(Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir.Maak de rug lang en buig vanuit de heupen (niet vanuit de taille).
Aslını inkar eden haramzadedir".Hij behoorde tot de ongelovigen.
Norveç kralı III. Harald Eylül ayı başlarında İngiltere'nin kuzeyini işgal eder.Koning Harald III van Noorwegen viel Noord-Engeland in begin september binnen.
"Aslını inkar eden haramzadedir!Het bericht wordt op ongeloof onthaald.
Boko Haram, 2011 yılında Nijerya'da, 450'den fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.Boko Haram was in 2011 verantwoordelijk voor meer dan 935 doden in Nigeria.
O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi.De gezagvoerder was op dat moment aan het rusten.
"Harabelerin Şiirselliği".'Vergeten dichters'.
Yarışmanın sunuculuğunu Lydia Cappolicchio ve Harald Treutiger yapmıştır.Het programma werd gepresenteerd door Lydia Cappolicchio en Harald Treutiger.
Şehir tamamen harap oldu ve bir daha inşa edilmedi.Het gebouw werd vernietigd en werd niet weer opgebouwd.
İki taşın büyük olanı ise Yaşlı Gorm'un oğlu I. Harald tarafından ailesinin anısına yaptırılmıştır.De twee grafheuvels werden aangelegd door Gorms zoon Harald I van Denemarken.
(Bu iddia, aynı zamanda hararetli bir tartışmanın da kaynağıdır.(Vandaar overigens ook die zuivere rede.
Fakat V. Konstantinos (simdi Bolvadin civarında bir harabe olan) Amorium şehrine kaçmıştı.Constantijn V was ondertussen naar Amorium gevlucht.
Bunlardan dördü haram aylardır.Van verbintenissen (later Vierde Boek) Vierde Boek.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Zij waren zonder eten of drinken ingesloten geweest.
Helâl ve harama dikkat edilmez.Bemesting en maaien is niet toegestaan.
Bu birlikte Harad ordusunun lideri de bulunmaktadır.Hier verbleef ook de gezant van Haarlem.
Rahibe Angelica bu açıdan harap olmuştur; hemen vesikayı imzalar ve ağlayarak yere yığılır.Zuster Angelica, total geruïneerd, tekent het document en stort ineen.
Harabe durumundaki Kabe'yi restore ettirdi.Ook werd het herstel van de beschadigde Kaaba door hem ter hand genomen.
IŞİD Nijerya'nın kuzeydoğusunu Boko Haram aracılığıyla kontrol etmektedir.Het Nigeriaanse leger herovert de christelijke enclave Chibok in het noordoosten van Nigeria op Boko Haram.
Bina 1938'de Kristal Gece olaylarıyla harabeye çevrildi.In 1938 werd het gebouw volledig verwoest tijdens de Kristallnacht.
Ancak Morgiana, haraminin yaptıklarını görür ve tüm komşularının kapısına aynı işareti koyar.Morgiana ziet dat en tekent op alle andere deuren er ook een.
Milli Spor Stadyumu Zimbabve'nin Harare şehrindeki çok amaçlı stadyumdur.Het National Sports Stadium' is een multifunctioneel stadion in Harare, de hoofdstad van Zimbabwe.
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.De verzekeringnemer hoeft geen premie te betalen totdat hij weer arbeidsgeschikt is.
Deprem'de, Lizbon'daki binâların %85'i harâp oldu.In vergelijking met 1985 verdween 69% van de habitat van het dier.
Böylece harabe öylece bırakıldı ve 1956'da kilise yıkılmaya başlandı.De fouten waren zo ernstig, dat men gedwongen was de kerk in 1752 af te breken.
Burada eskiden harap bir kale vardı.Voorheen stond hier een kasteel.
1849 senesinde sadece üç kilise harabeleri bulunmaktaydı.In 1749 woonden er nog maar drie gezinnen.
Şüphe yok ki Allah, kıyamete kadar bunu muhakkak haram kıldı.Halt!", dat tot overmaat van ramp werd verstaan als "Allah!
Günümüze harap bir durumda gelebilmiştir.Tegenwoordig is ze in slechte staat.
Haramilerden biri, Ali Baba'nın kapısını işaretlerken.De rover heeft op de deur van Ali baba een tekening getekend.
Bu, müminlere haram kılınmıştır."Dit maakt hem echter verdacht bij een deel van de gelovigen.
Reykjavík'de Klemens Hannigan, Matthias Haraldsson ve Einar Stefánsson tarafından kurulmuştur.De band bestaat uit Klemens Hannigan, Matthías Haraldsson en Einar Stefánsson.
Bu öneri de Hitler'le General Guderian arasında hararetli tartışmalara yol açmıştır.Dit leidde tot een hevige discussie tussen generaal Guderian en Adolf Hitler.
Harabe yerden kaçıp Liberty City'e gelmiştir.Hij is naar Liberty City geëmigreerd vanuit Oost-Europa.
V. Harald (21 Şubat 1937, Skaugum, Akershus), Norveç kralı.Harald V (Skaugum bij Oslo, 21 februari 1937) is sinds 17 januari 1991 koning van Noorwegen.
Süryanilere ait harabeler bulunmaktadır.Dit heeft consequenties voor de Godsleer.
Süleyman Mabedi harap edildi.Susans leven werd gespaard.
Pencereleri harap olmuştur.De ramen zijn afgeschermd.
1936'ın sonlarına doğru Hepburn, Gone With The Wind 'de Scarlett O'Hara rolü için yarıştı.In 1937 was ze in de running voor de rol van Scarlett O'Hara in Gone with the Wind.
Eregion harabe oldu.Eregion wordt verwoest.
835 kilometre (520 mil) genişliğinde bir alan harap olmuştur ve bazı ilçelerde nüfusun %60'ı ölmüştür.Een gebied van 830 kilometer breed werd verwoest en in sommige districten werd 69% van de bevolking gedood.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.Ze leeft nog, maar verkeert in kritieke toestand.
Harald Schmidt Show'da ve Verstehen Sie Spaß? programlarında tanıtmıştır.Na een optreden in de Harald Schmidt-show merkte deze op, dat ze een eigen programma moest krijgen.
Bu köşk uzun yıllar harap halde kaldı.Het gebied lag jarenlang braak.
Boko Haram Ayaklanması, 2009 yılından beri Boko Haram ile Nijerya Ordusu arasındaki savaştır.In 2009 begon Boko Haram een rebellie tegen de Nigeriaanse overheid.
Nehri bugün harabe durumundadır.Het riviertje is tegenwoordig geheel overkluisd.
Harald'ın birçok farklı eşinden olmuş, çok sayıda çocuğu vardı.Harald was vader van veel kinderen, met verschillende moeders.
Harabeler 1947 senesinden beri Rus ve Ermeni arkeologlar tarafından araştırılmıştır.Hiervan zijn er sinds 1874 ongeveer 1.300 door Russische en Sovjet-archeologen onderzocht.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.De wanden zijn voor het grootste gedeelte onafgewerkt gelaten; de ruwe betonnen diepwanden blijven zichtbaar.
Haram teriminin zıt anlamındadır.Stel er wordt de overtreding burengerucht (art.
II. Dünya Savaşı sırasında birçok şehir harap edildi.Tijdens de Tweede Wereldoorlog werden grote delen van de stad verwoest.
İki ay süren bombardıman neticesinde şehir harap oldu.Na twee nachtelijke luchtaanvallen brandde de stad dagenlang.
Ancak, Elbistan öyle harap edilmişti ki, bu yüzden başkenti Maraş'a taşıdı.Resolution was zo zwaar beschadigd dat ze naar Kaapstad moest worden gesleept.
Bu harabe gezip görmeye değer.Deze ruïne is het bezoeken waard.
Bu, harareti yok etti.Dit deed de koorts verdwijnen.
Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun?Dlaczego zakazujesz sobie tego, co pozwolił ci Bóg, chcąc przypodobać się twoim żonom?
Bu, müminlere haram kılınmıştır."Najwierniejszy z wiernych”.
Pompey'in mezarı ve pagan tapınaklar haraboldu.Pogańskie świątynie i grobowiec Pompejusza zostały zniszczone.
Bunlardan dördü haram aylardır.Po czterech dniach zostali oni jednak zwolnieni.
Harald, Magda'nın hayatta kalan çocuklarından sadece biriydi.Harald był jedynym dzieckiem Magdy, które przeżyło wojnę.