Ana içeriğe geç
Sözlük

hadis ile cümle

hadis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İmam Nevevi bu eserinde, hadisleri konu başlıkları halinde derlemiştir.Mais uma vez o Avaí demonstra sua superioridade no quesito.
Bu hadisler râvilerinin durumuna göre mütevâtir veya âhâd olabilir.Segundo alguns autores, podem também ser Ezequiel ou Amós.
Bu ortamda Kur'an ve Hadis çalışmaları çok ilerlemişti.Este tempo de crescimento e de trabalho missionário foi fugaz.
Ebû Dâvud her konuda en kuvvetli olan hadisleri zikretmiştir.Ezequias, pois, prosperou em todas as suas obras."
Şehir bu hadiseden sonra önemini yitirmiştir.Depois disso, a ilha perdeu a sua importância militar.
Kendisinden 130 hadis rivayet edilmiştir.Contou com 130 episódios.
Kadınların özellikle hadis ilmine yöneldiği görüldü.Mulheres foram especialmente atraídas ao movimento.
Bu dönem "İnkıta-ı Vahy" hadisesi olarak adlandırılır..Ao longo dos anos, esta observação foi considerada como a origem do apelido "No-Name Defense".
Bir hadise göre Muhammed, Deccal'a denk gelen, ona karşı Kehf Suresini okusun dediğine inanılır.Três exemplos são: É dito que ao ouvir seu pai recitando, Hafez memorizou o Corão em sua tenra idade.
Birkaç gün evvel küçük bir hadise olmuş.Lá passaram semanas, até que houve um problema.
Onun eseri hadis edebiyâtı içinde oldukça önemli bir yere sâhip olan Sünen türünün ilki kabul edilmektedir.O seu sistema de pensamento foi lá consubstanciado em algo de mais marcadamente original.
Sahabelerin pek çoğunu görmüş ve onlardan hadis dinlemiştir.Bij de meeste van hen vallen de schellen daarop van de ogen.
Bu, Montreal Screwjob hadisesini andıran bir olaydı.Deze gebeurtenis kreeg de naam Montreal Screwjob.
"Milk Chocolate Girl", Hadise'nin ilk albümü Sweat'ten çıkan üçüncü single'dır.Milk Chocolate Girl was de derde single van Hadise uit haar debuutalbum Sweat.
Biz bu Hadise inanıyoruz.Dat verhaal geloven ze wel.
Tahrîmen mekrûh: Dinde ayetlerin yorumlanması veya hadislere göre yapılmaması istenen şeydir.Degene die een van de verhalen hoort of reciteert zal van zijn zonden bevrijd worden.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.Zo'n helder beeld is duidelijk (distincta) of onduidelijk (confusa).
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Zij waren een bron van eindeloze twisten tussen de vorsten die daarop aanspraak maakten.
TRT Ekim 2008'de Hadise'yi seçmiştir.Ze werd hiervoor intern geselecteerd door TRT in oktober 2008.
Gösterinin uzmanları Hadise ve Christer Björkman olmuştur.Tijdens de finale waren de experten Hadise en Christer Björkman.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Zij waren zonder eten of drinken ingesloten geweest.
Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.En dat terwijl schaapherders bekendstonden om hun kuisheid.
142 hadis rivayet etti.142 Loosduinen op eigen benen.
Ancak hadislere göre bekarlara 100 sopa evlilere ise recm cezası verilir.Over het bedelaarshuis merkt hij op dat de honderd gedetineerden een goede behandeling genieten.
Kur'ân âyetlerinin bir kısmı bir hadise veya bir sorun üzerine inmiştir.Een ander heikel discussiepunt was de geschapen of ongeschapen Koran.
Pip, bu hadiseyi çabucak unutur.Direct sloot Quick zich hierbij aan.
Kendisinden 130 hadis rivayet edilmiştir.Van zijn hand zijn 130 exlibris bekend.
En meşhurları hadis rivayetleri ile bilinen Ebu Hureyre'dir.De bekendste soort is de longan (Dimocarpus longan), bekend vanwege de eetbare vruchten.
Ayetleri hadislerden yararlanarak tefsir etmiştir.Zij lieten de standbeelden (moai) op Paaseiland na.
Güvenilir bir Hadis der ki: 'Yahudiler sizle savaşacak, ama siz onlara hakim olacaksınız.'Hij zei: 'Dirty Jewish face, I will kill you.
Hadisleri Kur'an-ı Kerime göre yorumladığı ise kendisi hakkında bilinen yanlışlardandır.De échte openbaring werd bewaard door degenen die de hele Koran uit hun hoofd kenden.
Bununla birlikte hadisin senedinde bulunan Sâlih b.De B-kant werd gevormd door (opnieuw) How Dare You.
Ancak bu hadislerin doğruluğu tartışılır.De echtheid van deze claim wordt echter in twijfel getrokken.
Kubbe ve çevresi ayet ve hadislerle yazılıdır.Het middelste gezicht staat voor wijsheid en is omgeven door kracht en autoreit.
Bu sıfatlar ezeli ve ebedi midirler, yoksa hadis (sonradan olma, yaratılmış) mıdırlar.Dit doen zij door bijvoorbeeld te huilen of nabijheid van vaste verzorgers te zoeken.
Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır.Zij wenkte hem haar te volgen en zij leidde hem naar het weiland waar zij het eerst was verschenen.
Hadislerin aktarılması ve derlenmesi, ilk dönemden itibaren üzerinde hassasiyetle durulan bir konu olmuştur.Het terugfokken van het oerrund was evenwel vanaf het begin een wetenschappelijk omstreden zaak.
Müctehid, Kur'an-ı Kerim'den ve Hadis-i şeriflerden dini hüküm çıkarabilme kudretine hâiz bulunan kimsedir.Moellah (ملا) geestelijke die de Koran, de Ahadith en de fiqh intensief heeft bestudeerd.
Hadisi şeriflerdede böyle bir öğretiye doğrudan rastlanmamaktadır.Een professor in de erfelijkheidsleer kan zoiets niet ontgaan.
Söz konusu hadis şudur: ...Deze strofe luidt:
Bunlar için hadislerin herhangi bir dînî değeri yoktur.Czyż i poganie tego nie czynią?
Konuyla ilgili âyet ve hadisler aşağıdadır: "Ey iman edenler!Po wyprawie dowodzący nimi Huzajfa Ibn al-Jaman miał zwrócić się do Usmana: "O Przywódco Wiernych!
Şeyhülhadis: Kendisinden hadis rivayet olunan kişidir.Miał on być władcą, który został zesłany do stanu mniszego.
Bu, Montreal Screwjob hadisesini andıran bir olaydı.Był kluczową postacią w incydencie zwanym Montreal Screwjob.
Söz konusu surenin inişine dair hadisi peygamberin eşlerinden Aişe anlatmış, Urve nakletmiştir.Oto Prorok powierzył w tajemnicy jednej ze swoich żon pewną historię.
Hadislerde erkeğin bekâretine dair bir bilgiye rastlanmaz.W samej Księdze jednak nic nie wspomniano na temat pochodzenia mężczyzn.
Fakat Dede Efendi'nin başına ilginç hadiseler geliyor.Z osobą księdza Misiałowicza wiąże się niezwykłe wydarzenie.
İşte bu esir ve hadise üzerine Yegüsey Bahadır oğluna Temuçin adını verdi.Ówczesny król Gejza I na jego cześć nazwał swego syna tym imieniem.
Fakat bu hadisenin Osmanlı Devleti için fazla önemi yoktur.I na tym polu Ira także nie ma się czego wstydzić.
Hadise ise ünlü “Torlakyan Davası” olarak tarihe geçer.Wydaje się ona znajdować również uzasadnienie w przebiegu tzw. incydentu riazańskiego.
80’den fazla hadis rivayet etti, birçok da talebe yetiştirdi.Nazwał przeszło 80 odmian, zarejestrował ponad 60.
Savaşın hemen akabinde, Yugoslavya ile Müttefikler arasında birkaç silahlı çatışma hadisesi yaşanmıştı.Już po wojnie doszło do kilku incydentów zbrojnych pomiędzy Jugosławią a aliantami zachodnimi.
Bazı hadis yazarları kendi külliyatlarına sahih ismini vermişlerdir.Zresztą, wielu autorów wybiera pseudonim właśnie dla wygody.
Annesi Maria Magdalena Snellman bu hadiseden bir sene sonra hayata gözlerini yumdu.Płacząca Maria Magdalena skrywa swoją twarz.
Bu hadise sadece birkaç dokümanda gözükmektedir.Utwór ten występuje w kilku wersjach.
Hadis değil.Nie jest strojony.
Erişim tarihi: 2017-02-15. ^ "Uydurma hadisler".Data dostępu: 2017-02-15 Mały słownik zoologiczny: ryby.
Ancak bu konuda bazı hadisler mevcuttur.Jeszcze obecnie istnieją tutaj szałasy.
Hadislerde ise erkekte göbekten diz kapağına kadar olan bölge avret sayılır.U mężczyzn - obszar od pępka do kolan.
O, hadisi “Sahihu'l-Cami üs-Sağir” kitabında da sahih hesap etmiştir.Guds Rättighet) nedtecknades av Bahá'u'lláh i Den Allra Heligaste Boken (Kitáb-i-Aqdas).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod