hallettik ile cümle
hallettik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
John ve ben sorunlarımızı hallettik.John and I have patched up our troubles.
Dün gece bu konuyu hallettik sanıyordum.I thought we settled that matter last night.
Neyse, en azından bir şeyi hallettik.Well, at least it's one thing we've accomplished.
İstediğiniz gibi her şeyi hallettik.We handled everything as you requested.
Sorunu geçici olarak hallettik.We've temporarily fixed the problem.
Buraya kadar bu terimi, bu terimi ve bu terimi hallettik. .So, so far I've taken care of that term, that term, and that term.
Santi kısmını hallettik şimdi dekalitreye bakalım.So a dekaliter means 10 liters.
Bunu hallettik, bunu hallettik, bunu da hallettik. .And then we have to deal-- so we've dealt with that, we've dealt with that, we've dealt with that.
Hem bence bu doğruyla işimizi hallettik.I think this line will do the job.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.This is when people actually get stuff done, is when no one's bothering them or interrupting them.
Yani bunu hallettik.So we've got that.
Biz Stone da yazılımı üstlendi, ve hallettik.I was given two weeks and one other programmer in Biz Stone to write the software.
Ondalık kesre çevirme kısmını hallettik.Now we've done the decimal part.
Bu iki terimi hallettik.That takes care of these two terms.
Bunu da hallettikten sonra bazen karşılaşılan sorular hakkında düşünelim. --Now with that out of the way, let's think about their questions:
Biz o kısmı hallettik. İşte kağıtları...We've done that; here are the papers
İşleri hallettikten sonra, gitmene izin vereceğim.After I settle things. I'll let you leave
Eser, "İşin çoğunu hallettik."We have already walked the biggest part of this road," he notes.
Pencap'taki işleri hallettikten sonra.After settling the affairs in the Punjab.
Bana ve bir programcı arkadaşa iki hafta süre verildi. Biz Stone da yazılımı üstlendi, ve hallettik.Me dieron dos semanas, y un programados de Biz Stone, para escribir el software.
Biz o kısmı hallettik.Ci abbiamo giā pensato.
Biz o kısmı hallettik. İşte kağıtları...Alla papper finns här.
Biz o kısmı hallettik. İşte kağıtları...Das haben wir schon alles gemacht, hier sind sie.
Biz o kısmı hallettik. İşte kağıtları...Już to zrobiliśmy, tu są dokumenty.
Biz o kısmı hallettik. İşte kağıtları...Όλα είναι κανονισμένα.
Biz o kısmı hallettik.Máme ho.
Biz o kısmı hallettik.Ya está todo aquí.
Biz Stone da yazılımı üstlendi, ve hallettik.I udało się nam.
Bu iki terimi hallettik.Isto corresponde a estes 2 termos.
Bu iki terimi hallettik.To załatwia sprawę dwóch pierwszych wyrazów.
Bu iki terimi hallettik.זה לוקח בחשבון את שני הביטויים. פלוס C2 חלקי 2
Bu iki terimi hallettik.وهذا يتكفل بهذين الحدين. زائداً c2 على 2
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Acesta este momentul cand oamenii chiar fac treaba, cand nimeni nu-i deranjeaza, cand nimeni nu-i intrerupe.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Ahí es cuando la gente logra terminar las cosas, cuando nadie les molesta, cuando nadie les interrumpe.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Det är då folk får saker och ting gjorda, när de inte blir störda eller avbrutna.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.É quando as pessoas fazem coisas, quando ninguém as incomodas, ninguém as interrompe.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.È qui che la gente riesce realmente a lavorare quando non viene disturbata, non viene interrotta.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Ilyenkor oldódnak meg a dolgok, amikor senki nem zavarja, szakítja meg az embert.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.사람들이 실제로 일을 할 수 있는 때는 누구도 그 사람들을 귀찮게 하거나 방해하지 않는 때입니다.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Ljudje naredijo stvari, ko jih nihče ne moti, jih ne prekinja.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Ludzie naprawdę pracują kiedy nikt im nie przeszkadza.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Mensen krijgen echt wat af, wanneer niemand hen lastig valt, als niemand ze stoort.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Når folk faktisk bliver færdige med arbejdet, så skyldes det, at ingen generer eller forstyrrer dem.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Takhle totiž lidi opravdu něco udělají, když je nikdo neotravuje, když je nic neruší.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Takto totižto ľudia niečo spravia, ak ich nikto neotravuje, a nič ich nevyrušuje.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Именно в это время люди выполняют работу, когда никто их не отвлекает, не отрывает.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Саме в цей час люди виконують роботу, коли їх не відволікають.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.Тогава хората наистина вършат нещо, когато никой не ги притеснява, когато никой не ги прекъсва.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.זה הזמן שאנשים למעשה מספיקים לעשות דברים, כאשר אף אחד לא מטריד אותם, כאשר אף אחד לא מפריע להם.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.هذا في الواقع ما يفعلونه عند قيامهم بآداء شيء عندما لا أحد يزعجهم , ولا يقاطعهم أحد.
Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar.つまり誰もちょっかいを出したり邪魔をしない 従業員にこんな時間を 4時間与えることは
Bunu da hallettikten sonra bazen karşılaşılan sorular hakkında düşünelim. --Když už jsme tohle vyřešili, podívejme se na jejich otázky.
Bunu da hallettikten sonra bazen karşılaşılan sorular hakkında düşünelim. --Med det på plads kan vi svare på rejsebureauets spørgsmål.
Bunu da hallettikten sonra bazen karşılaşılan sorular hakkında düşünelim. --Mindezek tudatában, válaszoljunk a kérdésükre:
Bunu da hallettikten sonra bazen karşılaşılan sorular hakkında düşünelim. --Сега нека обмислим, какво ни питат?
Bunu hallettik, bunu hallettik, bunu da hallettik. .A teraz musimy jeszcze - uwzględniliśmy ten wyraz, ten wyraz i ten wyraz.
Bunu hallettik, bunu hallettik, bunu da hallettik. .És akkor még foglalkoznunk kell a ... mivel már ezt és ezt és ezt is letudtuk...
Bunu hallettik, bunu hallettik, bunu da hallettik. .ومن ثم سنتعامل-- لقد اوجدنا تلك وتلك، وتلك ايضاً
Buraya kadar bu terimi, bu terimi ve bu terimi hallettik. .Nos, nos eddig már ezt ezt és ezt az értéket le is rendeztük...
Buraya kadar bu terimi, bu terimi ve bu terimi hallettik. .اذاً لقد اوجدنا هذه العبارة، هذه العبارة، وتلك
İlgili Sayfalar