ha ile cümle

ha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Hata yaptığı için ona gülme.Don't laugh at him for making a mistake.
Hatalar yapmak her zaman yanlış değildir.To make mistakes is not always wrong.
Hatayı yapan sendin.It was you that made the mistake!
Eğer varsa hataları düzeltin.Correct the errors if there are any.
Hatalar yapmaktan korkmayın.Don't be afraid of making mistakes.
Hata hakkında çok üzgünüm.I'm very sorry about the mistake.
Hatalar yapmayacaksın.You won't make mistakes.
Hatayı düzeltin ve dosyayı Bay Luxemburg'a iade edin.Correct the mistake and return the file to Mr Luxemburg.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Hatalarını asla kabul etmemen saçma.It's absurd never to admit your mistakes.
Hata yapmak insanidir, affetmek tanrısal.To err is human, to forgive divine.
Hatalara karşı en üst düzeyde dikkat edelim.Let's take the utmost caution against errors.
Hata yapma konusunda endişelenmeyin.Don't worry about making mistakes.
Hata yapma.Don't make a mistake.
Hataların sayısı en fazla ondur.The number of mistakes is ten at most.
Bu yaygın bir hatadır.It's a common mistake.
O yaygın bir hata.It's a common mistake.
Eğer varsa hataları düzelt.Correct errors, if any.
Bir hata yapıldı.An error was made.
Bir hata var gibi görünüyor.There appears to have been a mistake.
Yakında banyo onun girmesi için yeterince harikaydı.Soon the bath was cool enough for him to get into.
Yakında hava açacak.It's going to clear up soon.
Turist danışma merkezi isteyen herkese bir şehir haritası verdi.The tourist information center gave a city map to whoever asked it.
İnsanlar basit deneyimlerle birçok hatadan kaçınabilirlerdi.People could have avoided many mistakes by simple experiments.
Hemşireler, hasta insanlarla ilgilenirler.Nurses attend sick people.
Hoş kokular hafif rüzgârlarla yayılır.Sweet scents are borne on soft breezes.
Çevre kirlenmesi anormal hava koşullarına neden oluyor.Environmental pollution is causing abnormal weather conditions.
Hasta gözleri kapalı yatakta yatıyordu.The patient was lying in the bed with his eyes closed.
Hasta her gün toparlanıyordu.The patient was recovering daily.
Hasta her gün iyileşiyordu.The patient was recovering daily.
Hasta sürekli iyileşiyor.The patient is steadily recovering.
Hasta hastaneden taburcu edildi.The patient was discharged from hospital.
Doktor hastanın sadece birkaç günlük ömrü olduğunu vurguladı.The doctor emphasized that the patient had only a few days.
Hasta azar azar iyileşti.The patient got better little by little.
Hasta şimdi tehlikeyi atlattı.The patient is out of danger now.
Hastaya izin verildi.The patient was allowed up.
Hasta yakında sağlığına kavuşacak.The patient will soon recover from his illness.
Hasta yakında hastalığını atlatacak.The patient will soon recover from his illness.
Hasta yardım almanın ötesindeydi, onun için doktorlar daha fazlasını yapamadı.The patient was quite beyond help, so that the doctors could do no more.
Hastalar çoğunlukla sadece hastalıklarına boyun eğdikleri için ölürler.Patients often die simply because they yield to their diseases.
Hastanın durumu daha iyiye doğru yöneldi.The condition of the patient turned for the better.
Hastanın hayatı tehlike altında idi.The patient's life was in danger.
Hastanın durumu günden güne değişiyor.The patient's condition changes from day to day.
Hastaların durumu her gün değişir.The condition of the patients changes every day.
Hasta ümitsiz bir hasta.The patient is sick beyond all hope.
Hastanın iyileşme umudu yok.The patient is sick beyond all hope.
Hastaya hemen ilaç verin.Give medicine to the patient right away.
Hastanın iyileşeceğine dair kesin bir şey söyleyemem.I cannot say for certain that the patient will recover.
Sanırım faturamda bir hata var.I think there's a mistake in my bill.
Bir soğuk hava dalgası Avrupa'yı vurdu.A cold spell gripped Europe.
Bir soğuk hava dalgası Japonya üzerinden geçti.A cold wave passed over Japan.
Soğuk hava yaprakları kızıllaştırdı.The cold weather has turned the leaves red.
Hava soğuktu ve üstelik rüzgarlıydı.It was cold, and in addition, it was windy.
Soğuk hava üç hafta devam etti.The cold weather continued for three weeks.
Bahar soğuk kıştan sonra ılıman hava getirir.Spring brings mild weather after the cold winter.
Soğuk havada dışarıya nefes verdiğinde nefesini görebilirsin.When you breathe out in cold weather, you can see your breath.
Soğuk hava geliyor.Cold weather is coming.
Uzun bir soğuk hava dönemi geçirdik.We have had a long spell of cold weather.
Hava soğuk. Paltonu getirmemen aptallık.It's cold. It was foolish of you not to bring your coat.

İlgili Sayfalar