ha ile cümle
ha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kitabı kütüphaneye iade ettiğimi hatırlıyorum.I remember returning the book to the library.
Kitap hakkındaki yorumları olumluydu.His comments about the book were favorable.
Kitap hakkında ne düşünüyorsun?What do you think about the book?
Çiftlikte yaklaşık 500 büyükbaş hayvan var.There are about 500 cattle on the ranch.
Sürgün, evinin hasretini çekiyordu.The exile yearned for his home.
Yasa hâlâ yürürlüktedir.The law is still in effect.
Hazinenin dağdaki gizli bir yerde yattığına inanılıyor.The treasure is believed to lie hidden somewhere in the mountain.
Hazinelerin nerede saklandığı bilinmemektedir.It isn't known where the treasures were hidden.
Haber metni tüm ülkeye yayıldı.The news report spread all over the country.
Annesi oğlu hakkında ne yapacağını bilmiyordu.The mother didn't know what to do with her son.
Anne hala çocuğunun ölümü üzerine yas tutuyor.The mother was still grieving over her child's death.
Anne, çocuklarının geleceği hakkında çok endişelidir.The mother is very anxious about her children future.
Asker bacağından yaralanmıştı ve hareket edemiyordu.The soldier was wounded in the leg and couldn't move.
Asker yaralarını hafife aldı.The soldier made light of his wounds.
Askerler vatan haini çıktı.The soldiers turned traitor.
İfade insanlara hakaret etmek anlamına gelir.The phrase is meant to insult people.
İnsanlara hakaret amaçlı bir ifade.The phrase is meant to insult people.
Bu cümlenin dil bilgisi hataları yok.The sentence is free from grammatical mistakes.
Bu nesne su üzerinde yüzmek için yeterince hafif.The substance is light enough to float on the water.
Ben bir zamanlar hikayeyi duyduğumu hatırlıyorum.I remember hearing the story once.
Hikaye hayret verici olaylarla doluydu.The story was full of marvelous happenings.
Birlikler cephe hatlarından çekildiler.The troops were retired from the front lines.
Oda, güzel bir göl manzarasına hakim.The room commands a fine view of the lake.
Odanın sıcacık bir havası vardı.The room had a nice cozy feel.
Oda, taşımamız için hazırdır.The room is ready for us to move into.
Oda şimdi sizin için hazırdır.The room is now ready for you.
O, kızının erkek arkadaşını kabul etmek için hiçbir çaba harcamadı.He made no effort to accept his daughter's boyfriend.
Hanımefendi iyi bir aileden geliyordu.The lady came from a good family.
Doktorlar çifti kınamakta hatalıydılar.The doctors were wrong to condemn the couple.
Çift, sonuna kadar mutlu bir hayat yaşadı.The couple lived a happy life to the end.
Çift mutlu bir hayat sürdü.The couple led a happy life.
Çift, evlerini dekore etmek için çok para harcadı.The couple spent a lot of money on furnishing their house.
Emlakçı, Ginza'daki harcamalarında savurgandı.The real estate broker was lavish in his spending in Ginza.
Hasta adam sürekli dikkat gerektiriyordu.The sick man required constant attention.
Hasta adamın hayatı tehlikede.The sick man's life is in danger.
Bu hastalık tedavi edilemez.That disease is incurable.
Hastalığın etkileri ciddi değildi.The effects of the illness were not serious.
Hasta kadın henüz hiçbir şey yiyemiyor.The sick woman cannot eat just anything.
Hastalığın ilk belirtileri ateş ve boğaz ağrısı.The initial symptoms of the disease are fever and sore throat.
Hasta çocuk her gün biraz daha güçleniyor.The sick boy is growing stronger each day.
Hastalık Mike'ı yürüyemez durumda bıraktı.The disease left Mike unable to walk.
Hastalığın hızlıca yayılmasını önlemek kolay bir görev değildi.To prevent the disease from spreading quickly was not an easy task.
Hastane geçen ay açıldı.The hospital opened last month.
Gökyüzünün harika rengi az sonra yok oldu.The beautiful color of the sky soon faded away.
Uçak Narita Havalimanı'na indi.The airplane landed at Narita Airport.
Uçak şimdiye kadar Kansai Havaalanına varmalıydı.The plane should have arrived at Kansai Airport by now.
Uçak artık kullanıma hazırdır.The plane is now operational.
Uçak tam dokuzda havalandı.The plane took off at exactly nine o'clock.
Trajik haber, annesini delirtti.The tragic news drove his mother mad.
Trajedi tekrarlanmaması için hatırlanmalı.The tragedy must be remembered so that it is not repeated.
Üzücü haberi ona söylemek bana kalmış.It is up to me to tell the sad news to her.
O program iki haftada bir yayınlanır.That program is broadcast every other week.
Bunu yapma hakkına sahip olduğumdan eminim.I'm sure I have the right number.
O gece hava çok sıcak ve nemliydi.It was very sultry that night.
Suçlu halen kaçak.The criminal is still at large.
Suçlu hâlâ serbest.The criminal is still at large.
Suçlu hâlâ dışarıda.The criminal is still at large.
Suç hakkında dinlemek korkunçtu.It was horrible to hear about the crime.
Vatan haini, vatandaşlığından mahrum edildi.The traitor was deprived of his citizenship.
Kutu bir çocuğun taşıması için yeterince hafif.The box is light enough for a child to carry.