Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir.Le tsunami de 2004 a causé d'importants dommages dans la zone.
Yangında hasar gördü.Il périt dans l’incendie.
Bu sebeple kötü inşa edilmiş olan binalar fazla hasar gördü.Les bâtiments très mal entretenus subissent beaucoup de dégradations.
Diğer çeşitli kiliseler ve binalar hasar gördü.L'église et plusieurs maisons sont détruites.
Her şeye rağmen vagonlardan biri, Holiday Inn hoteli’nin bürosuna dalarak şiddetli yapısal hasara sebep oldu.Ces actes leur ont valu d'être interdits d'hôtels Holiday Inn,.
Gözdeki bu hasar özellikle denizde veya yerde kar olduğunda risk taşır.Fais très attention quand tu sors, surtout s'il y a de la neige.
USS Cassin muhribi alabora oldu ve muhrip Downes ciddi hasar gördü.Le destroyer USS Cassin chavira et le destroyer USS Downes fut sérieusement endommagé.
Hava kordonu, 1990'ların ortasında ciddi bir hasar gördü ama onarıldı.Taloubet Z est sérieusement blessé mi-2014, mais se remet.
Ve ayrıca iki döşemeye de hasar vermişti.Il endommagea également deux autres bâtiments.
Fakat bunca hasara rağmen hiçbir can kaybı olmadı.Malgré ce contretemps, il n'y eut aucune défection.
Buna ek olarak döşeme hasarları da oluştu.Ce fut également le cas des blessures infligées.
Hasar çok geniş kapsamlıdır, reaktörun tamir için ayrılması gerekir.Les dégâts occasionnés nécessitent que le réacteur soit démantelé pour réparations.
285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü.Balles perdues: 2 952 dans sa carrière.
Binada ağır hasar oluştu.Le bâtiment a été gravement endommagé.
Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta şirketinde ihbarda bulunur.En cas d'incident, il est exigé par l'assureur.
Soyvetler zamanında ciddi hasar almıştır.Au fil du temps, les vendangeoirs ont subi des dommages importants.
Alanda büyük hasar meydana geldi.Importants dégâts dans le département.
En sonunda gemisi büyük bir hasar alır.Le vaisseau est fort endommagé.
Hasarlı deri yüzeyine direkt olarak uygulanmamalıdır.Les cicatrices visibles sont évitées au maximum.
Bu ağır hasara rağmen güvenli bölgeye ulaşmayı başardı ama kıyıya vurdu.Bien que touché par une torpille, il parvient à atteindre le port et y est échoué.
14.401 bina yıkılmış, 4.043 bina da ağır hasara uğramıştır.Quelques cabriolets 41044 et un unique break 41042 seront également fabriqués.
Bu kitapların 58’i depremde hasar görmüş.Les 58 membres d'équipage décèdent dans cette attaque.
Kimse yaralanmadı ama yaklaşık 50 milyon avronun üzerinde hasar gerçekleşti.Personne n’est blessé, mais les dégâts s’élèvent à un million de francs.
Sarayın bir bölümü 1972 yılında çıkan bir yangından ötürü hasar görmüştür.Le château a été endommagé par un incendie en 1992.
Bunun sonucunda biriken subletal hasarlar hücrenin ölümüne yol açar.C'est cette substance qui, en empêchant les échanges, entraîne la mort de la cellule.
Şehirdeki binaların %30’u ya yıkıldı ya da ağır hasara uğradı.En tout, 44 % de l'infrastructure de la ville fut détruite ou gravement endommagée.
II. Dünya Savaşı sırasında buradaki yapıların çoğu büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Pendant la Seconde Guerre mondiale la plupart des immeubles furent détruits ou fortement endommagés.
Depremde hasar görmüş ve tamir edilmiştir.Endommagé, il a été réparé.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.Certaines furent très éphémères, d'autres furent fermées puis réoccupées.
1990'ların başlarında sivil savaş sırasında havaalanı ağır bir şekilde hasar gördü.La tour a été gravement endommagée à la fin des années 1980 par la guerre civile.
Elektrik yayının ısısı genellikle yalıtkana onarılamayacak bir hasar verir.La liquéfaction des sols est un problème qui cause en général des dégâts irréparables.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Néanmoins, il n'y a aucun mort mais les dégâts ont été considérables.
Kimi nadir vakalarda iç organ hasarları gözlemlenmiştir.En effet on observe de moins en moins de cas d'enfants recevant des châtiments corporels.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Elles entraînent moins de lésions.
Destroyer sualtı bombaları bırakıyor ve U-571 hasar görüyor.Le destroyer contre-attaqua et l'U-445 fut endommagé.
Dün camın üzerinden sürmüştüm, ama sadece dış lastiğim hasar gördü.Ayer conduje a través de vidrio, pero sólo el neumático se dañó.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.A pesar de estos esfuerzos, se reportó que el árbol sufrió un gran daño durante una tormenta de nieve en 1907.
Bu hasar tehlikeli olarak kabul edilmemişti.El daño no fue considerado peligroso.
H318 Ciddi göz hasarına yol açar.H318: Provoca lesiones oculares graves.
Hemotoksik ajanların sebep olduğu yaralanma genellikle çok acı vericidir ve kalıcı hasara sebep olabilir.Las heridas de un agente hemotóxico son, a menudo, dolorosas y pueden causar un daño permanente.
Böyle bir durumun hesaplanamayacak derecede büyük hasarlara sebebiyet verebilirdi.Los daños de algo así resultan imposibles de calcular.
Ayrıca, endokrin ve merkezî sinir sisteminde hasara neden olabilir.También puede causar daño al sistema endócrino y sistema nervioso central.
Tavna Osmanlı Dönemi'nin ilk yıllarında hasar görmüş ancak daha sonra halk tarafından restore edilmiştir.Llegaron por la mañana, jugaron por la tarde y estaban de regreso en su país a la mañana siguiente.
Bunun dışında her karakterin belli bir saldırı hasarı değeri vardır.Cada personaje es capaz de ejecutar un ataque especial.
1963 yılındaki bir deprem sebebiyle hasar gören camii 1967 yılında yeniden inşa edilmiştir.Hubo de ser restaurada nuevamente en 1967 tras un terremoto.
Şehir deprem bölgesinde olup zaman zaman depremden çok büyük hasar görmüştür.Cuando ocurrió el sismo, la tierra se agrietó de gran manera.
Motor birimlerdeki hasar esnasında potansiyel değerinin 450 ile 780 mV arasında olması beklenir.El daño a las unidades esperadas puede ser entre rangos de 450 y 780 mV.
Arizona'nın ana taretinin cephaneliğinin patlaması ve Oklahoma'nın alabora oluşu çok ağır hasar vermişti.Las mayores pérdidas se debieron a la explosión de la santabárbara del Arizona y al vuelco del Oklahoma.
Ne kadar yüksek olursa o kadar çok hasar verirsiniz.Cuando más alta es, más fácilmente se asustarán.
Zaman içerisinde yaşanan depremlerle kentteki yapılar hasar görmüştür.Con el tiempo, esto produjo efectos desastrosos en las zonas urbanas.
Buna ek olarak döşeme hasarları da oluştu.Como así también causó daños materiales al asentamiento.
DEX (Dexterity) (Ustalık) Dikkat oranı ve silah hasarını etkiler.La Destreza (DEX) y el ataque de las armas determinan el daño de las habilidades del Blade.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.En cambio, no hay ningún área del cerebro que pueda ser dañada sin que se pierda alguna habilidad.
Aynı anda birden çok zombiye hasar verebilir.Puede causar daños a numerosos enemigos a la vez.
Benzer hasarın ikinci defa alınmasıyla da, canlardan biri kaybedilir.Y si lo hace una segunda vez, perderá su miembro.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Dispara rápido, hace una buena cantidad de daño.
Tamir teknesi Vestal Arizona patladığı zaman onu çekiyordu ve ağır hasar aldı ve kıyıya çekildi.El buque de reparación Vestal, amarrado junto al malogrado Arizona, sufrió graves desperfectos y encalló.
Hasar nedenli agnoziler genellikle beynin ya oksipital ya da yan lobunda meydana gelir.El daño que causa la agnosia generalmente ocurre en los lóbulos occipital o parietal del cerebro.
Yapının bir bölümü ciddi hasar almıştır.Parte del edificio resultó dañada.
Yangın sonucundan çatı ve kolonlar hasar görmüştü.Las paredes y el techo de la bodega recibieron graves daños a causa del incendio.