Ana içeriğe geç
Sözlük

hakikaten ile cümle

hakikaten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Karena NATO tidak bisa yakin 100% bahwa Kremlin yang mendalangi penyerangan itu
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Omdat de NAVO niet 100% zeker kon zijn dat het Kremlin daadwerkelijk achter deze aanvallen zat.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Ponieważ NATO nie mogło mieć 100% pewności, że to Kreml stał za tymi atakami.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Porque a NATO não tinha 100% de certeza de que o Kremlin estava de facto por detrás destes ataques.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Потому НАТО не может быть на 100% уверенным, что Кремль организовал эти атаки.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Тъй като НАТО не може да бъде 100% сигурно, че Кремъл стоеше наистина зад тези атаки.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.מפני שנאט"ו לא היתה יכולה להיות בטוחה ב 100% שהקרמלין באמת היה מאחורי המתקפות האלו.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.لأن الحلف لا يمكن أن يكون متأكدا 100 ٪ ان الواقع وراء هذه الهجمات هو الكرملين .
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.関わっているか否か100%の確信は持てなかったからです つまり裏を返せば
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Ich meine wirklich dem Donner in uns selbst zuhören.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Jag menar att verkligen lyssna på åskan inom er.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.여러분 속에 있는 천둥소리를 들어보라는 의미입니다
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Refiro-me a escutar esse trovão dentro de nós mesmos.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Tôi thực sự muốn các bạn lắng nghe tiếng sấm đó trong chính các bạn.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Zastanówcie się, jak odczuwacie w sobie grom.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.אני מתכוונת באמת להקשיב לרעם בתוככם.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.أنا أعني السماع حقاً لذلك الرعد داخل نفوسنا.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.それを拍手で表すんです さあどうぞ
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletler그러니까 제 말은, 이건 비교를 하자면 이 사람은 진짜 대단한 업적을 이룬 선수인거죠
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerTak dla porównania. Ścigałam się z dobrymi sportowcami.
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerאני רק רוצה לתת לכם קנה מידה -- אלו באמת ובתמים אתלטים מעולים,
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerاقصد ان هذا ذلك سيعطيك مقارنة عن قدرات هؤلاء الرياضيين الحقيقين هناك .. ذوي الاحتياجات الخاصة
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerそんな熟練した すごい人がいることが分かったの
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.그래서 가서 진짜로 영화를 찍었어요 영화 역사상 최악의 영화라고 할 수도 있겠지만
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Menoksi! Teimme tosiaan elokuvahistorian huonoimman filmin.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Pojechaliśmy i nakręciliśmy ten film, chyba najgorszy w historii kina.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Y nos fuimos, y lo hicimos, hicimos una película, quizá la peor película en la historia del cine.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Мы уехали и действительно сняли фильм, который, наверное, стал наихудшим в истории кино.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.יצאנו לדרך, ועשינו סרט, שבמקרה היה הסרט הכי גרוע שאי פעם נוצר בהיסטוריה של עשיית סרטים.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.وانطلقنا, وبالفعل قمنا بتصوير الفيلم والذي كان بلا شك أسوأ فيلم تم تصويره على الإطلاق في تاريخ الأفلام
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.それは映画史上 最低の映画でしたが 最高で最上の体験でした
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.A vedação, de facto, criou uma solução para o terror.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı. Bugün barışçıl bir yürüyüşe davetlisiniz.男性:今日 平和的行進に
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Der Zaun ist tatsächlich eine Lösung für den Terror.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Ez a fal valójában megoldást jelentett a terrorra.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Het hek heeft in feite een oplossing gecreëerd voor terreur.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.테러에 대한 해결책으로 만들어 진겁니다.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.La muralla, de hecho, es una solución al terrorismo.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.La recinzione ha effettivamente costituito una soluzione contro il terrorismo.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Płot faktycznie stworzył rozwiązanie dla terroryzmu.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Sebenarnya pagar ini adalah jalan keluar bagi teror.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Ta zeď vytváří řešení teroru.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Thực tế là bức rào chắn là một giải pháp kinh hoàng.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Zidul a creat, de fapt, o soluţie pentru teroare.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Ο φράχτης στην πραγματικότητα προσέφερε μια λύση στη τρομοκρατία.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Оградата, всъщност, създаде решение за терора.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Ограждение фактически решило проблему террора.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.Стіна, насправді, це вирішення терору.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.יצרה פתרון לטרור.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.هو حل للارهاب.
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum. (Gülüşmeler)Tôi không hiểu sao vợ tôi cứ nói tôi không bao giờ nghe cô ấy (Tiếng cười)
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.Ik snap niet waarom mijn vrouw zegt dat ik nooit naar haar luister.
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.전 도대체 왜 항상 제 아내가 자기말을 잘 들어주지 않는다고 투덜대는지 이해가 안됩니다.
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.Не знам защо жена ми казва, че не я слушам.
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.אני לא יודע למה אשתי אומרת, שאני אף פעם לא מקשיב לה. אני לא קולט את זה.
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.لا اعلم لماذا تقول زوجتي انني لا استمع لها ابدا. لم استوعب ذلك
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.(笑)
Evet, hakikaten gelemezmiş zaten.Also ist es äußerst unwahrscheinlich das er kommen wird.
Evet, hakikaten gelemezmiş zaten.Also ist es äußerst unwahrscheinlich dass er kommen wird.
Evet, hakikaten gelemezmiş zaten. -Başka davalarınız var mı? -Özel davalar.Así que no es muy probable que venga. -¿Tienen más juicios?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod