İmam Taki, İmam Naki bu yolun erenleri, Velayetin gözü nuru Can Hasan-ül Askeri.Erkennst du diese Pflichten an, dann bist du wahrer Soldat deiner Idee.
Ebon Hawk hasar almıştır ve nasıl hasar aldıgı bilinmiyordur.Shaun ist am Boden zerstört und weiß nicht, was er tun soll.
Yunanistan'ın İstanköy Adası'nda ciddi hasarlar meydana geldi.Schwere Schäden gab es auch in den Häfen der Insel.
Gözdeki bu hasar özellikle denizde veya yerde kar olduğunda risk taşır.Dort kondensiert es, worauf es vorwiegend als Regen oder Schneefall wieder auf die Erdoberfläche gelangt.
Aksaray'ı geçtikten sonra Hasan Dağı'na iki yoldan ulaşabilirsiniz.Über zwei Waldwege kann man nach Berghausen gelangen.
Mevcut bakan Zakir Hasanov'dur.Der aktuelle Botschafter ist Ramin Hasanov.
Açılan ateş sonucunda gemilerde bir hasar oluşmadığı gibi, can kaybı ve yaralanmada olmadı.Zum Zeitpunkt des Feuerausbruchs befand sich niemand an Bord, es gab keine Verletzten.
Hasat el ile günün erken saatlerde yapılır.Die Eiablage findet täglich in den frühen Morgenstunden statt.
Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.Auch ein ungeborenes Kind kann in seiner Gesundheit geschädigt werden.
Sarayın bir bölümü 1972 yılında çıkan bir yangından ötürü hasar görmüştür.1972 wurde die Halle durch einen Brand beschädigt.
Saldırıda iki savaş gemisi ve bir refakat gemisi ağır hasar gördü.Dabei werden zwei Besatzungsmitglieder getötet und das Boot schwer beschädigt.
Hasandede’de bir ilköğretim okulu, bir de lise bulunmaktadır.Auch hier gibt es eine Grundschule, ebenso in Lautém.
Temmuz başından itibaren hasat edilmeye başlanır.Sie kommen ab Juli aus den Bauen.
Çerkes Hasan yakalanana kadar 5 kişi ölü yatıyordu.Beim Untergang der Carpathia kamen fünf Menschen ums Leben.
Selden kaynaklanan hasarlar önemsizdi.Les dommages causés par l’inondation étaient négligeables.
Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.De ce mariage naîtront deux filles (Güzel et Su) et un fils (Hasan).
2005 yılında , 50.000 personel Peru'da hasat ve işleme sağlamaktadır.En 2005, environ 50 000 personnes assuraient la récolte et la transformation au Pérou.
1945'te heykel bir Amerikan topçu mermisi tarafından ağır hasara uğratılmıştı.En 1945, la statue a été gravement endommagée par un obus de l'artillerie américaine.
Hafif kruvazör Honolulu hasar aldı ama görevine devam etti.Le croiseur léger USS Honolulu fut endommagé mais resta en service.
Bunun dışında arabalar hiçbir şekilde hasar almamaktadır.De plus, les voitures ne peuvent être endommagées.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Ne vous matinée (mutinez) pas contre vos parents ».
Ancak kısa zamanda bu hasarlar onarılmıştır.Ces dégâts ont été rapidement réparés.
Vergiler yüksekti, hasatın yaklaşık %40'ını oluşturuyordu.Les impôts sont élevés, environ 40 % de la récolte.
Pellervo (veya Sampsa Pellervoinen), hasat tanrısı.Pellervo (ou Sampsa Pellervoinen), dieu des moissons.
Kınalızade Hasan Çelebi, (d.Shō Hakua (白亜 翔(はくあ しょう), Hakua Shō?)
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.Il est marié à Argie (fille d'Adraste), de qui il a Thersandre, Adraste et Timéas.
Suyla temas halinde hasar alırlar.On y observe encore les dommages liés à l’eau.
Erken hasat olmasını sağlar.Elle donne un fourrage précoce.
Hasat sezonunda çiftçiler günlerinin büyük bir bölümünü meyveleri elle toplayarak geçirirler.Lors de la récolte, les cultivateurs passent la plupart de leur journée à cueillir les baies à la main.
Mevcut bakan Zakir Hasanov'dur.Le ministre de la Défense actuel est Zakir Hassanov,.
Toprakla uğraşan helotlardan hasatın (ἀποφορά / apophorá) belirli bir yüzdesini teslim etmeleri istenirdi.Ils doivent donner une part de leurs récoltes (ἀποφορά / apophóra).
Eylül ayı sonlarında hasat edilir.Pire, il se brisa fin septembre.
Yaralanmalar ve maddi hasar meydana geldi.Il y a des blessés et des dégâts matériels.
Bu kısım Fransız devrimi sonrasında hasar görmüş ve Viollet-le-Duc tarafından yeniden tasarlanmıştır.Ce vitrail endommagé au moment de la Révolution a été restauré par Eugène Viollet-le-Duc.
Bir başka dezavantaj ise, yüklenen verilerin zaman zaman, bir kısmında hasar meydana gelebilmektedir.La plupart ne sont en eux-mêmes qu'un signe de la mort, associé d'une façon ou d'une autre au diable.
Gemi dibe oturur ve büyük hasar almıştır.Le bateau se tord et est endommagé.
Zırhlının 15 inchlik (381 mm.) topları ağır hasarlar meydana getirmiştir.Les canons de 381 mm des 3 cuirassés causent d'énormes dégâts.
Daha sonra Hasankeyf ilçesine atanmıştır.Il est ensuite purifié par sublimation.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Les deux tiers de la ville sont en flammes, la moitié des maisons détruites.
1894'teki depremde bu binanın hasar görmesi sebebiyle 1897'de günümüzdeki binaya geçiş yapıldı.Ce bâtiment étant endommagé lors du séisme de 1894, on a passé en 1897 au bâtiment actuel.
Hasan onları yendi.Hamada a gagné.
Ve peygamberin torunu, Hasan bin Ali dedi ki: Amca, Resulullah ile karşılaşacağın güne kadar sabret.Jâbir bin ‘Abdullah a dit: « J’ai vu le Messager d’Allah pendant son pèlerinage (Hajj), le jour de ‘Arafah.
Ancak Hasan Nasrallah sağ olarak kurtulmayı başardı.Par contre, Naseem Hamed s’en est échappé indemne.
Kendisine düzenlenen bir suikastta beyni ağır hasarlara uğramıştı.On craignait qu'il ne souffre de blessures graves du cerveau.
Karayolunun bir uzantısı, İslamabad'ın batısında, Hasan Abdal'daki Grand Trunk Yolu ile birleşir.Un tronçon supplémentaire relie la route au Grand Trunk Road à Hasan Abdal, à l’ouest d’Islamabad.
Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir.Le tsunami de 2004 a causé d'importants dommages dans la zone.
Yangında hasar gördü.Il périt dans l’incendie.
Hasan Sırrı.Le Secret de Darlan.
Bu sebeple kötü inşa edilmiş olan binalar fazla hasar gördü.Les bâtiments très mal entretenus subissent beaucoup de dégradations.
Sohrab: Hasan'ın oğludur.Sohrab Fils de Hassan.
Diğer çeşitli kiliseler ve binalar hasar gördü.L'église et plusieurs maisons sont détruites.
Her şeye rağmen vagonlardan biri, Holiday Inn hoteli’nin bürosuna dalarak şiddetli yapısal hasara sebep oldu.Ces actes leur ont valu d'être interdits d'hôtels Holiday Inn,.
Gözdeki bu hasar özellikle denizde veya yerde kar olduğunda risk taşır.Fais très attention quand tu sors, surtout s'il y a de la neige.
USS Cassin muhribi alabora oldu ve muhrip Downes ciddi hasar gördü.Le destroyer USS Cassin chavira et le destroyer USS Downes fut sérieusement endommagé.
Hasan Yıldız.Ail Étoile de Perse.
Bir süre sonra Hasan'ın öldüğü haberini duyarlar.Ils reçoivent alors la nouvelle de la mort d'Hasan Kûtchek.
Onar gün aralıkla tek tohumdan birden çok hasat yapılabilir.Toutefois, il arrive qu'une chienne n'ait ses chaleurs qu'une fois par an.
Hava kordonu, 1990'ların ortasında ciddi bir hasar gördü ama onarıldı.Taloubet Z est sérieusement blessé mi-2014, mais se remet.
Ve ayrıca iki döşemeye de hasar vermişti.Il endommagea également deux autres bâtiments.
Fakat bunca hasara rağmen hiçbir can kaybı olmadı.Malgré ce contretemps, il n'y eut aucune défection.