאס וגאס כבר מזמן בשנות ה 90 שלו.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.أصبحت لأفهم وجهة نظر "جورج بيرنز"، الذي كان ما يزال يعمل في لاس فيغاس بشكل جسد وهو في التسعين.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.彼は今もなおラスベガスで活動中です とっくに90代ですが ある夜 彼のホテルの部屋にノックがありました
Duvara çarpma fikri var, her şey o kadar hassas ki bir anda dağılıp çökebilir.Ada ide tentang "membentur dinding," yaitu semuanya begitu rapuh sehingga semua akan terbongkar dan hancur.
Duvara çarpma fikri var, her şey o kadar hassas ki bir anda dağılıp çökebilir.Hitting the wall 이라는 생각은 (역주:한계에 마주치게 될것이라는 이야기) 실은 어쩐지 모든것이 너무 취약해서 모든게 밝혀지고 붕괴할것이라는 것인데요.
Duvara çarpma fikri var, her şey o kadar hassas ki bir anda dağılıp çökebilir.Mai există ideea că ne vom lovi de-un prag , că totul e cumva atât de fragil că s-ar putea deșira și prăbuși.
Duvara çarpma fikri var, her şey o kadar hassas ki bir anda dağılıp çökebilir.ישנו הרעיון של להתנגש בקיר, שלמעשה אכשהו הכל מאוד שברירי שהכל פשוט עלול להפרם ולקרוס.
Duvara çarpma fikri var, her şey o kadar hassas ki bir anda dağılıp çökebilir.هناك فكرة الاصطدام بالجدار ، حيث في الواقع أن كل شيء على نحو ما هش للغاية، أنه كل شيء قد ينحل كليا و ينهار.
Duvara çarpma fikri var, her şey o kadar hassas ki bir anda dağılıp çökebilir.世界の全ては脆弱で ばらばらに崩壊してしまうという見方です こういう見方が幅を利かせている地域もあります
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Một số đứa trẻ bị ánh sáng huỳnh quang làm khó chịu, đứa trẻ khác có vấn đề với việc cảm nhận âm thanh.
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Některým dětem vadí fluorescentní osvětlení, jiné jsou citlivé na určité zvuky.
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Niektóre dzieci męczy światło jarzeniówek, inne są wrażliwe na dźwięk.
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Unii copii sunt deranjati de lampi fluorescente; altii au probleme cu senzitivitatea la sunete.
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Деяких турбує флуоресцентне світло; деякі чутливі до звуків.
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Некоторых детей беспокоит флуоресцентное освещение, другие чувствительны к звукам.
Duyular meseledir. Bazı çocuklar florasan ışıklardan rahatsız olur. Bazılarının sese karşı hassasiyeti vardır.Някои деца се притесняват от флуоресцентни светлини, други имат проблеми с чувствителност към звук.
Düzeneğimi kurdum ve cok sıkı kurallar ve hassas ayar eşliğinde çok sayıda şafak korosu kaydettim.장비를 설치해서 아주 엄격한 기준에을 따라 새벽의 소리를 많이 녹음하고 보정했습니다.
Düzeneğimi kurdum ve cok sıkı kurallar ve hassas ayar eşliğinde çok sayıda şafak korosu kaydettim.Tallensin huolellisesti laajan määrän ääniä aamunkoitteessa tarkan protokollan mukaan.
Düzeneğimi kurdum ve cok sıkı kurallar ve hassas ayar eşliğinde çok sayıda şafak korosu kaydettim.התקנתי את הציוד שלי. ולכדתי מספר גדול של מקהלות שחר לכדי פרוטוקול קפדני והקלטות מכוילות,
Düzeneğimi kurdum ve cok sıkı kurallar ve hassas ayar eşliğinde çok sayıda şafak korosu kaydettim.قمت بإعداد معداتي وسجلت عدد كبير من تغريدات العصافير مع بزوغ الفجر لبروتوكول صارم للغايه وتسجيلات محدده
Düzeneğimi kurdum ve cok sıkı kurallar ve hassas ayar eşliğinde çok sayıda şafak korosu kaydettim.信頼できる基準値が必要だったので 厳密に手順を守り数値を記録しました
Edward'ın fazla hassas ve eşcinsel olması ve yeteri kadar vahşi olmaması.At Edward er for følsom, for bøsset, og ikke voldelig nok.
Edward'ın fazla hassas ve eşcinsel olması ve yeteri kadar vahşi olmaması.Edward sei zu sensibel, sei schwul, und das er nicht gewaltsam genug sei.
Eğer hepsini yapabilseniz, çok hassas bir teoriye sahip olabilirsiniz.Als je ze allemaal zou kunnen doen, zou je een zeer nauwkeurige theorie krijgen.
Eğer hepsini yapabilseniz, çok hassas bir teoriye sahip olabilirsiniz.Dacă le-ai putea rezolva pe toate ai obţine o teorie foarte precisă.
Eğer hepsini yapabilseniz, çok hassas bir teoriye sahip olabilirsiniz.Gdyby dało się je rozwiązać, powstałaby precyzyjna teoria.
Eğer hepsini yapabilseniz, çok hassas bir teoriye sahip olabilirsiniz.Ha az ember mindet megcsinálja, nagyon pontos elmélet lesz az eredménye.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod